Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz
İlk ticari bilgisayar 1960 yılında yapıldı. 1972 yılında ilk kişisel bilgisayar çıktı. 1982 yılında bilgisayar teknolojisi film endüstrisine girdi.Şimdi “Avatar” gibi filmlerin neredeyse tamamı bu teknolojiye uyarlanan tasarımlarla çekiliyor..Film,sinemamın kırılma noktası olarak tanımlanıyor.Yani bu sektörde artık pek çok şey değişecek.
Şunun şurasında 50 yıl içinde bilişimdeki gelişmelerle,insanoğlu çağın çağını atladı.Bilgisayarın icadından buyana gelişmeler, baş döndürücü hıza ulaştı.Bu gelişmelerin tamamına artık “Sibernetik Çağ” diyoruz..Her gün yeni bir cihazı görerek şaşkınlığa uğruyoruz.İnsanoğlu makineleri yönetiyor,yönlendiriyor.Gelecek bir zamanda yapay zekalar insanı
yönlendirir mi?.Gelecekte sorunsuz bir hayat istiyorsanız, bir robotu devletin başına getirebilirsiniz mesela!!.Veya bir yönetime bile gerek kalmayacak. İnsan hayatını kent yaşamını bilgisayar programlayacak! Olur mu? Olur.
Türkiye’de de bilgisayar teknolojisiyle haşır neşir olan insanlar var.Sayıları artıyor.İçlerinde uluslararası başarılar kazanmışları,ünlü şirketlerde mühendis hatta tepe yönetici olanları bile vardır kuşkusuz.
Ali Murat Erkorkmaz,böyle kahramanlardan..Çalışmalarını anlatırken hiç durmadan konuşuyor,konuşuyor. O’nun yaramaz çocuk heyecanına kapılıp siber aleme dalıyorsunuz.
Mühendis bir babanın oğlu..Ailesinde mimar çok. O’da bu havadan etkilenip İTÜ’den mimar olarak mezun olmuş. “Bu meslek ve çizim dünyası, 80’li yıllardan sonra yapacağım çalışmaları yönlendirdi, mimarlığa çok şey borçluyum” diyor.
80’li yılların başında oğluna bilgisayar almasıyla hayatı değişmiş Ali Murat Erkorkmaz’ın.Baba oğul bir daha bilgisayar başından kalkmamışlar. Önce mimari projelerle başlayan programlar,sınırları zorlamış.Birbirinden ilginç projeler hayata geçivermiş. Yazılım ve filmler birbirini izlemiş. Türkiye’de reklam sektöründe önde gelen firmalardan birinin sahibi Erkorkmaz.
4400’dan fazla reklam ve kısa filmde imzası var Erkorkmaz’ın.Yeni Zelanda ve Yunanistan,tanıtım için Erkorkmaz ve ekibini seçmiş.
20’NCİ YÜZYILIN EN İYİ 10 ÇİZGİ FİLMCİSİNDEN BİRİ
80’li yıllar Ali Murat Erkorkmaz için dışarıya açılma yılları olmuş.Önce Bahreyn’de Arap ülkeleri için diziler hazırlamış.Susam Sokağı’nın Arapçası olan “Eftah ya Semsem”,”Hazir Fazir”(hazır cevap),“Jeha(Nasrettin Hoca)nın Maceraları” gibi çocuk dizileri hazırlamış...Sonra Hollwood’daki şirketlerle sıkı işbirliği gelmiş..Walt Disney,Warner Bros,Nickleodeon ve Dreamworks ile ortaklaşa projeler yapılmış.Bu şirketlerde “gerçek zamanlarda canlandırma” konusunda konferanslar vermiş.2000 yılında 20’nci yüzyılın en iyi on çizgi filmcisi arasında gösterilmiş.2001’de Londra’daki FX Animation Festival’de “2000 sonrası” adlı çalışmasıyla birinci seçilmiş..
Erkorkmaz,2005 yılından buyana ünlü Türk Denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa ile ilgili bir uzun metrajlı filmin projesi üzerine çalışıyor.Bu filmde bazı Hollywood yıldızlarını görürsek şaşırmayın.
BİLİM VE TEKNOLOJİNİN PEŞİNDE
Ali Murat Erkorkmaz’a sinema endüstrisiyle içli dışlı olan hayatı, para kazandırmış ama mutlu olmasına yetmemiş.Erkorkmaz’ın çocukluğundan gelen merakı var, icat ve uzay..Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’da bir arkadaşı aracılığıyla başlayan ilişkileri,bilimsel projelere katılmasıyla noktalanmış.Uzay Gemileri arasındaki koridorların ve astronotların ayakkabılarını tasarlayan ekipte yeralmış. Bu projelerle Nasa’nın çıkardığı L5 Dergisi’nde kapak olmuş.Halen “Mars’a insan ayağı” projesinde çalışıyor.
Erkorkmaz, robot atölyesi kurarak bu atölyede bilgisayar kontrolü robotik çalışmalar yapan ustalar arasında ilk sırayı alıyor.. Çok akslı kamera vinçleri,tekstil örgü makinelerinin bilgisayarla kontrolü üzerinde çalışan Erkorkmaz,,Bursa’da bir firma kurarak Türkiye’nin tekstli desen ihtiyacının büyük bölümünün yapay zeka ile üretilmesini de sağlamış.
62 yaşındaki Erkorkmaz,hayatına neler sığdırmış neler..Kontrast film banyoları,deniz suyunu arıtma,uçakların düşey havalanması,bilgisayarda yeni çizim formatı(pap) konularında da ulusal ve uluslar arası patentleri var.
Çocukların deprem konusunda eğitimi için Boğaziçi Üniversitesi Kandili Rasathanesi ile ortak çalışmalara katılan Erkorkmaz, “Deprem Dede” filmlerinin yapımcısı..Ayrıca yine çocukların eğitimi için robotiklere eğitim veren “Deprem park” eğitim parkını hazırlamış
Peki,Ali Murat Erkorkmaz bunları yapmış da birilerinden özellikle Devletten destek görmüş mü?. Koskoca bir HAYIR…
Patent almaya çalıştığı yıllarda hatırı sayılır bir devlet adamından “bırak bu işleri” gibi bir söz bile işitmiş.Üst düzey bir danışman“ilgileniriz” diye e-posta adresini sigara paketinin arkasına yazmış.kimsesiz çocuklar için Yalova’da kurmaya çalıştığı bir eğitim projesi engellenmiş.. şaşırtıcı bir ülkeyiz vesselam..
Neyse efendim, Ali Murat Erkormaz ile ilk tanıştığınızda “Bunun kafasında birkaç tahta fazla!” diye düşünüyorsunuz.Elbette bizlere benzemiyor,elinde bilgisayar hayal alemine dalıyor,düşünüyor,tasarlıyor ortaya bir şeyler çıkarıyor. Bazen “eğlencelik olsun” diye de takılıyor.Kahve falına cep telefonuyla bakan sistem buluyor mesela.. Türk kahvesini içiyorsun,fotoğrafını çekip mesaj olarak gönderiyorsun..falın karşında.. aynı falı ses titreşimleriyle de düşünüyor bugünlerde.. Ama asıl önemlisi “yapay Zeka” üzerine çalışması.. Bu programın yüklü olduğu laptop bilgisayarla konuşuyor,derdini anlatıyor..Karşısında kızan,aşık olan,sevinen bir bilgisayar var Erkorkmaz’ın..
O BİR EZBER BOZAN
Erkmaz,Türkiye’deki eğitim sistemine hem kızgın,hem kırgın.. “çocuklar ezberci yetişiyor” diyor.Eğitimden zaten umudunu kesmiş.”Çocuk ve gençlerin eğitimi için anne babalar daha önemli hale geldi” diyor.Evde bilgisayar kullanılmasının bile çocukların hayatını değiştireceğini söylüyor.
Merak,risk alma ve hayal gücü.. Erkorkmaz’a göre,ana eğitimin üç temel unsuru..
Her şeyi merak edeceksin.Bu seni araştırmaya götürür.
Risk alacaksın.Bu seni başarıya götürür.
Hayal edeceksin.Bu seni dünya ve insan sevgisine götürür.
Ali Murat Erkorkmaz,bugünlerde daha bir yoğun..Çünkü Marmara Üniversitesi’nde ders verecek. Dersin adı mı?... “HAYAL GÜCÜ”…
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































