Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz...

İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz...

   İstanbul Boğazı’na üçüncü çelik çengel bu kez Garipçe ve Poyrazköy  üzerinden atılacak. Böylece, İstanbul’un iki köyü daha yok olanlar  kervanına katılarak, tarih sayfalarındaki yerini alacak.Köprü çengelini yiyen iki köy, hızla kentin çok yapılı köylerine dönecek.Ataköy  ve  Mecidiyeköy gibi diğer kent-köylerle kardeş olacak.

   İstanbul’un en eski iki köyü, çok değil üç yıl sonra,rengarenk  balıkçı tekneleri ve avlanan balıklarla  değil, karşılıklı yükselen betonarme binaları ve yapma çiçekli villalarıyla yarışacaklar.

  Anadolu ve Asya yakasının son iki balıkçı köyünde, rüzgar duracak, ağaçlar kesilecek.

   Rüzgarlara isim veren iki köyün balıkçıları, Kırlangıç ve Çaylak fırtınaları için artık gün sayamayacak. Balıkçı teknelerinin bağlandığı barınak ve çekek yerleri, belki bol ışıltılı marinalar olacak.

  BİR GARİP ÖLMÜŞ, GARİPÇELİ OLMUŞ… 

  Garipçe ve Poyrazköy, İstanbul’un çok eski yerleşim yerlerinden.. Garipçe’de Cenevizlilerden kalma 600 yıllık bir kale var. Osmanlılar sonradan buraya boğaz’ın Karadeniz’e açılan kapısını gözetleyen bir de kule yapmışlar. Poyrazköy’deki kale ise 1700’lü yıllarda yine gözetleme amacıyla yapılmış. Burada kurulan deniz üs’sünden  o dönemde boğaz kıyılarını yağmalayan Kazak korsanların peşine düşülmüş.

  Her iki köyün bulunduğu koylar, balıkçı ve denizciler için bir sığınak.

   Garipçe Karadeniz’e tepeden bakan Rumeli Feneri’nden sonra Avrupa yakasında boğazın ikinci köyü.. Fener ile Garipçe arasında boğazdaki sığ sularda kurulan dalyanlar, Garipçe çıkışlı teknelerle kontrol edilir, ağlardan toplanan balıklar köye getirilirmiş. Artık o eski dalyanlar zaten yok. Daha çok Kalkan Balığı için kurulan dalyanlar,Karadeniz’in bu dip balığı yoklara karışınca depolara kaldırılmış..

   Peki köye neden Garipçe denmiş? Garipçeli yaşlılara göre, köyün yıllar önce, terkedilmiş ve  yalnız bir hali varmış.. köyde de “Garip” çokmuş..Bu yüzden köyün adı Garipçe’ye çıkmış.. Elbette bu bir efsane..

  Garipçe’ye yıllar önce sık sık gidip geldiğimde, yaşlı balıkçıların hem köy, hem de zorlu balık avlarıyla ilgili anlattıkları efsaneleri Kalkan tavalı, rakılı masalarda dinlerdim.

  Garipçeli balıkçılar,yıllar önce 8-10 metrelik tekneleriyle  Karadeniz’in azgın dalgalarına yürürler,günlerce denizde kalır,50-60 Kalkan ile  köye dönerlermiş..Kalkan, Türkiye sularını terk ettiğinde yine bu kemikli balığın peşinden  daha açık sulara yönelmişler.

   Romanya ve Bulgaristan’da da kaçak Kalkan avladığı gerekçesiyle tutuklanan Türk balıkçılarının çoğu Garipçeliydi..Hatta içlerinde ölen ve yaralananlar oldu.

   Karadeniz’de 10 mil açıkta sığ sulara bırakılan Kalkan ağları 10-15 gün sonra toplanıyor. Ambara doldurulan Kalkanlar İstanbul Kumkapı Toptancı Balıkhali’ne getiriliyordu.80’li yıllarda TRT Muhabiri iken böyle bir yolculuğa çıkmış,Karadeniz’in dalgalı sularında balıkçılarla Kalkan heyecanını yaşamıştım.Bulgaristan sahil güvenlik botlarına yakalanmadan Garipçe’ye dönmüştük.

   Yıllar geçti, bazı Garipçeli köylüler,arazilerini site kuran, villa inşa eden yapıcılara sattılar. Bazısı zengin oldu,bazısı da köyü terk etti.

   Şimdi köyün hemen yakınında Üçüncü Köprü’nün ayakları yükselecek. Garipçe yeni Ortaköy olacak. 

   

    KARŞI TARAF;POYRAZKÖY..

   Benim deniz ve balık alemini öğrenmemde Poyrazköy’ün katkısı çok büyük. Burada balıkçı kooperatifinin başkanlığını yapan ve yıllarca köyün de muhtarı olan Metin ağabey sayesinde çok şey öğrendim.Boğaz balıkçılığını konusunda derin bilgiye sahip olan Metin ağabey, amansız hastalığa yenik düştü,köyün Poyraz’ına  karıştı.TRT döneminde yaptığım pek çok haber ve programa katkısı vardı..

 

   Poyrazköy,denizin üstüne adeta yıkılır gibi inen bir yerleşim yeridir. Garipçe’den farkı kumsalı olmasıdır. Anadolu Kavağı’dan yukarı çıkıp Yoros Kalesi’ni geçtikten sonra,uçsuz bucaksız Karadeniz ile kucaklaşan Poyrazköy karşınızdadır.

  Köyün balıkçılarından teknesi küçük olanlar,Lüfer ve Palamut için olta sallarken, büyük balıkçı tekneleri Orkinos avı için Ege’nin yolunu tutar.Poyrazköy sahip olduğu koyla yüzlerce yıldır, tekneleri konuşan kayalardan,azgın dalgalardan korudu(Mitoloji'de böyle geçiyor)

  Poyrazköy’ün yakınlarında da Üçüncü Köprü’nün ayakları yükselecek.Poyrazköy’de yeni Çengelköy olacak. 

  

  Poyrazköy’ün çevresi ormanlarla kaplı. Şimdi bu ormanlarda yeni site-kentler yükselecek. Zaten üçüncü köprü tartışmaları başladığından beri, arazi simsarları köylünün arazisini ucuza aldı. Şimdi yüksek fiyatla satmanın hesabı içinde.

  Üçüncü köprü yapılırsa bu kentin nüfusu 20 milyona çıkacakmış. Kentin sorunları o zaman çözülemez hale gelecek. Camekran’da “Boğazın Köprülü Öyküsü” başlıklı yazımda bu sorunlara değinmiştim.

 Fazla söze gerek yok..bu anlayış sürerse,İstanbul Boğazı  daha çok köprü kaldırır!...

 Şimdi Üçüncü Köprü’ye isim bulma geyikleri yapılıyor.benim de bazı önerilerim var.

  “Orman Delen Köprüsü”

  “İstanbul’u Köysüz Bırakan Köprü”

  “Çıkış Yok Köprüsü”

 “Karayolunu Sevenler Köprüsü”

 Ben bir sırrı sizinle paylaşayım..“Son Köprü”bu olmayacak… Rumeli Feneri-Anadolu Feneri arasında Dördüncü Köprü gelecek.Bu köprü karayolu sevenlere göre,Karadeniz Sahi Yolu’na bağlanarak,Türkiye ve Dünya ekonomisi için yeni imkanlar sağlayacak!

  

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Foto Galeri

Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun