Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

"Ölen tendir, 'canlar' ölesi değil..."

 

Eski Türk filmlerini kıskandıran “bu kadar da olmaz” dedirten bir senaryo var karşımızda..

2008 yılı yaz sonu... Şengürbüz ailesi tatilden yeni dönmüş…Baba Orhan Şengürbüz, Show TV Spor spikeri sevecenliği ve güzel insanlığı ile gönüllerde taht kurmuş bir kişilik, Anne Neslihan Şengürbüz, televizyonun hemen her dalında  yıllarca görev yapmış o günlerde İstanbul Kültür Üniversitesinde Akademisyen..Gençlere  televizyonculuk öğretiyor.. Biricik oğulları Utku ilköğretim 5.sınıfta, çok akıllı ve çalışkan bir öğrenci..

Annenin vücudunda küçük lekeler belirmiş tatil sonrası.. Güneş yanığından diyerek geçiştirmişler önemsemeden. Sonra lekeler büyüyünce kan testleri istemiş doktoru..Bir dizi test sonucu, “Akut lösemi” yani, aniden ortaya çıkan kan kanseri teşhisi konunca hayatın dönüm noktası oldu Şengürbüz ailesi  için… Acilen tedavi başladı tabii… Uzun ve yorucu bir süreç sonunda hastane, kemoterapi derken, yoğun bakım günleri… Bu zor günlerde oğluna sahip çıkarak eşinin tedavisi için hastane kapılarında çırpınan Baba Orhan’ın 51 yaşındaki  kalbi, bu ağırlığa  yenik düşerek oğlunun yanında bir kaldırım kenarında  aniden duruverdi. Babanın kaybını Neslihan’a hasta yatağında söyleyemediler.. Tam üç hafta sonra acı gerçekle yüzleşen Neslihan’ın doktoruna ilk tepkisi ise senaristlerin bile düşünemeyeceği cinstendi… Neslihan “Sevgili doktorum, benim bu olaya üzülmemem lazım değil mi?“ diyerek yürekleri dağlamıştı…      

Yaşam her şeye rağmen devam ediyordu… İlik nakline  karar verilmişti. Uygun ilik erkek kardeşinin iliği idi. Başarılı bir nakil sonrası ayağa kalkan Neslihan oğlu için toparlanmasının gereğini bilerek yaşama sarıldı. Tam da, yırttık kefeni derken, yüz günlük kontrollerinde kan değerleri sonuçları hiç de iyi değildi.

İkinci ilik nakli de başarılı olmuştu… Şimdi artık tamamdır demeye fırsat kalmadan kontrollerindeki kan değerleri bir türlü istenilen seviyeye ulaşmıyordu.. Kader ağlarını örmüştü bir kere… Evinden çok hastanede yatmıştı son iki yıldır genç anne..

Hani “Tıp çaresiz kaldı” diye bir tabir vardır ya… İşte tam da o noktadaydı Neslihan… 27.Nisan.2010 günü sevenlerini gözyaşı selinde bırakarak, 40 yaşında yaşama doyamadan sevgili eşi Orhan’ına kavuşmak üzere aramızdan ayrıldı…

13 yaşına gelmiş oğul Utku, babasızlığın acısıyla  henüz tanımışken, birde annesizliğine  katlanarak  yaşamak zorundaydı..

Utku, böyle bir felaketin başına gelebileceği belki de en şanslı çocuklardan biriydi aslında… Hem anne tarafı, hem de baba tarafı öylesine büyük ve güçlü birer aile yapısına sahipti ki, Utku’nun hayatta yalnız kalacağını düşünmek yersizdi… Halalar,dayılar, amcalar, teyzeler, kuzenler herkes ellerinden gelenden fazlasını yapmaya hazırdılar Utku için..Ama ya anne, ya baba… Hiç ama hiç kimse onların yerini doldurabilir miydi..

 Neslihan ile Orhan, şu fani dünyadaki kısa ömürlerinde arkalarında o kadar güzel anılar ve iyilikler bırakarak veda ettiler ki, bu da oğul Utku için paha biçilemeyecek bir miras olsa gerek…

Yunus Emre’nin dediği gibi, “Ölen tendir, ‘can’lar ölesi değil”...

            “Can”larımız sevenlerinin kalplerinde sonsuza kadar yaşayacak…

Ruhları huzur bulsun, mekanları cennet olsun..

 

UĞUR YILDIRIM

 

ugur@ugurcan.org

 

 

Yorumlar

baha / (03.05.2010 19:44:24)

gül erdem / (02.05.2010 22:49:00)

Bu ailenin çok yakın bir bireyi olarak onları tanıdığım için çok şanslıyım. Güzel kardeşim Neso, ve sevgili eniştem Orhan mekanınız cennet olsun.

Yavuz Erdem / (02.05.2010 21:55:32)

Sevgili Uğur Abi, çok güzel özetlemişsin kalemine, yüreğine sağlık. Mekanları cennet olsun mükemmel 2 güzel insanı kaybettik hepimizin başı sağolsun.