Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
KKTC'de yatırım yapmak
Sakıp Sabancı, “Kuzey Kıbrıs’ta yatırım, buz üstüne yazı yazmak” demişti. Sabancı, hiç şüphesiz Kuzey Kıbrıs’a uygulanan acımasız ambargodan ve bunun yaratacağı ekonomik sıkıntıların endişesiyle böyle bir laf etmişti.
Ada’da iki toplum arasında yıllardır süren görüşmeler,olumlu sonuçlanmadan ekonomik istikrar olmayacağına inanıyordu Sakıp Sabancı.
Gemilerin uğramadığı, uçakların inmediği Kuzey’e,Türk işadamları,Türk-yabancı ortaklı şirketler, yıllarca yatırımdan kaçındılar.Yabancı yatırımcılar zaten hiç oralı olmadı, “Kuzey” sözünü duyduklarında adeta buz kesildiler.sanki elleri kızgın tavaya deymiş gibi kaçtılar.
Yıllarca ambargo altında inim inim inleyen bir halkın feryatları onlara sinek vızıltısı gibi geldi.
Ancak hiç beklenmeyen bir şey oldu. Ada’nın Kuzeyine turizmin sihirli değneği dokundu. Son 10 yılda kumara ve şans oyunlarına dayalı turizm anlayışı, Kuzey’in çehresini değiştirdi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki tesislerin yatak kapasitesi 16 bin dolayında. Bunun iki yıl içinde 26 bin’e yükselmesi bekleniyor. Bu sayılar turizm sektöründe olağanüstü bir gelişmeyi ifade ediyor.
Kumar turizmi Kuzey’in soluk almasını sağlarken,Kıbrıs Türkleri içinde önemli bir istihdam kaynağı oldu.Ancak başta Yunanistan olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri ve ABD’deki kumar lobileri bundan rahatsız oldular. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde turizm atağının durdurulması için olmadık kampanyalara giriştiler. Kendileri dünyanın en büyük kumar otellerini işletirken, anti-kumar kampanyalarıyla Kuzey Kıbrıs’taki gelişmeye köstek olmaya çalıştılar.
Susurluk Skandalı’ndan başı ağrıyan Türkiye’den de destek gördü bu kampanyalar. Bazıları günümüzde yasal kumar ve şans oyunlarının,turizmin asli unsuru olduğunu göremedi.
Oysa vatandaşını bu illetten uzak tutmak istiyorsan, yasal kumarhanelerin kapısında önlemini alırsın olur biter...
Gerçekler çok farklı. Türkiye’de yüzlerce kahvehanede yasadışı kumar oynanırken seyirci kalan devletin,yasal kumarın oynandığı otel casinolarını kapatması, ne kadar yerinde oldu?.Bu hala tartışılıyor..
Sağladıkları kumar gelirleriyle köşeyi yüzlerce kez dönen Monaco,Las Vegas gibi kentlere,dünyada yeni cazibe merkezleri ekleniyor ve kumar turizmi, ultra lüks bir anlayışa dönüşüyor.
Bir Türk şirketi nihayet dışardan dayatılan “Siz bakın!.Biz yapalım” anlayışını yıktı.
AKDENİZ’İN LAS VEGAS’I…
Türkiye’de 60’lı yıllardan beri özellikle inşaat alanında faaliyet gösteren,yurtdışındaki dev projeleri de hayata geçiren Bozgroup,son üç yıldır turizm sektörüne de eğildi. İstanbul Arnavutköy sırtlarında bir butik otelin projesi üzerine çalışan şirket, öncelikle Girne’deki Otel-Casino yapımına ağırlık verdi. Girne’de 105 bin metrekare alan üzerine inşa edilen tesis için şirket, öz kaynaklarından 220 milyon Dolar harcadı. Tesis Haziran ayında açılacak.
CRATOS PREMİUM
Beş yıldızın az kalacağı bir ultra lüks anlayışla inşa edilen tesiste müşteriler denizyoluyla geliyorlarsa özel yat ve sürat tekneleriyle karşılanacak. Hava yoluyla gelenler için birbirinden lüks otomobiller olacak.(helikopter yok!. Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta yıllardır uçuş yasağı var) Otel sahilinde bir kilometreyi aşan plaj, SPA hizmetleri ve 410 lüks oda müşterileri ağırlayacak.
Casino ise son teknolojiyle sahip oyun makinelerine ve 1.000.000 Dolarlık yüksek limitli oyunlara sahip olacak. Para ve jeton yerine akıllı kart sistemi uygulanacak. Zengin kumar tutkunları için özel masaj ekipleri, özel korumalar hizmette olacak..Yine Las Vegas otellerinde olduğu gibi dünya starları bu kez Girne’deki Cratos Premium’da sahne alacak.
ZENGİNİN MALI ZÜĞÜRDÜN ÇENESİ
Dünyada parayı inanılmaz şekilde harcayan insanlar var.. Bunlar geziyor kumar oynuyor,bol para harcıyor.. “Elin adamı bunların parasını alıyor da Türk işadamı havaya mı baksın!”Gece hayatına renk veren mekanlarının kurulmasına yıllarını veren bir işletmeci işte böyle diyor ve ekliyor; “Şimdi Girne’de zenginleri bekleyen muhteşem bir mekan olacak."
Bozgroup yöneticilerinden Murat Bozoğlu, ise ”elimizdeki bütün imkanlarla bu projeye yüklendik.Çünkü hem Kuzey Kıbrıs’ın hem Akdeniz’e açılma hesabı yapan Türk turizminin buna ihtiyacı var.”diyor..
Akdeniz’de sıcakların iyice hissedildiği Haziran ayında, Cratos ışıklarını sönmemek üzere yakacak. Rusya,İsrail ve Ortadoğu ile Balkanların en zenginlerini bekleyen otel,elbette Las Vegas ve Monaco’dan da müşteri kapacak.Girne’de binbir gece masallarının ezgilerini yükselirken,uzak diyardaki bazıları çatır çatır çatlayacak.
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































