Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Kara Afrika'daki kara Türkler

Kara Afrika'daki kara Türkler

         Türkiye Odaları ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu,bir toplantıda anlatmıştı. Paris’te Havaalanı’nda beklerken,Kenya’ya seyahat eden genç bir Türk işadamına rastlamış..Aralarında şöyle bir sohbet geçmiş.. 

        -Hayrola hemşerim. Ne yapacaksın Afrika’da..

        -Başkanım Kenya’ya gidiyorum kumaş satacağım,İşte satacağım kumaşlardan örnekler  bu bavulda.

        -Peki oradaki bağlantıların sağlam mı? Dil biliyor musun?

        -Bağlantı yok.İngilizce çat pat..

        -Yahu bağlantın yok, dilin yok, Ne yapacaksın oralarda?

        -Başkanım en azından görmüş, tanışmış olurum. Gitmeden iş yapılmıyor.

         Bu işadamının sonunda başarılı olduğunu,Türkiye’de üretilen kumaşları bazı Afrika ülkelerinde pazarladığını öğrenen Hisarcıklıoğlu, “Gitmeden olmuyor” sözünün önemini kavradığını bu sohbetten sonra  daha iyi anladığını söylemişti.

        Her yerde,her zaman olduğu gibi bavulları ilk toplayıp Afrika yoluna dökülenler Kara Türkler oldu,Akıllı ve eğitimli olduğu söylenen paralı Beyaz Türkler ise onları izledi.Kara Türkler,kafalarını sağa sola vura  Orta Asya’da olduğu gibi Afrika’ya da ilk geçidi açtılar. Kimi başarılı oldu,kimi ülkeye de zarar vererek kendisini helak etti.

        Afrika’ya tek tek gidişlerin 20 yıllık,kitle halinde gidişlerin ise 7-8 yıllık geçmişi var..Bireysel başarılar, örgütlü bir çalışmaya dönüşmüş artık. Türkiye, 1998 yılında  “Afrika’ya Açılım Eylem Planı”nı devreye sokmuş ama asıl çalışmalar 2003 yılından sonra başlamış. 2005 yılında ilan edilen “Afrika Yılı” ile ekonomik ilişkiler çok büyük ivme kazanmış.

   Türkiye’nin Kuzey Afrika  dışında kalan ülkelerle 2000 yılında 742 milyon dolar ticaret hacmi,2007 yılında yedi milyar dolara yükselmiş. Bu ticaret hacminin  önümüzdeki 3-4 yıl içinde 30 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.

      DÜNYA KUPASINA HAZIRLANAN GÜNEY AFRİKA

   Dünyada geleceği parlak ülkeler arasında gösterilen Güney Afrika Dünya Kupası için,turizm,spor tesisi inşaatı,altyapı için sekiz milyar doları aşan harcama gerçekleştirdi. Güney Afrikalı işadamları  bu yılın başından beri Türkiye’ye çıkartma yapıyorlar. Önce Turizmciler geldi,Mayıs ayı sonunda da  her alanda iş yapan çoğu siyah başka işadamları.

   Güney Afrika’daki turnuvaya A Milli Futbol Takımı gidebilseydi işin rengi mutlaka farklı olurdu. Ancak yine de bu turnuvayı izlemeye gidecek olan futbol meraklıları mutlaka çıkacaktır. Bu ülke ile Türkiye’nin ticaret hacmi 3,5 milyar doları bulmuş durumda.

   Türkiye’deki Güney Afrika denince akla gelen ilk isim İzmir’de yaşayan bir işadamımız oluyor. Tamer Taşkın, Güney Afrika İzmir Fahri Baş Konsolosu..Fabrikasında sanayi yağları üreten Tamer Taşkın,Güney Afrika ile 80’li yılların sonunda bağlantı kurmuş. Bugün Afrika’da pek çok ağır sanayi kuruluşa yağ satıyor.

  Tamer Taşkın, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu(DEİK) bünyesinde de Türkiye-Güney Afrika İş Konseyi Koordinatör Başkanlığı görevini  üstlenmiş.

  Sahra Altı Afrika ülkelerine giriş basamağı olan ve Afrika’nın en büyük pazarı kabul edilen Güney Afrika, kıtadaki sanayi üretiminin yüzde 40’ına

Sahip..Dünya altın rezervinin yüzde 41’i bu ülkede.

   Tamer Taşkın,  “Sineklerin üzerlerinde uçuştuğu, karnı şiş kara çocuklarla bildiğimiz Afrika’da bir milyar insan yaşıyor,onların da zengini ve zenginliği var.Türkiye bu fırsatları kaçırmamalı” diyor.

   Taşkın’a göre,Güney Afrika bir fırsatlar ülkesi.., ülkenin dev boyutlarda deri kaynakları var .ancak deri işleme ustası yok. Altın ve elmas var ancak.. işleyen usta sayısı az…Bazı Güney Afrikalı işadamları ham ürünleri Türkiye’de işletip Avrupa’ya satıyorlarmış..İnsan bunları öğrenince şaşırıyor,ticaretin gücüne bir kere daha hayret ediyorsun.

   Avrupa’nın, yıllar boyu Afrika’yı acımasızca  sömürdüğü,her türlü zenginliğini  tükettiği bir sır değil. Kara Kıta’ya ırkçılık mikrobunu Batı kurumları taşıdı. İnsanlar bir böcek gibi görüldü. Şimdi Darfur’da insan hakları savunuculuğu yaptığına bakmayın. Çünkü orada petrol var. Üniversite eğitimini Türkiye’de yapan Sudanlı bir işadamı ile toplantı sırasında tanıştım.Bana şunları söyledi;

  “Türkiye gücünün farkında değil.Sadece Kuzey Afrika değil, tüm kıtanın Türkiye ile bir gönül bağlı  olduğunu düşünüyorum. Afrika’da Türk Kültürü yabancı değil.Türk insanı becerikli ve bizlerle çabuk anlaşabiliyor.Çünkü farklı renklerde olmanın bir önemi yok Bir Türk’e göre..Avrupalılar ise beyinlerine yıllarca işlemiş ırkçı yaklaşımlarla bizlere uzak durabiliyor..Türkler böyle değil..”

   Afrika’ya böyle bakarsak iyi.. ancak para gelsin de gerisi ne olursa olsun derseniz işler kötüye, hem de çok kötüye gidebilir,çünkü rakibiniz çok.Batı bir yandan,Doğu’nun yükselen yıldızları bir yandan..Çinli ve Hintli işadamları  adeta Afrika ülkelerine üşüşmüş bir haldeymiş.. Afrika’ya gide gele yılların deneyim kazandırdığı işadamları, Afrikalılarla ortaklığa önem veriyor,onları da işlerin içine çekmeye çalışıyorlarmış..sayıları artan Çin ve Hindistan damgalı şirketlere karşı böyle bir formül geliştirmişler.    

   “Hızlı hareket et..ama bir eylem planın olsun..” ilkeleri bu. Ve akıldan çıkarılmaması gereken  şu olmalıymış..

   “Afrikalı yabancılığın uzun sürerse sana pek yüz vermez.Onlar gibi olmak zorunda değilsin ama mutlaka bir empati kurmakta  yarar var..Yoksa Kara Kıta  macerası  turistik geziye döner..Saferiye gelen bir turist gibi eline tutuşturulan sahte fildişi ile ülkene dönüverirsin”..

 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun