Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı

Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı


 
 18 yaşından küçükler okuyamaz!
 
 Yeni yıla şenlikli bir yazıyla gireyim dedim….Ancak böyle konularda yazı kaleme almak çok zor,ama yazmalıyım..Erkekler için işin hem hüzünlü hem de biraz gırgır yanı var…
  Konuya nereden gireyim derken,konunun merkezinde elbette çocuk sahibi olmak var.. Bir bebeği kollarında önce çocuk,sonra genç haline getirebilme mutluluğunun her kadın ve erkeğe nasip olmasını dilerim evvela efendim.
  Anadolu insanının çocuk sevgisi malum…
  “Antalya kıyılarında tatil nasıl oluyor?” türünde bir izlenim yazan Rus turizm yazarının notları dün gibi aklımda..
  Yazısının başlığı şöyleydi… “Türklerde çocuk yarı Tanrıdır!.
   Tatil köylerinde yemek,içmek, denize girmek çocuklara göre ayarlanır..Çocuğun isteği mutlaka yerine getirilir ve bir çocuğun ağlamasına sadece anne babası değil, çevredekiler de katlanamaz..(çocuklar bizde biraz şımartılır)istekleri hemen olur..
   “Türklerde çocuk sevgisi görülmeye değer “diye yazmıştı  Rus yazar..
   Neyse..
   Çocuk sahibi olmaya karar veren çiftlerin yapacakları iş malum!.. ama olmuyorsa  sorunu çözecek bin bir tedavi yöntemi var artık..(araya karbon kağıdı koymuyorlar elbette!) en uç yöntem ise tüp bebek uygulaması oluyor ..
    Bu yöntemi uygulamaya karar veren çiftlerin  (doktorun da)önünde uzun bir yol var..
   Şimdi aklınızdan geçiyordur..Cengiz Erdil,senin başından mı geçti böyle bir olay ?diye.. Hayır efendim  üniversiteye giden bir delikanlının babasıyım.. Ama çok değerli genç bir arkadaşımın anlatımı o kadar hoşuma gitti dayanamadım,bu nedenle yazıyorum..
    Tüp bebek uygulamasına karar veren kadının başından geçenleri anlatmak  mümkün değil..asıl sıkıntıyı genç anne adayının çektiğini cümle alem biliyor..Samimi söylüyorum şu kadınların hakkını ödeyemez erkek milleti.
    Anne olabilmek için yüzlerce testten geçen O.. bıçak altına yatan O…
    Erkek ne yapıyor… işin önemli bir aktörü..ama rolü çok kısa..  Tüp bebek uygulamasında temel unsuru olan hayati sıvı O’nda var  çünkü..İşte işin erkek için zor tarafı burada başlıyor..
    OLAYA ERKEK TARAFINDAN BAKMAK
    Böyle bir işe soyunan erkek,Tüp Bebek merkezi’ne başvurduğunda bakın başına neler geliyor?
     Önce bu merkezde eline bir broşür tutuşturuluyor.. Burada öncelikle eşine uygulanacak tedavi yöntemi konusunda ayrıntılı bilgi veriliyor.Bazı merkezler broşür,cd hatta dvd ile işe ses ve görüntü boyutunu ekliyor..
     Broşürde erkeğin ve salgıladığı hayati sıvının önemini anlatan bir bölümü aktaralım...
   “Sperm analizi, tedavinin planlanmasında çok önemli değere sahiptir. Bu nedenle, iyi bir merkezde, bu işten anlayanlar tarafından yapılması gerekir. Eksik, yetersiz veya yanlış yapılan bir tahlil, yanlış tedavi planlanmasına, zaman kaybına ve tekrar tahlil istenmesi nedeniyle mali kayıplara neden olabilir.”
    Bu bilgiyi alan baba adayını şekilde görüldüğü gibi korkutan iki unsur var… zaman kaybı ve tekrar tahlil..İşi bir kere de bitirmek istiyorsan dikkatli olacaksın ..
     Yine broşürden..
“Sperm tahlili için erkeğin 2-7 gün arası boşalmaması gerekir. Sperm verirken su, tükrük, sabun veya başka bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gerekir… (Yardımcı malzeme kullanmak görüldüğü gibi yasak)
Sperm odası gürültüden uzak, sakin ve sessiz bir ortam olmalı, gözden uzak bir yerde bulunmalıdır..(ama odanın önünde sırada bekleyenler var) İçinde lavabo, temizlik malzemeleri, rahat bir oturma imkanı olmalıdır.Sperm vermede sorun yaşayanlar için gerekli imkanlar sağlanmalıdır.”
 Peki bu imkanlar nedir ? diye soru soran erkekler elbette çıkıyor..… bu bir  dergi veya  film olabilir…(Daha ilerisini düşünenler avucunu yalar!).. Amerikalılar bu alanda da devrim yapmışlar..bu sektörü de ellerine geçirmişler efendim..Tüp bebek merkezlerde erkeklere yardımcı olan filmlerin çoğu da Amerikan damgalı..(sinekten yağ çıkarmak diye buna denir..)
       Dedik ya bu uygulamada yalnız değilsin.. Başka vericiler de var… Bir doğumevi’ni düşün!.kapıda bekleyen baba adayları heyecan içinde..Benzer durum tüp bebek uygulamasında da yaşanıyor yani..
       Önce hemşire geliyor,gözlerinin içine baka baka  bir tüp uzatıyor.. ve tekmili veriyor..”beyefendi,spermi sağa sola sıçratmayın,tüm sıvılar bu tüpün içinde olmalı”
        Hafif yüzün kızarıyor.koridordaki diğer erkekler gözlerini senden kaçırıyor.Bir suçlu gibi odaya giriyorsun… oda loş..içini ısıtan bir müzik çalıyor..Ve lojistik unsurlar… Bazı dergiler var kanepenin üzerinde… dvd cihazının yanında Amerikan malı filmler…
        Süre çalışmaya başlıyor.. fazla kalmayacaksın ..sırada bekleyenler var…
Biraz hayallere dalıyorsun..İşi beyninden bitirdiğin için sorun yok(herkes için değil ama).. Hayati sıvının dolu olduğu tüpü hemşireye veriyorsun…,Hızla odaya göz gezdiriyor, ama öncelikle yerlere bakıyor..”Bir yere sıçratmadın değil mi ?” der gibi sana da bir göz atıyor.. 
        İşin bitti   kendini sokağa atamıyorsun… ön bir analiz lazım… yine koridorda bekliyorsun…bu kez mahcup bakıyorsun diğer erkeklere..
        Hemşire geliyor.. “beyefendi bu olmamış.. bir kez daha vereceksiniz” diyor… Ya başka gün.ya şimdi..
         Biraz hayal dünyasında gezinelim…Böyle bir durum  üzerine  medyamızın moda tabiriyle "Analiz" yapalım..
         Kapının önüne,elinde sayaç olan bir işsizi oturtur.. “Erken boşalma toplumsal sorunlara da yol açar” türünden bir yazı yazabilirim!..
          Sperm Odası’nı Masumiyet Müzesi’ne benzetir,duvarlarında ve yer karolarında iz arayan bir hayali dedektif yaratabilirim!
           Veya akıp giden hayati sıvıyı konuşturur, “Baba ne yaptın..ben büyüyünce cambaz olacaktım !” dedirtebilirim…
 
  Neyse sevgili okur..Bazı genç arkadaşlarım beni sever…her derdini paylaşır.. Biraz Marko Paşa yanım vardır yani…Bu genç arkadaşım da başından geçenleri uzun uzun anlattı(erkekler arası geyik muhabbeti!) Ben fazla ayrıntıya girmeyeyim… İlerleyen yaşlarda başka muayenelerin de  O’nu beklediğini söylediğimde şaşırdı… “ne gibi?” dedi… “prostat” gibi dedim.
      Çok sevdiğim bir kaptan ağabeyimin prostat kanserinden  acı çekip öldüğünü anlatarak lafa girdim,”erkeklerin 50 yaşından sonra mutlaka  bu kontrolü yaptırmalarının gerektiğini söylüyorlar” dedim..
      Benim prostat kontrolü olduğum doktor Galatasaraylıydı… Muayenehanesinin  her yeri sarı kırmızı forma,afişler ve futbolcuların fotoğraflarıyla doluydu… Bana “Hangi takımı tutuyorsun?” dedi..
       Korka korka “Beşiktaş “dedim..”iyi ki Fenerli değilsin” dedi..
      “Yaa işte böyle.. prostat kontrolünü acısız atlattım sevgili kardeşim” dedim…
    ”Fenerli olsaydın ne olacaktı?” dedi… “Herhalde kremsiz olacaktı şekerim” dedim…               
     “Prostat kontrolü yeni mi oldun?..bana şekerim dedin “ dedi..”üzerinden zaman geçti,ama etkisi kalıyor!” dedim..
      İşin gırgırı bir yana.. Ben iki emekçi grubuna hayranımdır.. Biri maden işçileri,diğeri sağlık çalışanları..
      Maden işçileri başka bir yazı konusu ama şu hemşire,hasta bakıcı ve doktorların hakkı ödenmez.. konuşmaya korktuğun ve utandığın  her türlü sıkıntıyı onlar çözüyor veya çözmeye çalışıyor..Her meslekte “insanlara sineğe bakar” gibi bakanlar gördüm,tanıdım…Ancak sağlık çalışanlarının karşısında önce  insansın… Bu terbiye ve eğitimi alıyorlar yani..
      Bilim ve bilim insanlarına saygı ve sevgiler sunarak noktayı koyuyorum..
 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun