Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi?
Dünyanın başı, insanoğlunun yol açtığı dertlerden kurtulmuyor.
Dünyanın yaşı milyarlı sayılarla ifade ediliyor ama ne zaman ki sanayi devrimi oldu, savaş ve yağmalarla doğup büyüyen ve gelişen Kapitalizm,şunun şurasında 300 yıl içinde,dünyanın içine etti…
1700’lü yıllardan itibaren,kömür,petrol ve doğalgaz olarak adlandırılan fosil yakıtların aşırı tüketimi,dünyayı kaynayan tencereye çevirdi. Orman alanlarının hızla yok edilmesi ve sera gazlarının birikimi küresel ısınmayı arttırıyor..Sıcaklık küresel ölçekte yağış rejimlerini değiştiriyor.Hiç olmadık şekilde yağmur yağıyor veya kuraklı yaşanıyor.
Kapitalizm şimdi çıkış yolu arıyor.Moda tabiriyle “sürdürülebilir” bir gelir ve gider tablosu bozulmadan,dünya nimetlerinden biraz daha nasıl yararlanabiliriz?..Dolar ve Euro sistemleri bunun peşinde..
Mesela,başta karbondioksit olmak üzere çeşitli gazların atmosfere salımını durduracak en iyi fikri üretene,milyonlarca dolar vaat ediliyor…ABD’nin eski başkan yardımcısı Al Gore ve İngiliz milyarder iş adamı Richard Branson’un vakıfları,. atmosfere karışan karbondioksitin temizlenmesinde en başarılı yöntemi geliştirene tam 25 milyon dolar verecek..Ancak adayların, atmosferden yılda en az bir milyar ton karbonu temizleyecek öneriler getirmeleri şart …
Dünyayı her ülkenin küçük bir zümresi kirletti. Şimdi halklardan temizlenmesine katkı bekleniyor..
DÜŞÜK KARBON EKONOMİSİ
Dünyanın kurtulması için öncelikle doğayı yıkan ve yakan sistemin değişmesi gerekiyor.. Uzmanlar bir tanım geliştirmişler, “Düşük Karbon Ekonomisi”..Bu ekonominin temeli, karbon yoğunluğu düşük enerjilerin Kullanılmasına dayanıyor..(rüzgar,güneş ve akarsular)..Elbette az insan,çok iş ilkesi zarar görmeden!
“Dünya karbon salımının önüne geçmez ise 2020 yılına kadar büyük felaketler yaşanabilir” diyor uzmanlar..Bunun önlenebilmesi için uluslararası şirketlerin, kazandıklarının yüzde 10’unu karbon karşıtı teknolojilere yatırması yeterli…
Avrupa Birliği, ABD ve Çin’e göre,Karbon salımını azaltmada daha kararlı görünüyor..Birlik 2020 yılına kadar Karbon’u 1990 yılı seviyesine göre yüzde 20 azaltacak..Almanya daha ileri gitti yüzde 40 azaltmayı vaat etti.
Ama Polonya ve Finlandiya bu karara muhalif…
Son iki yıl içinde yaşanan kriz nedeniyle bazı ülkeler, ekonomik canlandırma paketlerini devreye sokarken,düşük karbon yöntemlerini hayata geçirmeye karar vermişler.. Başta Güney Kore ve Meksika olmak üzere 13 ülkede başarılı sonuçlar alınmış.. Düşük karbon ekonomisinin 2008 yılı içindeki küresel Pazar büyüklüğü 3.650 milyar Euro’ya ulaşmış..
KOPENHAG ZİRVESİ
1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü,dünyanın yaşadıklarından yanlış sanayi ve tarım politikalarını sorumlu tutuyordu..Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkeler bu protokolü uzun süre imzalamadılar.
Şimdi gözler önümüzdeki günlerde Kopenhag’da yapılacak zirvede..çünkü Kyoto Protokolü bile artık dünya için yeterli değil.. Ülkeler daha gerçekçi kararlar almak zorunda… ‘(yoksa dünya elden gidiyor)..
ABD ve Çin, çevre protokollerin hayata geçirilmesinde yine diplomasi oyunlarına kalkışmaz ise bu zirveden ciddi bir önlemler paketi çıkabilir..
KARBON AYAK İZİ
“Bastığın yeri toprak deyip geçme,tanı”… Şairin dizesi sanki karbon ayak izi terimine“cuk” oturmuş gibi… bundan böyle bastığın yerleri tanımak zorundasın.!!
Yürüdüğünüz zaman nasıl iz bırakıyorsan,İnsanın yaşaması için tüketmesi,tükettiğini de atması gerekiyor..Bunun sonucu olarak insanoğlu doğada bir iz bırakıyor.. Buna kişinin karbon cinsinden doğaya bıraktığı iz deniyor.
Dolayısıyla,iş,eğlence,gezi(araba-uçak kullanımı dahil),hatta ölümle bile dünyaya imzasını atan bir insanın, doğaya ne kadar karbon bıraktığı artık hesaplanır olmuş.. Mesela sigara içiyorsan,bu dünyada jet gibi yaşıyorsan.. Sen kötü çocuksun.. çok karbon bıraktın cezalısın!!!!
Bazıları yemeyip içmemiş,kapitalizmin yolunu bulması için az karbon bırakmanın kılavuzunu hazırlamış..
İşte birkaç örnek..
Ev inşa etme.. ev satın al… açıklaması da şöyle..sen enerji harcama,gerekli enerjiyi inşaat şirketi harcar… sen para öde..
Şehir mi ?..kır mı.?.. kılavuz şehirde yaşa diyor..Çünkü insanların toplu olduğu yerde daha az enerji harcanırmış..
Mangal kömürü mü?.gazlı ocak mı?
Mangal kömürü odundan elde edilir..bu yüzden ağaçlara zarar verirsin..ama gaz kullanırsan azıcık CO2 var.. o da sorun değil canım..
Et mi?.. tavuk mu?... tavuk,çünkü artık neredeyse balondan tavuk üretecekler!..et yeme,tavuk ye..
Deniz balığı mı?.. çiftlik balığı mı?... Deniz balığı bize kalsın sen çiftlik balığı ye.!
Fast food mu? Lokanta yemeği mi?.. Hiç aklımıza gelmese de fast food çevre dostuymuş..lokantalar küçük ölçekli olduğu için daha fazla enerji harcıyormuş..
Kağıt mı.?. plastik mi?..şimdi şaşırın bakalım.. plastik kullanmalıymışız..kağıt üretimi için daha fazla suya ihtiyaç varmış..plastik ise biriktirilebiliyormuş..
Bu liste uzayıp gidiyor.. Karbon ayak izi’nin peşine takılırsan ,dünyaya inanılmaz kötülükler yaptığını görür,maazallah yanlış kararlar verebilirsin..
Dünyalıların çoğunun, topu topu 300 yıllık “DÜNYA KİRLİLİK TARİHİNDE” fazla suçu yok..
Bu mavi gezegenin geleceğini karartanlar biliniyor.. Onlar, önümüzdeki günlerde Kopenhag’da masaya oturacak..
Ama artık çıkış yok,..Yoksa ebelerinin fizik ötesini görmeleri yakındır..
2012 uydurmalarına falan da kanmayın.. Maya ve Mısır falları, sadece felaket senaryosundan para kazanma hesabı..
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































