Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı
“Dünya döneri sevdi”..Avrupa’daki Türk dönercilerin sloganı artık bu.Döner-ekmek hamburger,pizza ve sosisle yıllar süren mücadelesini kazandı.Şimdi döner-ekmek de fast food gıdaların başında geliyor Avrupa kentlerinde..
Avrupa’da kayıtlı gıda sektöründe Türk dönerinin yıllık cirosu 4 milyar Euro’ya ulaşıyor.Kayıtdışı döner büfeleriyle bu cironun 10 milyar Euro’nun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Türk döneri özellikle son 15 yılda ciddi bir markalaşma çabasına girdi.Avrupa’daki çoğu yerleşim merkezlerinde ünlü fast food markalarını geçti bile.Döner,şeffaf,temiz ve çabuk hazırlanmasıyla Avrupa’daki Müslüman nüfusun yanısıra,yerel halkların da tutkusu haline geliyor.
Döner sektörü özellikle Almanya’da dev bir endüstriye dönüşmüş durumda.4 dana kesim merkezi ve 400’ün üzerindeki döner üretim tesisi, 12 bin’i aşan büfeye et yetiştiremiyor. döner tüketimi 400 tona ulaştı bu ülkede..Avrupa’da belediyelere kayıtlı döner büfesi sayısı ise 25 bin dolayında.Yaklaşık 300 bin kişi dönerden geçimini sağlıyor.
DÖNER NASIL MEŞHUR OLDU?
Garip gelecek ama işsiz kalan bazı Türkiyelilerin döner sektörünün gelişip büyümesinde katkısı çok fazla.Gurbet ellerde “Ne yapalım da geçinelim” endişesiyle döner ve kebap,ekmek teknesi olmuş.Avrupa’daki Müslümanların “Helal et” isteğiyle dönere yönelmeleri,ciddi bir Pazar yaratmış.Türkiye’ye tatile gelen çoğu Alman,Avrupalıların da damak tadı yıllar içinde değişmiş.Döner-ekmek bazı Avrupalılar için vazgeçilmez bir atıştırma menüsü haline gelmiş.
Almanya’daki Türkiyeli dönerciler,giderek büyüyen Pazar karşısında örgütlenmeye karar vermişler.Özellikle döner imalatçıları(işlenmiş et tesisi olan işadamları),”Almanya Türk Döner İşletmecileri Derneği’ni (ATDİD) kurmuşlar.
DÖNER-HAMBURGER SAVAŞLARI
1996 yılında kurulan dernek,sektörü kayıt ve denetim altına almanın çabası içinde.Çünkü başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinde,Türk dönerine artan talebi durdurmak için olmadık ayak oyunları tezgahlanıyor.
Avrupa basını sağlıksız ürün satan döner büfelerini abartarak haber yapıyor,manşetlere çekiyor. Dönere-ekmeğin içindeki yabancı bir madde “skandal” başlığıyla duyuruluyor. Amerikan damgalı fast food mağaza zincirleri de bu kampanyalara destek veriyor,hatta bazı yerlerde anti-döner kampanyaları, gazete ve duvar ilanlarına,belediyelere baskıya kadar varıyor.
Yani Türkiyeli dönercilerin işi zor.
DÜNYA DÖNER KONGRESİ
ATDİD ve Türk Döner Dergisi’nin Antalya’da ikinci kez düzenlediği kongreye,yurtdışındaki döner imalatçıları,makine ve bıçak üreticileri ve döner satıcıları katıldı.
Derginin Genel Yayın yönetmeni İrfan Söyler,kongreye katılımın yüksek olması için Avrupa’da binlerce kilometre yol kat etmiş. Dönercilerle yüz yüze görüşmüş. Dönerciler Avrupa’da büyük bir ekonomik güç haline gelmişler ama Türkiye’nin bundan haberi yok.Dönerciler, “kendi emeklerimizle bir araya geldik kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” diyorlar.
Almanya’nın kongreye ilgisi ise daha fazlaydı.Alman Sağlık Bakanlığı’ndan uzmanlar kongreyi izledi.Bu ülkedeki döner tesislerinin hemen tamamı Avrupa Birliği standartlarına üretim yapıyor.Bizdeki İSO kalite belgesine benzer bir belge almışlar(Eu2)
Kongre erkek yoğun bir ortamda yapıldı.Ama erkek dönerciler,günde 20 ton döner üreten ve Almanya’da Türk dönerinin sevilmesine büyük katkıda bulunan işkadını Sevim Çağın’ı unutmadılar,O’nu bir plaketle onurlandırdılar.
Sevim Çağın,Hannover’deki işletmesinin birinci sınıf olduğunu gururla anlatıyor ve ekliyor.”Alman Sağlık Bakanlığı ve belediyenin ekipleri geldiler ve iki saat içinde hijyen belgemi aldım.Herkes günlerce uğraşıyor bu belge için.Bizim için önce insan sağlığı gelir”
Levent Demirgil,ABD’in en çok Müslüman’ın yaşadığı kent olan New York’da, helal et işleme tesisi olan bir işadamı.Bu ülkede dönerin pek tanınmadığını söylüyor.Avrupa’daki dönercilerin başarısından etkilenmiş,fikir alışverişi için kongreye katılmaya karar vermiş. Şimdi döner-hamburger savaşını,fast food’un kalbi Amerika’ya taşıyacak.
Demirgil şöyle konuşuyor: “Amerikalılar kırmızı eti seviyor.ama bizim döneri tanımamışlar.Yunanlıların yaptığı döneri yağlı buluyorlar.Dana etinden döner imalatına yakında başlayacağız.Müslüman nüfus bizim etlerimizi alıyor.Döner büfeleri kurarak hem onlara,hem de Amerikalılara döneri,bizim damak tadımızla sunacağız.”
Dönerciler,fabrika ve büfeler arasımdaki iletişimsizlikten şikayetçi.Kongrede,derneklerin bu iletişi sağlamasını istediler.Polonya,Ukrayna ve Baltık ülkelerinde de döner büfelerinin yaygınlaştığını,ancak et sıkıntısı yaşandığını anlattılar.Geliş güzel yerlerden alınan etlerin çıkardığı sorunların ciddi sıkıntı yarattığını söylediler. Yani küçük bir kasabada 300 gram döner ekmek,Berlin ve Paris’te dönercilerin başına dert oluyor.
Döneri, dikey ateşin önünde kesilip tezgaha düşen et parçaları olarak düşünmeyin.Artık dev bir endüstriden söz ediyoruz.Döner makineleri,bin bir çeşit elektrik döner ve et bıçakları kongre dolayısıyla açılan fuarda sergilendi.Türk firmaları dünyanın hemen her yerine bu aletleri ihraç ediyor.
Kongre sonunda derneklerin birleşip bir federasyon oluşturması istenirken,kalite standardı oluşturulması için Türkiye’den üniversite,Tarım ve Sağlık bakanlığı’nın desteğinin zorunlu olduğu dile getiriliyor.Dönerciler de tüm meslek dallarında olduğu gibi “eğitim şart” diyorlar.İmalattan,müşteri sunumuna kadar her alanda personel eğitimine önem verilmesini istiyorlar.
Amerikan Hamburger,İtalyan Pizza,Alman Sosisine karşı Türk Döneri’nin daha da yukarı bayrak çekebilmesi için yatırıma ihtiyaç duyulduğu,büyük şirketlerin de bu işe el atmasının zamanının geldiği vurgulanıyor.
Dönercilere göre,sırada, tüm döner çeşitlerinin yer alacağı zincirleme mağazalar var..
Yani, (MC) yerine,TC TÜRK DÖNERİ!..
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































