Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri
Son bir yılda üzerinde çalıştığım belgesel yapımlarında karşıma hep “O” çıktı. Osmanlı tahtında 33 yıl oturan imparatorluğun 34. padişahı Sultan II. Abdülhamit‘in (1842-1918) İstanbul’un hemen her yerinde izi var.
“Boğaziçi’ndeki Almanya” belgeselini hazırlarken, Tarabya’daki Alman Bahçelerinin II. Abdülhamit’in vasiyeti üzerine korunduğunu ve günümüze kadar ayakta kaldığını öğrenmiştim.Yine Yıldız Sarayı’ndaki porselen fabrikası da bizleri şaşırtmıştı..
Sarayın çini ihtiyacını karşılamak ve gerileyen çini sanatını geliştirmek amacıyla II. Abdülhamit'in talimatıyla Yıldız Çini Fabrika-i Hümâyûnu adıyla kurulan ve günümüzde hala sanat eserleri üreten bir tesisti burası… Yıldız Sarayı Porselen Fabrikası dünyada şehir içinde kalan belki de tek sanat fabrikası konumunda..
Mimarisinin bile dünyada bir örneği yok. Yıldız Parkı bahçesinde bulunan fabrikaya havadan bakıldığında bir tabanca şeklinde yapıldığı görülür. Neden mi? Çünkü Sultan, Yıldız Porselenin mimari projesini çok sevdiği tabancası şeklinde çizdirmiştir de ondan.
II. Abdülhamit ilginç merakları olan bir padişah. Dönemindeki kral ve çarlara benzemiyor. Çok farklı çok. Burada devlet yönetimi yönünden sadece bir cümle yazayım. Abdülhamit uyguladığı siyasetle Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasını geciktirdi ve Osmanlı’yı gerçek anlamda bilim ve teknolojiyle tanıştırdı. Şöyle deniyor mesela: ”Osmanlı Saltanatı’nı yıkan Cumhuriyet kurucuları Abdülhamit’in kurduğu okullarda yetişti”.
Şimdi O’nun bir de insan yanına bakalım. Birçok ilginç özelliği olan biri. Birden fazla yabancı dil bilen padişah, yabancı polisiye roman okur, bunları Türkçeye çevirirdi. Abdülhamit opera ve yeni filizlenen sinemanın da tutkunuydu. O bir marangozdu, bir ahşap işleme ustasıydı. Öyle böyle değil! Marangozluk sanatındaki başarıları saymakla bitmez. Uzatmayalım, bir örnekle yetinelim: Eyüp Sultan Türbesi’nin ana girişinde bulunan sedef kaplamalı parmaklık kapı Sultan II. Abdülhamit’in bizzat kendi eliyle yaptığı kıymetli bir eserdir.
O BİR FOTOĞRAF SEVDALISI..
Bu ve benzer pek çok özelliği yanında II. Abdülhamit devlet idaresinde fotoğrafı en etkin şekilde kullanan bir devlet adamıydı.. Özellikle askeri fotoğrafçı eğitimine önem vermiş ve kendi seçtiği fotoğrafçıları göremediği yerler hakkında fikir sahibi olabilmek için gerek kendi ülkesi sınırları içinde gerekse yurdışındaki yerlere yollamıştı. Sonunda 35 bine yakın fotoğraftan oluşan 911 albüm ortaya çıkmıştı.. Tarihçiler bu albümleri “Yıldız Albümleri” olarak adlandırır. Bu eşsiz hazine bugün dünyanın en önemli fotoğraf koleksiyonlarından biri.
II. Abdülhamit’in dünyanın en zengin fotoğraf koleksiyonuna sahip olduğunu tarihçiler biliyordu da kamuoyu henüz beş yıl önce öğrendi. Kimin sayesinde derseniz davulsuz çalgısız işini yapan bir basın emekçisinden, Hakan Yılmaz’dan. Zaman Gazetesinde çalıştığı yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde fotoğrafların saklandığı bölüme girmiş ve çok etkilenmiş. O an’ı hayatı boyunca unutamayacağını söylüyor: “Albüm ciltleri ve fotoğraflardan beni büyülemişti”diyor.
Hakan Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Genel Müdürü Nevzat Bayhan’a albümlerle ilgili çalışmalarını aktarmış ve heyecan fırtınası başlamış. Uluslararası bir kuruluş olan (OIC) İslam Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslam Tarih, Sanat ve Kültürü Araştırma Merkezi’nde (IRCICA) fotoğrafların kopyalarının bulunduğunu öğrenmişler. Merkezin Genel Direktörü Halit Eren öncelikle İstanbul ile ilgili bir albümün hazırlanmasına karar verildiğini söylüyor.
IRCICA ve Kültür A.Ş’nin hazırladığı “Sultan II.Abdülhamit Arşivi İstanbul Fotoğrafları”adlı kitapta 576 adet fotoğraf var. Kitap saraylar, camiler, türbeler, dönemin kamu binaları, düzenlenen törenler ve İstanbul’da yaşayan yabancılarla ilgili görsel bir şölen sunuyor. Ayrıca 1894 depreminin İstanbul’da yol açtığı izleri de kitapta görmek mümkün.
İkinci kitap “II. Abdülhamit`in Arşivinden Dünya" adını taşıyor. On dokuz ülkeden derlenen bu fotoğraflar 7 milyon kilometrekarelik bir coğrafyanın tanığı. Bosna'dan Tunus'a kadar uzanıyor. Şehirler, sultanın yaptırdığı binalar, bina çizimleri, rüştiye mektebi talebeleri, askerler, camiler, çalışan kadınlar… Mostar Köprüsü, Selanik Ayasofya Camii, Kudüs’ü koruyan Osmanlı askerleri, El Ezher Camii’nde bir ikindi vakti, Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi, Mısır Piramitleri, Girit fotoğrafları dikkati çekiyor kitapta.
Yıldız Sarayı’nın içinden bir dönemi anlatan üçüncü kitapta ise hanedanın prens ve prenseslerin fotoğrafları yanında çalışanlar ve sarayın bazı bölümlerinin fotoğrafları yer alıyor.
İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ne Atatürk tarafından emanet edilen fotoğraflar araştırmacılara açık. Yıldız Albümleri’nin ciltleri de fotoğrafları kadar değer taşıyor. Bu albümlerin bir kısmı çeşitli mücevherlerle süslenmiş. Ermeni ustaların oluşturduğu saray ciltçilerinin hazırladığı albümlerin büyük kısmı deri ve kadife kumaştan oluşuyor. Albümlerin içi ise atlas ve kumaşla kaplı. Her bir Albümde 10-80 fotoğraf bulunuyor.Fotoğrafların kopyaları düşük bir fiyatla satılıyor.
IRCICA ve Kültür A.Ş’nin başlattığı çalışmalar özel sektörün de ilgisini çekmiş. Bu kadar zengin bir koleksiyonu tek başına bir kurumun günümüze kazandırması zor elbette.
Özel kültür kurumları ve bazı bankalar fotoğrafları içeren kitaplar yayınlamış veya hazırladıkları projeleri hayata geçirmeye çalışıyor.
II. Abdülhamit tahta çıkmadan önce bütün Avrupa’yı gezmiş ama Padişah olunca bırakın Avrupa’yı, Anadolu’ya bile gitmemiş. Hiç çıkmamış İstanbul’dan. Dört bir yana fotoğrafçı gönderip, onların çektiklerine bakarak bilgi sahibi olmaya çalışmış Abdülhamit.
Şimdi gençlere bu fotoğraflara baka baka geçmişin izlerinden geleceğe ışık tutmak kalıyor.
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































