Son Yazıları : | Bir Bono vardı; çek -senet oldu! | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi |
Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine)
Kalsınlar mı, gitsinler mi tartışması 10 yıldır sürüyordu. Sonunda büyük bölümü gitti. Güllük Körfezi’nin de yüzü güldü.
Balık çiftliklerinden söz ediyorum.
Çipura ve Levrek üretiminde modern bir yöntem uygulamadılar. Kıyıda kurdukları derme çatma gecekondularda işçisini yatıran, ağır kokulu balık yemlerini gelişi güzel depolayan, denizdeki kafesleri bakımsız çiftliklerdi çoğu. Akbük’deki bir komşumun, Su ürünleri Mühendisi olan oğlunun anlattıkları dün gibi aklımda. Bin bir umutla iş arayan gence, “ Ne mühendisi koçum…Balık denizde, sabah öğle yem atacaksan gel” diyen bir zihniyet egemendi bu çiftliklerde. Bizdekileri, Norveç’dekilerle karşılaştırmamak lazım.
Ağır bir kirliliğe yol açtıkları gibi çiftliklere yanaşan teknelerin kasıtlı olarak sintinelerini boşaltmaları, turizmcilerin ve yazlıkçıların tepkisinin çok sert olmasına yol açtı. Mahkemelere bile düştüler.
Umarım gittikleri açık sularda bilimsel metotları hayata geçirir, denize ve çevreye biraz saygılı olurlar. Ben bu çiftlikler sayesinde fakir fukaranın Çipura ve Levrek’in adını öğrendiğini biliyorum. Denizin az avlanan bu balıklarını yetiştirip ekonomiye katkıda bulundular. Ama akıntının bol olduğu açık sular yerine koyları ve kolayı tercih edip,sanki tavuk yemler gibi(bu tanımlama profesyonel bir balıkçıya ait)sulu çiftlik işletmeye kalkınca kıyamet koptu.
Burada bir uzmanın çarpıcı tespitini aktarayım. Anadolu tarımı genelinde ne yazık ki modern yöntemleri uygulamıyor… Tarlalar, bahçeler, ağıllar ilkel yöntemlerle ucuz yoldan para kazandıracak şekilde işletilir. Fakir köylünün önüne düşen kooperatiflerin yöneticileri 1950 -80’li yıllarda Komünizm propagandası yapılıyor diye olmadık cezalara çarptırılmışlardır. Toprağı işleyemeyen,cılız büyükbaş hayvan yetiştirmeyi marifet sayan köylü zihniyeti,denizlerde balık çiftliği işletmeyi mi başaracaktı?.Olmadı işte.. Tabii örnek tesisler,tarlalar,çiftlikler için sözümüz meclisten dışarı.Ancak bunların sayısı çok az.
Neyse çoğu gitti, azı kaldı. Ege, dipten gelen bir tehlikeyi daha bertaraf etti. Az sayıdaki kafesin de bu yıl içinde sökülmesi bekleniyor. Denizde gözle görülür bir temizlik var. Güzelim deniz kirini pasını nasıl da temizliyor, İnsan hayret ediyor…Demek ki , 10 yıl süreyle içine s…. maz ise deniz, Zeus dönemindeki bekaretini belki yeniden elde edecek!
ASIL BÜYÜK TEHLİKE “YAPILAŞMA”
Söke Ovası’nı geçtikten sonra bir tepeye yaklaşırsınız. Tepenin sonunda Akbük kavşağı vardır. Yerleşimin bulunmadığı denize 10 kilometre mesafedeki Akbük Kavşağı’na, TOKİ 4 blok apartman dikmiş. Yüzlerce daire alıcı bekliyor. Manzarası da rüzgar gülleri bu konutların.Yani sağı boş,solu boş.. Dağın başında neden konut mezarlığı yaratılır anlamak mümkün değil. TOKİ belki de Ege’de yeni köy ve beldeler ortaya çıkarmaya çabalıyor!
Ancak Güllük Körfezi’nin çevresi yapılar mezarlığı zaten. Başta İngilizler olmak üzere Avrupalı emeklilere yönelik konut seferberliğinde tam bir hüsran yaşanıyor.” Avrupa’daki ekonomik kriz Didim ve çevresini vurdu” demek çok doğru olur.
Akbük’ün en güzel koylarından Çamlıkoy’da görenlerin küçük dilini yuttuğu bir yapılar topluluğu var. Deniz kıyısında yükselen yedi katlı apartman yazlıklar nasıl oldu da ruhsat aldı, insan inanamıyor. Yöre halkı inşaatı yapanların arkasının güçlü olduğunu düşünüyor. Yapıcıların, Ankara’dan destek gördüğü dedikoduları var. Arkasındaki ağaçları da yok eden site,ormana gizlenmiş bir katil gibi derin bir sessizlik içinde. Çünkü konutların çoğu satılmamış. Kriz vurgunu İngilizler satın almaktan vazgeçmiş. Güllük çevresinde böyle yapılar çok. Norveçli emekliler için yaptırılacak köyün estirdiği rüzgar da çabuk söndü. Yöreye büyük katkı sağlayacağı söylenen projeden bahseden yok. Emlak uzmanları, “Elin emeklisinin parasıyla çark ancak bu kadar döner,gün gelir birileri çomağı sokuverir, riskin büyük olduğu başından belliydi” diyor. Zaten konut sahibi İngilizler de artık akıllanmışlar, konutlarını kiraya veriyorlar.
ORGANİK ÜRÜNLERE HÜCUM!
Malum sadece bizde değil tüm dünyada bir organik ürün çılgınlığı yaşanıyor. Sebze,meyve ve her türlü ot, artık bir ilaç gibi muamele görüyor. Ege pazarları çok şaşırtıcı. İnsan tezgahların arasında dolaşırken “Pazara mı geldik yoksa eczaneyi mi?” diye düşünüyor doğrusu!
Her yeşil ürünün başında “Mucize”, “No kimyasal”, “Doğanın hası”,”Her derde deva” etiketlerine bak baka “Salatamızı bugün hangi ilaçlardan yapılım” kararını vermeye çalışıyoruz.
İşin gırgırı bir yana organik ürün avcılarına dikkat çekmek istiyorum. Bazı firmaların temsilcileri olan bu kişiler, köy köy, pazar pazar dolaşarak topladıkları ürünleri büyük kentlerde yüksek fiyatla satıyorlarmış. Ege’nin ucuzluğu ve taze ürünleriyle ünlü pazarlarına mal getiren üreticiler, bu fiyatları biliyorlar ve bu etiketlere yansıyor.
Güllük’e yakından bakınca böyle..Ayrı kaldığım zamanda gözüm hep arkamda kalıyor,kalbimi zaten orada bırakıyorum.
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Bir Bono vardı; çek -senet oldu! 09.09.2010
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009




































