Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın"

Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor...

 

         “Güneşin Avrupa ve Asya’da doğduğu tek dünya şehri” sloganıyla yola çıkan İstanbul,artık unvanlarına bir yenisini ekledi. “İstanbul,2010 Kültür Başkenti”

        Aslında İstanbul’un Avrupa damgalı bir Kültür Başkenti olarak görülmesi bir avuç İstanbul sevdalısı yazar ve tarihçinin gücüne gidiyor doğrusu.. İstanbul tarih boyunca bırakın Avrupa’yı, zaten  Dünyanın önemli başkentleri arasındaydı…  

      İmparatorların,sultanların gözdesiydi İstanbul…Ne fetihler,ne yağmalar yaşadı…Yakıldı,yıkıldı yeniden kuruldu..Hıristiyanlığın ve İslam’ın  yüce yapıları bu kentin üzerinde yükselmişti..Bazı tarihçiler bunları yazdılar,çizdiler ama bir kavram kargaşası çıkmaması için seslerini fazla yükseltmediler..Çünkü İstanbul’un bakıma,onarıma ve tanıtıma ihtiyacı vardı.. Avrupa Birliği’nin Kültür Başkentleri statüsü verdiği,Liverpool,,Bruges,Meine gibi kentlerle birlikte anılmasını sineye çektiler.

        Bakın İstanbul’a  Avrupa’nın en iyi otomobil yarış pistini yaptılar..getirisi sadece yılda 10 günle sınırlı.. Zengin adam  vın vın vınlayan Formula arabalarına bakıyor,İstanbul’da iki gün konaklıyor,çekip gidiyor..Uzun süren uğraş sonucu bu yarışları İstanbul’a getirdiler..gideri getirisinden yüksek oldu..Üstelik Kurtköy çevresinde inanılmaz bir yapılaşmaya yol açtı .Kayseri,İzmir veya Antalya tercih edilseydi özellikle turizm sektörüne katkısı daha fazla olacaktı..

        Ama bizde artık moda... Uluslararası her etkinliğine İstanbul koşuluyor..  Kültür Başkenti için, bir dünya kentini feda edeceğimize,Ege illerimizden herhangi biri üzerine kulis yapsaydık belki daha iyiydi…

        Yine olan oldu diyelim..

       Artık 2010’a geldik…. Üniversite salonları,sarayların bahçeleri,halkın yolunu bile bilmediği sergi salonları dışında ne gibi etkinlikler düzenleniyor.?.

      Sokaktaki insanlara sorsanız  ne Kültür Başkenti’nden haberleri var, ne de açılan sergilerden,düzenlenen konserlerden…Bu kente yaşamanın bilincinde olan  İstanbulluları  kastediyorum…Bağrında yaşayan insanları kucaklamayan Başkentin kültüründen Kim’e ne?..

        İstanbul’u her şeyden önce İstanbullulara  tanıtmak gerekiyor.(kentini tanımak isteyen İstanbullu sayısının hiç de az olmadığı biliniyor)

       İstediğin  kadar sergi aç.,konser düzenle…,tarihi yapıları onar,..Halkın hiçbirinden haberi yoksa.. suyun üzerine yazı yazdın demektir..

       Oysa yeterli bütçeleri var..Unutmayın,satılan her litre akaryakıtdan küçük de olsa bir miktar  oluşturulan fon’a aktarılıyor..fon’da ne kadar para biriktiği bilinmiyor ama Devlet Bakanı Hayati Yazıcı,geçtiğimiz günlerde düzenlediği  basın toplantısında projeler konusunda bilgi verdi..Buna göre,144 projenin ihale işlemi tamamlanmış.maliyetleri de 24 buçuk milyon liraymış.Bu projelerden  67’si kültürel mirasın korunması ve kentsel uygulamalarına,62’si kültür ve sanata,15’i ise turizm ve tanıtıma yönelikmiş..

       Bunların hayata nasıl geçeceğini,neler yapılacağını yıl içinde hep birlikte göreceğiz..

    HER SEMTE KÜLTÜR ÇADIRI KURUN…

       Şimdi seçim dönemlerinde,Ramazan ayında  sokak sokak dolaşıp erzak dağıtan belediye araçları artık bir zahmet, bu işe tahsis edilsin..Hatta bazı semtlerde Ramazan çadırı gibi  kültür etkinliklerinin tanıtılacağı mekanlar kurulsun…

       Kültür Başkenti  etkinlikleri insanlarda “Kentlilik Bilinci” yaratılması için bir fırsat olsun..(hemşeri gettolarından  kurtulması lazım bu kentin)..İstanbul broşürleri,kentin tarihiyle ilgili küçük kitapçıklar hazırlansın ve dağıtılsın...Bazı belediyeler, kendi beldelerindeki tarihi yapılar için öğrencilere,halka yönelik turlar düzenlesin..

      Kültür Başkenti için kurulmuş bir Ajans var… hazırlatılan  film ve belgeseller sinemateklerle sınırlı kalmamalı..kent meydanlarında halka ücretsiz gösterilmeli..(Kültür Başkenti’nin Avrupa ayarında kaç meydanı var  o da başka bir sorun)

      Özellikle üniversiteli gençlerden oluşan semt komiteleri kurulmalı....Bu komiteler,hem İstanbullulara,hem turistlere yönelik tanıtım kampanyalarında görevlendirilmeli

    HALKIN BİLDİĞİ BİR KENT REHBERİ BİLE YOK..

       İstanbul Büyükşehir Belediyesi son  yıllarda turistler  için veya meraklı bir azınlığa yönelik kent rehberleri hazırladı.. Ancak kent rehberinden bırakın işinde gücünde olan insanları,bir şey öğrenmeye okullara giden öğrencilerin bile haberi yok…Küçücük bir  rehber hazırlanıp  okullarda dağıtılsa fena mı olur ?...Çocuklar da gider evde ana babasına “siz böyle bir kentte yaşıyorsunuz.. farkında mısınız?” Diye sorar…

      Belediyelerin hazırladığı bazı haritalar var..  Ben Turizm bürolarında  görüyorum bu haritaları…isteyene ücretsiz veriliyor.. Otobüs,metro ve metrobüs duraklarında da bu haritaların dağıtımı sağlanmalı..

      Öneriler saymakla bitmez.. önemli olan bu kentin farkında olmak… En iyi farkı da bu kentin sevdalısı şairler ortaya koyuyor elbette..Necip Fazıl’ın İstanbul şiirinden bir bölümle yazıyı sonlayalım.

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüzgar onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...

İstanbul,
İstanbul...

 

 

 

 

    

   

 

 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun