Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Kültür başkentinde havadan görüntüler

Kültür başkentinde havadan görüntüler

Bu fotoğraftaki saat kulesini meraklıları dışında kimseler bilmez. Bile bile bir liman avlusuna hapsedilmiş kayıp zamanların,kayıp saatidir bu kule.

İstanbul’un turizm rehberlerinde adı geçmez, kitaplarda yer almaz. Tarihi eserlerin kıymetinin bilinmediği bir dönemde çevresi Gümrük İşletmesi’nin duvarlarıyla çevrelenmiştir. O da  bir insan yapısı olarak yıllar süren yalnızlığını, saatinin tik taklarıyla  müebbet hapse dönüştürmüş,gelen mallar,giden mallar arasında zamanı saymayı sürdürmüştür.Gel zaman git zaman saati de durmuş,adeta hayata küsmüştür.

Nusretiye Saat Kulesi olarak da bilinir. Giriş katındaki Sultan Abdülmecit'in tuğrası üzerindeki kitabe 1848-49 yıllarını gösterir.Dönemin ünlü mimarları Balyan ailesinin imzasını taşıyan kulenin boyu 15 metredir.Saatin markası ise Zenith’dir. 

Saat Kulesi zamanında deniz kıyısına yaptırılmış ama denizin doldurulmasıyla karaya çekilmiş tekne gibi yapayalnız kalmış sonraları..

Kulenin eskiden 4 cephesinde saat varmış. Bunlar sökülmüş,artık yok, bugün sadece kadranları var. Saatler çalınmış veya başka yerde kullanılmış olabilir..
       
Saat kulesinin ne zamana kadar çalıştığını bilen yok..Uzmanlar,1950'lere kadar çalışmış olabileceğini söylüyor.170 yıldır hiç onarım görmeyen saat kulesi,liman faaliyetleri 2005 yılında durdurulunca akıllara geldi. İstanbul Modern’in  kapısına gelenler,Limandaki Kültür Başkenti etkinliklerine katılanlar   “Bunu buraya kim dikmiş?” sorusunu sorunca Nusretiye Saat Kulesi’nin de geleceği biraz aydınlandı.Ama özlemini duyduğu deniz ile arasında yine koca bir set var.İzmir Konak Meydanı’ndaki Saat Kulesi’ni kıskançlıkla anar anar iç geçirir. İnsan kalabalığını özler,çevresinde dolaşacakların hayalini kurar. Bu hayali Galataport hayata geçirse gerçek olacak,.Öyle görünüyor! 

  Şimdi bu kulenin dönüp bakamadığı sularda bir etkinlik cereyan etti! Cereyan her zaman olduğu gibi İstanbul’u teğet geçti,çarpmadı yani..

   İSTANBUL YELKENLİLERE SIRTINI DÖNDÜ

 16 ülkeden,23 boylu,soylu tarihi yelkenliler boğaz sularında akıp giderken İstanbul farkına varmadı. Yelkenliler,Karaköy’de birkaç gün demirlediler ama 12 milyonluk kente yelkenlileri gezenlerin sayısı bin’i bile geçmedi. Sonra Yelkenliler boğaz sularında akıp geçti..Ne saat kulesi onların farkındaydı,ne de yelkenliler saat kulesinin!..İstanbul’da farkında değildi.. Tarihe küskün yığınların kenti İstanbul’un farkına varmak için herhalde biraz yükselmek lazım..Yani İstanbul havadan farklı görünüyor.(Can dostum Murat Öztürk’ün foto galeri bölümündeki fotoğrafların bakın, farkına varın..)

  Nusretiye Saat Kulesi’nin de tarihi yelkenlilerin de farkına varmalıyız. Bu kentin sırları da var.Meraklıları çok iyi bilir.Ama büyük çoğunluk hiç değilse görünenleri görmeli,farkını farklı kişilere anlatmalı.. 

  İSTANBUL’UN SANAT LİMANI(ama geçici!)

Eski Liman Bölgesi’ndeki antrepolardan 5 numaralı olanı bu yılın sonuna kadar Kültür başkenti etkinliklerine ayrıldı. “Yiğidi öldür hakkını ver”derler ya  bu hükümetin Kültür Başkenti etkinlikleri için elinden gelen çabayı gösterdiği bir gerçek. Ulaştırma Bakanlığı 10 gün içinde tüm işlemleri tamamlayıp koca antrepoyu  sanatın emrine vermiş. Burada dört sergi birden açıldı. En önemlisi “Küçük Kara Balığı-Kuzey ve Güney Kıbrıs’tan Çağdaş Sanat” adını taşıyan sergi. Küskün ada uluslarının bir sanat etkinliğinde bir araya gelmesi önemliydi.Sanat halkların kardeşliğine, işte böyle ışık tutuyor.Sanat Limanı’nın açılışında bildik yüzler vardı. Konuştuğum üniversite öğrencileri Kültür Başkenti etkinliklerinin İstanbul halkını bir türlü kucaklayamadığı konusunda hem fikirdiler. Büyükşehir ve  ilçe belediyelerine büyük görev düşüyor.Öğrenciler halka yönelik her türlü etkinlikte ücretsiz görev almaya hazır.Böyle bir potansiyel neden harekete geçirilmez.İnsan şaşırıyor doğrusu.Önümüz Ramazan ayı..İstanbul’un tarihi kimliği ve sanat etkinlikleri konusunda hiç değilse bu mekanlarda halka bilgi verilebilir. Ayrıca kenti tanıtan broşür ve rehberler dağıtılabilir.İnsanlar;biraz farkına varsın biraz..Başka bir şey istemiyoruz..

Sanat Limanı sergileri gezerken hemen karşısındaki antrepoda dünyanın en ilginç bilim-sanat koleksiyonlarından biri sergileniyor. İnsanın insana bakışı aslında bu sergi..

 Alman Bilim adamı Gunther Von Hagens,200’den fazla insan bedeni parçalarını bilimsel bir yöntemle çürümez hale getirmiş. İçimizi,dışımızı,kan dolaşımını,sinir sistemini, kısaca insan denen mucizeyi gözler önüne sermiş.Hafta sonu olmasına rağmen sergide  7-8 kişi vardı..Birkaçının konuşmasına kulaklarımı kabarttım.Onlar da tıp öğrencisi çıktı. Serginin bileti 20 liraymış.İstanbul’da çoğu kişi cebinden bu parayı verip de sergi gezmez..Okulların tatil olduğu bir dönemde bu serginin açılması biraz garip zaten..Böyle bir sergi Sonbahar  Mevsimi’nde açılıp okullara özel günler düzenlenmeliydi.Planlama denen işi öğrenseydik her şey yolunda giderdi ama bunu bir türlü beceremiyoruz,hemen hemen her alanda..

 

 

 

 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Foto Galeri

Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun