Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü

Sessiz ve derinden, bir

      İstanbul Anadolu yakasında, E-5 Göztepe Kavşağı’ndan Çamlıca’ya  doğru yürüdüğünüzde karşınıza blok apartmanlar arasına sıkışıp kalmış mobilyacılar çarşısı çıkacaktır. Buna benzer çok sayıda mobilya atölyesiyle dolu mekanlar var İstanbul’da…Fetih Mahallesi’ndeki  bu çarşıda ise bir başarı öyküsü gizli..sessiz sedasız uluslararası bir başarıya imza atıldı burada.

     Küçük  çarşının dar sokaklarından birinde karşılıklı iki atölyeye girenler şaşkınlığa uğruyor. Çünkü burada dünya zenginlerinin gözde mega yatlarının dekorasyonları gerçekleştiriliyor.

     Bu atölyeler Türkiye’nin mobilya tasarımı ustalarından Sedat Abayoğlu’na ait. 25 işçi gece gündüz çalışıyor.

     Sedat Abayoğlu, inşaat mühendisi bir babanın oğlu. İç mimarlık eğitimi alması  babası tarafından pek destek görmez: Babam mimarlara bile kızan statik hesapçı bir mühendis idi. Benim iç mimarlık okumama da kızdı, diyor.

     1972 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’ndan iç mimar olarak mezun olan Abayoğlu, hep kendisinin patronu olmuş. Başkasına bağlı olarak hiç çalışmamış, ‘Askerlik hariç’ Önce mum yapıp satmış, sonra avize yapmaya başlamış, vitray üzerine çalışmış. Sonunda mobilyada karar kılmış. 60 yaşındaki ustanın eli hiç boş durmuyor, Mutlaka bir şey karalıyor,çiziyor.

     İlk dekorasyon işinde başarılı olamaz. Yaşanabilecek en kötü hislerden biridir belki ama, bu mahcubiyet ona kendi yolunu seçmesine neden olur. O günkü duygularını şöyle özetliyor."Söyleceksem en azından kendi yalanımı söyleyeyim” İşte Abayoğlu’nun çalışma ilkelerinden birincisi.

     Abayoğlu, kendisini öncelikle sanatçı olarak tanımlıyor: ”Ne trend takip ederim, ne mobilyayla ilgili yayınları. Çünkü özgün olmak zorundayım, benim eserlerim bakirdir. Yani el değmemiş”.

     Bilgisayarla çizimi de sevmiyor Abayoğlu. O’na göre bütün mobilyalar, arabalar ve evler birbirinin aynı. tasarım özgün olmalı. bunun için kağıt kalem yeterli.


     O BİR TASARIM DEHASI


     Sedat Abayoğlu’nun  tescilli 250’nin üzerinde  tasarladığı mobilya eseri var. “Tasarım konusunda kimseye benzememek” ikinci ilkesi.

     Önce aykırı mobilyalarla adını duyuran Abayoğlu, mobilyayı bir sanat olarak gören müşteriler de edinmiş. Abayoğlu korsan ve taklitçilerden yaka silkiyor.

     Türkiye’de kendi stilini ortaya koyup  farklılık yaratan insanların, tasarımlarının kopyalanıp pazara sürülmesi, O’nun da en büyük derdi. “Türkiye’de yasalar var. Ama uygulama yok. Bunun sıkıntısını yıllarca yaşadım” diyor.


 


      MESUT BARZANİ VE İLHAM ALİYEV MÜŞTERİSİ


     Sedat Abayoğlu’nun  dekorasyonda ve tasarımdaki başarısı Göztepe’deki atölyelerden adeta dalga dalga yayılmış. Dört yıl önce Malezya’da kurduğu atölyede bazı lüks konut ve villaların dekorasyonlarını gerçekleştirmiş. Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Gence’deki dağ evi Abayoğlu  imzasını taşıyor. Bunun yanında Kuzey Iraklı Kürt Lider Mesut Barzani’nin Erbil’deki evinin dekorasyonu da Abayoğlu'na ait.


     MEGA YATLARA  ABAYOĞLU DAMGASI


     Sedat Abayoğlu’nu  arkadaşım Hasan Sessiz ile ATV-AVRUPA  için hazırladığımız bir belgesel dolayısıyla tanıdım. Atölyeyi içini döşeyeceği  süper lüks yata çevirmişti. Yat dekorasyon işine katıldığı bir fuardan sonra tesadüfen başlamış. Bir İngiliz firmasından teklif almış. Önceleri çok tedirginmiş ancak zaman içinde kendine olan güveni artmaya başlamış ve bir sistem geliştirmiş.


     ABAYOĞLU VE EKİBİ. ARTIK ONLAR  “MOBİLYA MÜHENDİSİ”


     Yat inşası her şeyden önce ciddi bir mühendislik bilgisi gerektiriyor. İstanbul Tuzla tersanelerinde kızakta olan bir yatın dekorasyonu kolay. Ama Antalya’da üstelik serbest bölgede inşa edilen bir yatın dekorasyonu nasıl olacak? Bu işe kafa yoran Abayoğlu ”Tekneye gidemiyorsam tekne bizim yanımıza gelsin” der ve yapımı planlanan yatın iç bölümlerini atölyesinde kurmaya karar verir. İnşa edilecek yatın adeta bir tomografisi çekiliyor, şaşmaz ölçülerle en ince detaylar hesaplanarak kamara, dinlenme alanı, salon ve mutfak ortaya çıkıyor. Sonra tıpkı çocukların oynadığı legolar gibi, hazırlanan tüm elemanlar sökülüyor ve kızaktaki yatın yolu tutuluyor. Yani ekip Antalya’ya gidiyor. Bir haftalık bir çalışma sonunda lego mobilyalar plana göre yerleştiriliyor. Böylece yatın iç dekorasyonu tamamen bitmiş oluyor. Abayoğlu,tüm bu çalışmaları “mobilya mühendisliği” olarak tanımlıyor.


     CANNES YAT FUARINDA BÜYÜK ÖDÜL


     Gelelim Abayoğlu’nun iş yaşamındaki üçüncü ilkesine: “Ayıp  örten detay olamaz”.

     Tekne ve yatlarda zaten her şeyin birbirine  bağlı olduğunu söyleyen Abayoğlu,”Benim yaptığım işlerde bir vida, bir çıta görülmez. Bu disiplin bize uluslararası ödül getirdi” diyor.

     Abayoğlu,yat firmasının katıldığı Cannes yat Fuarı’nda 2008 yılında en iyi yat dekorasyonu ödülünü kazandı. 2009 yılında da 24 metreden büyük yat sınıflamasında dekorasyonunu yaptığı tekne birincilik ödülünü aldı.

     Abayoğlu,başarının yat firmasıyla birlikte kazanıldığını söylüyor. Bu bir ekip işi, Herkes işini yaparsa, parçalar başarılı ise bütün de mükemmellik yakalanıyor.

     Abayoğlu şu anda dördüncü yatın dekorasyonuyla uğraşıyor. Son krizden etkilenmiş kırktan fazla işçisiyle yolları ayrılmış. Kriz olmasaydı daha çok yat, tekne yapacaktı. Ama gelecekten umutlu Abayoğlu. O’na göre, güzellikten, emekten anlayan insanların sayısı artıyor.

 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

/ (17.04.2010 17:56:23)

super tasarımlar