Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Lüfer için imza kampanyası varmış
Bu kampanya için diyecek tek bir söz var
“ Günaydın..Daha önce aklınız neredeydi?”
Aklı başında olan İstanbul’un amatör ve profesyonel balıkçıları,bilim adamları neredeyse 20 yıldır bağırdılar ama seslerini ne duyan ne de duyuran olmadı.
“Yapmayın etmeyin bu Çinekopları avlamayın..Bunlar büyüyecek Lüfer olacak” dediler ama dinletemediler.
Türkiye’de her hayırlı işe maalesef geç başlanıyor.Bu bizim alın yazımız!
Lüfer’in kavağa çıkmasına az kala düzenlenen bu kampanyaya sonuna kadar destek çıkmak zorundayız.Kampanyaya ünlü lokantaların şefleri destek veriyormuş.. artık lokanta menülerinde Lüfer yokmuş, falan filan..
Marmara Denizi ve Boğazlarda yıllardır araştırmalar yapan Profesör Bayram Öztürk, azalan deniz ürünleri konusunda neler söyledi,neler yazdı.Burada kaleme alsam sayfalar yetmez.(Hangi konuda bilim adamlarından yararlanılıyor ki!)
Konumuz Lüfer ise bu balığın İstanbul’un simgesi olduğunu söylememiz lazım. Yedi tepeli kenti çevreleyen denizlerde Lüfer, yüzlerce yıldır avlandı.Bizans döneminden kalan bazı deniz kıyısı kalıntılarında, bu balığının kabartmaları görülür..Günümüzde Lüfer’in sadece ızgarası yaygın olarak tüketilir,ama o kadar değil..1500 yıllık İstanbul mutfağı’nda dolması ve çorbası da olan bir balık türüdür Lüfer..
Öncelikle şunu yazayım.Bu İstanbul’a Marmara,Karadeniz’in balık stokları asla yetmez. 500 bin hanede aynı anda balık tüketildiğini düşünün!. Hangi derya dayanır böylesine bir insan kalabalığına..
İkincisi boyu 24 santimetreden küçük Lüfer yenilmeyecekmiş!.Hanımlar,beyler; hiçbir balıkçı, ağına ve oltasına takılan balığı ölçüp biçip, ambarına,livarına kaldırmaz..
Bunlar boş işler..
Asıl önemlisi aşırı balık avının önüne geçilmesi lazım..,Tekne boylarına,ağ derinlik ve gözlerine kısıtlama getirilmesi,denizin bazı bölgelerinin tıpkı tarlalar gibi nadasa bırakılması artık şart..Yani avlanmanın tamamen yasaklanması gerekiyor.
Bunlara varsanız iki yıla kalmaz Lüfer,Kofana yersiniz.Eğer bu kurallar uygulanmaz ise balıkçı tezgahlarında Lüfer yavrusu, Defne Yaprağı ve Çinekop olarak kilo kilo satılır..
MEVCUT YASA VE KURALLAR BİLE ÖNEMSENMİYOR
Bakın büyük balıkçı tekneleriyle avlanma yasağı var..Genellikle 15 Nisan-1 Eylül tarihleri arasında uygulanıyor...Ancak gözü doymayan bazı balıkçı kooperatifleri her yıl,Tarım Bakanlığı’na baskı yaparak avlanma döneminin 1 Mayıs’a hatta 15 Mayıs’a kadar uzatılmasını istiyor.İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında özellikle sabah erken saatlerde gırgır ağlarını salıvermiş dev teknelerini sisin ve fırtınanın olmadığı her gün görmeniz mümkün..Boğazın ortalarına kadar balığın önünün kesilmesine nasıl izin verilir ! İnsanın aklı almıyor..
Bazı yazılar görüyorum, Lüfer’in küçüğüne şunu derler, bunu derler gibi..
Bendeniz de balık katliamının sorumlularını sıralayayım..
-Sonar cihazı ve 80 kulaç derinliğindeki ağlarıyla balık sürülerine dalan büyük tekneler,
-Deniz dibini adeta kazıyan trolcüler,
-Kumkapı Toptancı Balıkhali’ne gelen balığı denetlemeyen uzmanlar,
-Denizlerle ilgili kararları Ankara’da alan Tarım bakanlığı’nın Su ürünleri Genel Müdürlüğü.(Balıkçılığı teşvik ediyoruz diye okyanus tipi dev teknelerinin yapımına izin verdiler.önüne gelen balıkçı oldu)
DENİZ BİTİYOR DENİZ…
Marmara Denizi zaten evsel ve sanayi atıklarıyla artık bir sanayi bölgesinin çöp tenekesi haline geldi.
Bir de açık denizlerde av yapabilecek şekilde donatılan dev tekneler balık sürülerinin peşinde(bizim balıkçı minareyi kaybederse başı döner!)
Karadeniz’de üç mil açıkta trolle balık avına izin var. Marmara’da ise trol yasak ..Ancak yüzlerce kaçak tekne trol çekiyor.Denetim yok.Sahil Güvenlik 2-3 botuyla yeterli olamıyor.Cezalar caydırıcı değil..Trolün tüm denizlerimizde tamamen yasaklanması artık şart..
LÜFER EKSİK OLMASIN SOFRAMIZDAN diyenlere bir çift lafım daha var..Lüfer’den önce İstanbul boğazı’ndan Uskumru ve Orkinos gibi balıklarla nice kabuklu deniz canlısı yok olup gitti.Artık tek tük bile avlanmayan,görülmeyen canlılar fotoğraf albümlerinde..
Eğer illa da Lüfer diye tutturduysanız yukarıda yazdıklarım kulaklarınıza küpe olsun. Devleti,belediyesi,balıkçısı,kıyısında oturanı sadece Lüfer’e değil denizlerine sahip çıksın.O zaman rakı masanızda 24 santimetrelik Lüfer de olur,kol gibi Kofananız da…
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009
Yorumlar
Abi nerde bu imza kampanyası, katılalım bizde..
Cengiz Bey çok haklısınız.. Ne güzel de demişsiniz "LÜFER balıkların şahıdır" diye.. Artık Lüferler-KOFANA,Sarıkanatlar-LÜFER, Çinekoplar-SARIKANAT,Yapraklar-ÇİNEKOP olarak satılmaya başladı tezgahlarda.. Kofana ise hakgetire.. Sadece GIRGIR ve TROL teknelerine yasak getirseler bile, lüfer değil, tüm deniz canlı türlerinin popülasyonunda önemli gelişme sağlnacaktır.. Ama neredee.. Ekmek parası adı altında, deniz ve çevre katliamı.. Cengiz bey, amatör balıkçılar da çizgiyi geçebiliyor bazan.. Örneğin yazınıza eklediğiniz resimdeki amatör balıkçılar tarafından yakalanan balıkların boyutları, (çinekop, yaprak)bunu gösteriyor. Bu denli hassas konulara değindiğiniz için teşekkür ederiz.
Gerçekten iyi bir konuyu gündeme almışsınız. Üç tarafı denizle çevrili memleketimizin uzun sürdir konuşulan, yazılan bu çevre sorununa bizim dönemimizde kalıcı bir çözüm anladığım kadarıyle zor. Yalnız benim anlamadığım yazınızda yer alan fotoğrafta birileri Lüferin soyunu tüketmiş gibi... Bu kadar lüfri büyük balıkçı tezgahlarında bile görmeyeli çok oldu... Sağlıkla kalın.
Cengiz bey, Siz sorumlu gazetecilik örneği göstererek hassas konulara dikkat çekiyorsunuz. Bizler yine bu konular üzerine kendi içimizde hayıflanıp duruyoruz. İnsan sağduyusunun hızla kaybedildği bu günlerde bu haykırışların "karanlığa çığlık" olmaktan öteye gidemediğini görmek çaresizliğimizi arttırıyor. Artık korkakların kormayıp seslerini çıkarmaları gerektiği günlerdeyiz. Sizinde dikkat çektiğiniz bu konu da diğer çevresel konular gibi ana haber bültenlerinde sadece magazinsel sunuma malzeme olmaktan öteye geçemiyor. Bu umarsızlığımızı besletenler başarılarının keyfini sürerken,çocuklarımıza bırakabileceğimiz tek şeyin utanç mirasımız olması ne acı...
Kaleminize sağlık. Türleri yok etmekte insanoğlunun üstüne varlık yok. Marmara denizine özgü balık türleri teker teker yok oluyor. Ya kirletip öldürüyoruz ya da aç gözlülükle limitsiz avlayıp. Kaç yıldır olta balıkçıları İstanbul çevresinde hiç kofana tutamadı. Sayılı lüfer tutulmuştur. Ticari teknelere bir çare bulunup birkaç yıl getirilecek yasakla belki mevcut türleri kurtarabiliriz. Geçtiğimiz aylarda Kalamışta sudaki bir halatın üzerinde deniz atı gördüğümüzde çok sevinmiştik. Umarım gelecek yıllarda oltalara vuran kofana ile daha da çok seviniriz. Saygılarımla,



































