Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler!

 
 
Geçtiğimiz günlerde sürüsüne bereket televizyon kanallarına bir yenisi daha eklendi.Türk’ün sonuna yabancı ortaklı ünlü bir markanın adını ekleyen bir televizyonumuz daha oldu(yoksa başına mıydı?)
 Bu televizyonun reklam kampanyası vurucu bir ifadeye odaklanmıştı.. “Kazananlar  izler”..
 
 Borsa’da kazananlar...
 Bankada kazananlar...
 Ticarette kazanlar...
 Alışverişte kazanlar…
 Sağda ,solda kazananlar..
 Her iş’te kazananlar..
 
 Kazananların televizyon terminolojisinde adı AB grubu oluyor.
 Bu gruba girmek için bir kuruluşta ya yüksek maaşlı bir işin olacak ya da  mesleğinin başına “serbest” sözcüğü gelecek.Pek çok serbest meslek var.Burada sayıp başınızı ağrıtmayayım.Bu grup satın alınan her şeyi çok tükettiği için “kazananlar” hanesindeler..Diğeri  de “kaybedenler”.Yani Paraya ve güce yön verenler çağımızda yetişkin insanları iki sınıfa ayırıyor..(eski sınıfsal ayrım bitti,ya kazanansın,ya kaybedensin)… Gerisi teferruat..
   İşsizlik de serbestliktir ama meslek değildir.(ne laf ettim be!).Sabahtan akşama kadar serbest serbest dolaşıyorsun.Ne karışanın var,ne görüşenin.
   Bir işsiz yerel küresel dolaşımı sırasında aklına cin bir fikir gelir bunu; genel küresel ortamdan bir paragöz-cingöz  ile paylaşırsa  voleyi vurabilir! (ama bu milyonda bir ihtimal)
 
 Dünya ve Türkiye’nin ekonomi gündemini sabahtan akşama kadar televizyon ve internet sitelerinden izleyen bir arkadaşım var.Dürüst,çalışkan ve deneyimli bir İnşaat Mühendisi olan bu arkadaşım şimdi işsiz...Ama o da hep bir volenin peşinde.”Top şööyle bir gelse.,şöööyle bir çaksam”..Hesabı bu!
 
  Karşılaştığımızda,(genellikle meyhane ortamında) ”Gözün aydın yeni bir ekonomi kanalı açıldı.Borsalar için artık bir kaynağın daha var” dedim..
  “Gavuruna bakardım.şimdi yerlisi geldi,çok iyi oldu” dedi.
   “Sayıların oynaştığı kanallara bayılıyorsun ama Borsa’da yine duvara toslamışsın” dedim.
    “Toslaya,toslaya doğruyu bulacağız,kardeşim” dedi.
   Yan masadaki  eski tüfeklerden İdris usta yine sessiz sedasız bizi dinliyordu.(para pulla  pek ilgisi yoktur kendilerinin)..20 yaşında 12 Mart vurgunu sağ elinde hafif bir aksaklığa,12 Eylül ise bedeninde genel bir halsizliğe yol açmıştır…Kurşun dizgi  matbaadan ofsete,bilgisayarlı sistemlere geçiş yıllarını sırtında taşımıştır İdris ağabeyimiz..
    İdris ustaya, “Abi, bak senin ekmeğini kazandığın matbaanın babası Gutenberg’i  bile reklamlarında kullandılar” dedim..İdris abi, Berg’den çıktı Burg’a geldi.sözü ta Rosa Luxemburg’a getirdi,Ne Alman Sosyalistleri  kaldı, ne de Alman Felsefesi.. konuştu da konuştu.. “Nereden nereye” dedim içimden..
   Sonra  “Ben Kaybedenler Kulübü’nün üyesiyim,” dedi..ve yanımdaki arkadaşıma kızdı. “üstelik sen işsizsin.bu kulübün doğal üyesi sensin be!” diye haşladı..
     Sözü sonra haber kanallarına getirdi..Altyazılardaki borsa rakamlarına kızdı. “O rakamlar ne zaman ekmeğin,zeytinin,hıyarın,domatesin fiyatını gösterirse o zaman bakarım ben o televizyonlara ” dedi.
    “Abi  sen çağdışı kaldın.Bunlarla bir televizyon reklam alamaz..Reklam verenler sevmez böyle işleri..(borsaların,bankaların özel işleri!) ” dedim.
      “^Ne verirlerse versinler..o verenler! ..Madem kazananlardan yana  tercih yaptılar,izlemiyorum kardeşim” dedi..
 
     Dağılma vakti geldi, İdris usta acele ediyordu. “Ne o abi, geç mi kaldın?” dedim. 
     “Evet, Ezel dizisini kaçıramam,artık bu ülkede felsefe bile dizilere kaldı!” dedi.
       O evine gitti.ben Magmaya düştüm!

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun