Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Türkiye'deki Avrupalı göçmenler

Türkiye'deki Avrupalı göçmenler

     Dünya’nın tersine dönmesi yakın herhalde..Türkiye göç veren bir ülke olma konumundan önümüzdeki 20 yıl içinde çıkıp,tam tersine göç alan bir ülke konumuna gelebilir.  Türkiye özellikle Avrupa’dan kalıcı olarak gelen emeklilerin istilasıyla karşı karşıya kalabilir.

    Ancak,Türkiye’ye yabancıların gelip yerleşmesi, ne halkın ne de devletin pek umurunda değil. Gelenlerin konut alması hatta iş güç sahibi olması hiç yadırganmıyor.

    Türkiye’nin göçmen politikasızlığından olumlu veya olumsuz dersler çıkarmak mümkün.. Ancak bir araştırmaya göre,en büyük dersi Avrupalıların alması gerekiyor. Göçmenlere olmadık zorluklar çıkaran,zorlukları bazı durumlarda eziyete dönüştüren Avrupa,Türkiye’nin uygulamalarından ders alabilir.

    Bu sonuçları öne süren  araştırmacı Juliette Tolay,Fransız vatandaşı ve  ABD’de yaşıyor..Türkçeyi son derece iyi biliyor, bizim ve komşularımızla ilgili araştırmalar yapıyor.   

    Bu yıl beşincisi verilen Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma ödülünü kazanan  Juliette Tolay, ABD Washington’daki Alman Marshall Fonu bünyesindeki Transatlantik Akademisi’nde araştırma görevlisi. 

   Ödül aldığı araştırmasının başlığı şöyle;”Türkiye’nin Öteki Kültürel Çeşitlilik Tartışması:AB İçin Dersler”

    Tolay, araştırmasında Türkiye’nin geleneksel Kürt,Alevi ve Gayrimüslimlerin sorunları ve toplumsal ilişkileri yerine,ülkeye son 30 yılda gelen yabancılara odaklanmış.

     Yabancılardan öncelikle bir entegrasyon beklemiyor Türkiye..Kalıcı da olsalar,onları turist ve misafir olarak algılıyor.Uyguladığı Liberal Vize Politikası da bunun bir kanıtı.. Geliyor,istediği kadar kalıyor,çıkıyor..Sonra tekrar geliyor..Hiç bir sorun yok..

     “Niçin geldin?, “Ülkende malın mülkün var mı?.. “Ne kadar kalacaksın? sorularıyla kafa şişirmiyor.. Tolay,bu liberal politikanın Avrupa’ya örnek olması gerektiğini düşünüyor..

     Türkiye’de genellikle “AB’ye katılırsak ne gibi sorunlar ortaya çıkar?” sorusu tartışılıyor. Türkiye’nin, AB üyeliğinin Avrupa’daki kültürel çeşitliliğe ve bu yapının yönetilmesine ne şekilde katkı sağlayacağı pek bilinmiyor. Julıette Tolay,olaya tersten bakmış..Türkiye'ye göçü mercek altına almış..sosyo-ekonomik yönden önemli sonuçlar çıkarmış..Ancak Tolay'a göre,Türkiye’ye göç ve ülkedeki yabancılara yönelik araştırmalar yok denecek kadar az..

    Resmi kayıtlara göre,Türkiye’de 250 bin dolayında yabancı yaşıyor. Afrika ve Asya ülkelerinden yasadışı yollarla gelenler bu sayıya dahil değil..Artık Antalya’da Rus,Alanya’da Alman,Didim ve Kuşadası çevresinde ise İngiliz azınlıktan söz edilebilir.

   Konut sahipliğinin yaygın olduğu bazı yerlerde okulları, radyoları var. Hatta Didim’de belediye su faturalarını İngilizce olarak da düzenliyor.Yabancılarla evlilikler de yaygın ve küçümsenmiyor.

  Türklerin yabancılara yaklaşımı bir Cihan İmparatorluğu’nun genlerinde gizli.Türkler,ırkçı değil,yabancı düşmanı değil..Osmanlı, tüm milletleri,azınlıkları ve dinleri nasıl kucakladıysa Cumhuriyet kuşakları da atalarının bu özelliğini genlerinde taşıyor..Ne halk,ne de devlet,yabancı göçünü sorun etmiyor.

   Türkiye bu haliyle 1900’lü yılların ABD’sine benziyor. Göç ülkeyi küresel pazarın önemli bir parçası yaparken, kültürel yönden de çeşitlendiriyor,Batı uygarlığı içinde cazip hale getiriyor..

   Kısacası ders alması gereken bu kez Türkiye değil,.Avrupa..

  

 

 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun