Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Denizleri sevmekle başladı herşey
Bu özlü söz,Dünyanın karada yapılan ikinci büyük tekne ve yat fuarı olan İstanbul Avrasya Boat Show’un sloganlarından biriydi.. Geçen yıllarda olduğu gibi yine soğuk ve yağmurlu Şubat ayında açılan fuar ziyaretçilerini karşıladı. Denizin sıcak esintisi insanın içini ısıtırken, Dünyanın önemli yat ve tekne markaları ve deniz ekipmanları görücüye çıktı.
Fuarın sektöre moral sağlayacağını düşünen yat ve tekne imalatçıları umutluydular. En azından bir milyar dolarlık bir sipariş bekliyorlardı. Fuarda 300 milyon dolar değerinde,2 bin ürün sergilenirken daha çok küçük tekne ve motor yapımıyla uğraşan firmaların yüzü güldü. Bazı tekneler üzerine “Satılmıştır” levhası, daha fuarın kapanmasına birkaç gün varken iliştirilmişti bile.
9 gün süren fuara, ilginin geçen yıllara göre az olmasını yine hava şartlarına bağlayanlar olduğu gibi, ekonomik krizin uzun süren etkilerine bağlayanlar çoğunluktaydı. 2007 ve 2008 yıllarındaki fuarın, sektöre büyük bir atılım kazandırdığını söyleyen tekne yapımcıları, “o yıllarda 100’ün üzerinde tekne satmıştık. Siparişler adeta yığılmıştı. Bu yıl beklentimiz altında sipariş aldık” diyorlardı.
Fuarın beklentileri karşılamamasının bir nedeni de hükümetin, yabancı bayraklı teknelerin Türk Bayrağı’na geçişiyle ilgili uygulamayı, 1 Aralık 2009’da sonlandırmasıydı. Türkiye yıllarca yabancı bayraklı yatlar için bir vergi cenneti iken Türk Bayraklı yatlardan alınan vergiler olağanüstü yüksekti. Denizcilik sektörüne her alanda teşvik veren, yatırımları destekleyen hükümet, bu alanda da “Devrim” niteliğinde kararlar almıştı. Önce Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde büyük oranda indirim yapılmış, küçük tekne sahibi olmayı adeta cezalandıran uygulamaya son verilmişti.
Denizcilik Müsteşarlığı’nın verilerine göre, bir yıl içinde 1237 tekne, Türk Bayrağı’na geçiş yaptı ve Bağlama Kütüklerine kaydedildi,
Uygulamanın sona erdiği 2009 yılı sonunda 300 büyük yat daha Türk Bayrağı’na geçiş için işlem sırası bekliyordu. Denizciler, şimdi bu kararın uzatılmasını bekliyorlar.
Ekonomik krizin etkilerinin azaltılması amacıyla da yat ve tekne satışlarında, Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi yüzde 8’e çekilmişti. Bu uygulamalar,2010 başına kadar devam etti ama sonradan kaldırıldı, yine eski sisteme dönüldü. ÖTV ve KDV toplamı eskiden olduğu gibi yine yüzde 27.5’a yükseldi.
Yat ve tekne imalatçıları, “Bu uygulama eğer İstanbul’daki fuara kadar devam etseydi. Şimdi yurtdışından daha çok sipariş alacaktık. Bir fırsat kaçtı” görüşünü dile getiriyorlardı.
Fuarda milyon dolarlar satılan lüks yatlar yine göz aldı ama hepsi o kadar. Artık fiyatları 5 bin liradan başlayıp 25 bin liraya kadar yükselen küçük tekne ve motorlar cazip. Motorlu Taşıtlar vergisi’ndeki indirim de bu teknelere ilgiyi patlama noktasına getirdi. Denizcilere göre, orta sınıf artık deniz kıyısında ikinci konuttan vazgeçti, teknelere ilgi gösteriyor. Gerekli belge sayısının azaltılması da bunda etken.
Meraklılar ve denizcilik sektörünü bir araya getiren Fuarda, yenilikleri burada sayfalara sığdıramayız. Ama şunu bilin.. Türk imalatçılar, Hollanda gibi bir denizci ülkeye bile artık yat ve tekne satıyorlar. Teknolojideki tüm yenilikler teknelere anında yansıyor. Türkiye giderek denizleriyle barışık bir ülke haline geliyor,bu bir gerçek..
TUZLA VE KARTAL’DAKİ TERSANELER GİDİCİ
İstanbul’da irili ufaklı yat ve tekne tersaneleri de Tuzla, Kartal ve Pendik çevresinde bulunuyor. Dünyaya büyük tanker, kuru yük gemisi yapan komşu tersanelerin yanında atölye gibi kalıyorlar ama Dünyadaki pek çok marinaya “Türkiye” damgalı yat ve tekneler bağlatıyorlar.
Artan iş yoğunluğu, önlemlerin yetersiz kalması sonucu; işçi ölümlerinin yaşandığı irili ufaklı tüm tersaneler bölgeyi terk etme hazırlığında. Birkaç yıl içinde tüm imalathane ve tersaneler, Yalova ve Karasu’da yapımı süren tersane bölgelerine taşınacak.
Fuarda konuştuğum tekne yapımcıları,”Biz gideceğiz ama arkada büyük bir rant var. Tuzla Tersaneler Bölgesi bakalım kimlere yaracak? Bekleyip göreceğiz” diyorlar.
Umarım gittikleri yerde, “Önce Güvenlik ve İşçi Sağlığı” derler, sadece yaptıkları ihracatla gündeme gelirler..
İSTANBUL’UN SESSİZ KAHRAMANLARI.. “KILAVUZ KAPTANLAR”
İstanbul, derin uykudayken veya boğaz kıyısında çayınızı yudumlarken, Dünyanın en tehlike dar suyollarından sayılan Boğaz’dan geçen gemilerin içinde neler var, hiç düşündünüz mü?
Dünyanın en yoğun gemi trafiğinin yaşandığı yerlerden, İstanbul Boğazı’ndan bir günde, tehlikeli yük, petrol ve akaryakıt taşıyanortalama 100 gemi transit geçiş yapabiliyor. Bu gemilere çoğu zaman kılavuz kaptanlar yol gösteriyor.
Kılavuz Kaptanlar; Boğaza, Marmara yönünden girecek gemileri Zeytinburnu önlerinde karşılıyorlar ama kaldıkları istasyon Kadıköy’de..
Bir kılavuz kaptan Marmara Girişinde görevliyse Kadıköy’den Zeytinburnu’na motor-botla gitmiyor. Motorbot, kılavuz kaptanı Sirkeci’ye bırakıyor. Kılavuz kaptan, buradan 15 lira taksi ücreti ödeyip Zeytinburnu’na geçiyor. Burada başka bir motor-bota atlayıp geçip yaptıracağı gemiye çıkıyor.
“Neden böyle yapıyorsunuz?” diye sordum.. “Nedeni basit” dediler.
“Devletimize tasarruf sağlıyoruz.. Kadıköy’den Zeytinburnu’na motor-botla gidişte 60 litre yakıt harcanıyor. Ayrıca zaman kaybı oluyor, Sirkeci’den bir taksiye en fazla 15 lira verip Zeytinburnu İstasyonu’na ulaşıyoruz.”
İşte böyle..Günde ortalama beş sefer yapılsa 300 litrelik bir yakıttan tasarruf ediyor Kılavuz kaptanlar.. Onlar; devletin, milletin parasını böyle düşünüyorlar… Devlet de bu sessiz kahramanları biraz düşünse!
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































