Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay
Halil İnalcık,Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük tarihçilerden..Yaşı 90’ı geçti..bir büyük anıt,bir büyük bilim adamı…Ünü dünyanın dört bir yanını sarmış.. Dünya bizden daha iyi tanıyor..Eserleri,dünyanın en seçkin üniversitelerinin tarih kürsülerinde objektif bir başvuru kaynağı olarak kabul ediliyor..Makaleleri tarih bilimciler,meraklılar tarafından dört gözle bekleniyor..
Burhan Doğançay,.Eserleri,dünyada 60’ın üzerindeki müzede sergilenen yaşayan en büyük Türk ressamı… Çağdaş Türk Resim Sanatı’nın öncülerinden..O’da 80 yaşını aşmış bir başka büyük anıt..bir büyük sanatçı..
İnalcık tarihçi,Doğançay tarihten esinlenen bir ressam..
Burhan Doğançay,geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin gündemindeydi(daha doğrusu meraklıların gündemindeydi) “Mavi Senfoni” adını verdiği tablosu,ANTİK A.Ş’nin düzenlediği bir müzayede ile bir milyon lira açılış fiyatıyla satışa sunuldu.. Çağdaş Sanat Eserleri müzayedesi ile bir ilk’i hedefleyen Antik A Ş,2004 yılında Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi adlı tablosunu rekor fiyatla milyon liraya satmıştı.Tablo şimdi Pera Müzesi’nde..
Bu kez rekorun sahibi Burhan Doğançay’dı… Doğançay’ın 162x 285 santimetre büyüklüğündeki “Mavi Senfoni” adlı tablosu, açılış fiyatın bir milyon 200 bin lira üzerindeki bir artışla iki milyon 200 bin liraya özel bir koleksiyoncunun oldu.
Bu Türkiye’de yaşayan bir ressamın eserine ödenen en yüksek rakam..Şunu açıklamakta yarar var..Resmi yapan Doğançay ama tablo O’na ait değil ..özel bir koleksiyoncunun elindeydi yine parası olan bir koleksiyoncuya gitti.. Sevindirici olan, tablo Türkiye’de kaldı..Özel müzelerin kurulmaya başlandığı ülkemiz için “hayırlı bir durum” diyorum..
Bu müzayededen bir hafta önce Burhan Doğançay ile Antik A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Artam sayesinde konuştum..Doğançay ile Beyoğlu’nda kendi adını taşıyan ve Türkiye’nin ilk kişisel modern sanat Müzesi ünvanına sahip mekanında bir araya geldik. Bana hem “Mavi Senfoni”nin öyküsünü,hem de hayatından bazı satırbaşlarını aktardı..
BURHAN DOĞANÇAY ÖYKÜSÜ
Dedik ya Burhan Doğançay tarihten esinlenen bir ressam.İki tablosu, “Muhteşem,Olağanüstü ve Şaşaalı” olarak nitelendirdiği Kanuni Sultan Süleyman döneminden esinlenmiş..Rekor kıran tablosunun esin kaynağı ise Sultan Ahmet Camii.. “Muhteşem Devir” ve “Mimar Sinan”,Kanuni dönemini ölümsüzleştiren iki tablosu ünlü sanatçının.Mavi Senfoni’de ise sanatçı,çok sevdiği Sultanahmet Camii’nin çinilerini tuvale aktarmış.Camiinin 20 bin’i aşkın çinisini inceleyen sanatçı,tabloya dört yılını vermiş..Mavi Senfoni’nin bir başka özelliği de İstanbul’da 1987’de düzenlenen ilk Bienal’de görücüye çıkması..
“Osmanlı tarihi ve İstanbul beni mıknatıs gibi çeker..Tarihin derinliklerinde kendimi kaybederim..İstanbul’un en muhteşem dönemlerini tuvale dökmeseydim.üzülürdüm.benim bu üç eserim,bana göre en önemli eserlerimdir” diyor..
Burhan Doğançay, bir sanatçı çocuğu..Babası da Türk Resim Sanatı’na yön veren sanatçılardan Adil Doğançay…Doğançay, renk serüvenine atıldığında babasına bir söz vermiş..”Bir Türk sanatçısı olarak adımı yurtdışında duyuracağım”.Bu sözle yola çıkan Burhan Doğançay, sanat hayatını, mücadele ve boğuşma ile geçen yıllar olarak tanımlıyor…
15 Kasım 2009 müzayedesinin Türk Resim Sanatı için dönüm noktası olduğunu söyleyen Doğançay, “beni tablomun kaç para ettiği mesele değil..bizim geçtiğimiz zorlu yolların gençler için daha kolay açılması mesele..En pahalı ressam seviyesine yükselmek kolay olmuyor..bu 40-50 yıl süren,bir boğuşmanın;azmin ve mücadelenin sonucu” diyor..
Hayatı ve sanatıyla ilgili yurtdışında 4’ü ABD; 2’si Avrupa’da olmak üzere 6 kitap hazırlandığını belirten Doğançay şöyle sürdürüyor sözlerini… “Bu eserleri ya ünlü müzelerin yöneticileri ya da ünlü sanat eleştirmeleri yazdı. Dünyanın pek çok müzesinde eserlerim var..Son olarak “British Museum” a, kağıt üzerine yapılmış 3 eser ve bir büyük tablo vereceğim.Türkiye’de kağıt üzerindeki çalışmalara pek yüz vermezler ama,orada sergilenecek”
Doğançay,yıllarca yurtdışında yaşadı.Ama Türkiye’den hiç kopmadı..Artık İstanbul’a gelişleri daha sık..Çünkü öğretme tutkusunu hiç yitirmedi.Şimdi yaşlı yüreğinde genç sanatçıların coşkusunu hissederek,eğitim çalışmalarına ağırlık veriyor..Beyoğlu’nda kurduğu müzede sadece kendi sanatını değil,dünya resim sanatının ayrıntılarını öğrenci ve meraklılarla paylaşıyor..
VE TARİHÇİLERİN KUTBU; HALİL İNALCIK HOCA…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı önemli etkinliklere imza atıyor.. Bu kez 70 yılını Tarih bilimine adayan ünlü tarihçimiz Profesör Halil İnalcık’ın 70’nci bilim yılı dolayısıyla bir toplantı düzenledi(ne yazık ki toplantıyı yine az sayıda meraklı ve medyanın çok küçük bir bölümü takip etti) Cemal Reşit Rey salonunda yer yer boşluklar vardı İnalcık adına düzenlenen toplantıda..Zaten Dışişleri Bakanı Profesör Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasından sonra dinleyici sayısı biraz daha azaldı.
Bakan Davutoğlu,iyi bir İnalcık okuru olduğunu, sunuş konuşmasında belli etti.Davutoğlu,İnalcık’ın önemli eserlerinden örnek verirken,diplomasi ile tarihin ayrılmaz bir ikili olduğunu söyledi..İnalcık’a 70’nci bilim yılı dolayısıyla günün anısına bir Yıldız Porselen armağan eden Davutoğlu’na, İnalcık’ın söyledikleri de anlamlıydı..”Türk diplomasisinin başı bu genç adam benim bütün kitaplarımı okumuş” diyor ve Davutoğlu’na sıkıca sarılıyordu..
Halil İnalcık hakkında söylenecek o kadar ayrıntı var ki insan şaşırıyor..Binlerce öğrenci,yüzlerce öğretmen yetiştiren Hoca,dünyada tüm dallarda 2 bin bilim adamı arasına giren Türk bilim adamı..
Bazı yabancı tarihçilerin İnalcık için söylediklerine bakın..
“O’nun makaleleri okunmadan tarih yapılmaz”
“Bulgaristan’da Türkiye’den daha meşhur”
“Osmanlı tarihinin babası”
“Dünyayı temsil eden bir tarihçi”..
Bunlar Bulgar,Japon,Rus ve Amerikalı tarihçilerin söyledikleri sözler.. Dünya Halil İnalcık’ı bizden daha iyi tanıyor,takdir ediyor.. Bu bir gerçek.
O’nun tarihçilerin kutbu yapan özelliklerinden bir kaçını söylemekte yarar var..Hoca için birinci kaynak son derece önemliymiş.. Arşivlerin tozlu ve izbe ortamları, hayatı boyunca vazgeçmediği çalışma mekanı olmuş..çalışma hayatının çoğu arşivlerde geçmiş…Öğrencilerinin de mutlaka iyi bir arşiv tarayıcı olmalarını istermiş..
Osmanlı tarihi konusunda yüzlerce eser veren İnalcık hoca şimdi İstanbul tarihi üzerine çalışıyor..İki cilt olacak eseri, tüm İstanbul sevdalıları ve tarihçiler merakla bekliyordur..
Burada Doğançay ve İnalcık hocaları anlatmaya çalıştık.. Elbette bu alanda ne bir nokta,ne bir virgül ne de bir vesile olabilir bizim yazdıklarımız..Birisi muhteşem tarihin izlerini renkleriyle aradı,diğeri tozlu arşivlerde karanlıkları aydınlatmak için belge taradı..Kısacası İstanbul’dan, yaşını başını almış iki dev geçti.Yine bazılarımızın kılı kıpırdamadı..
İki anıtın ortak söyledikleri tek cümleyi ben yakaladım..
“çalışacaksın ama çok çalışacaksın.başka yolun yok”
CEMAL REŞİT REY’DE ŞOK..
Halil İnalcık için düzenlenen toplantı arasında,bu beş yıldızlı salonun tuvaletine gittim.Bir vatandaş çoraplarını çıkarmış,abdest almak için lavaboda ayaklarını yıkıyordu.. Ben “yahu kardeşim burada ayak mı yıkanır..burada elimizi yüzümüzü yıkıyoruz” dedim.. İstifini bile bozmadı..Ancak,tuvalette bulunan bazı kişiler cesaretlendiler ve seslerini yükselttiler..Hatta birisi “burası Arabistan mı? Diyerek işi, hijyenik olaydan siyasi boyuta taşıdı.. Ama ayaklarını yıkayan yine de tınmadı..devam etti..
Evet sevgili okurlar,, bazılarımızın,İnalcık ve Doğançay’ın yolunu bırakın izlemeyi,o yolun levhasını görmeye bile daha çok zamanı var.. çoook..
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009
Yorumlar
İyi günler Erdil Bey, ben Kuşadasında Adnan Menderes Ünv. Seyahat İşl. ve Turizm Rehberliği 3.sınıf öğrencisiyim.Kusura bakmayın sizi rahatsız ediyorum ama sizden yardım istiycektim.Benim Burhan Doğançay Hakkında makaleler ve onunla ilgili kitap isimleri biliyorsanız benimle paylaşırmısınız Erdil Bey yani benim bu çalışma ödevimde yardım edebilcek birilerine ihtiyaçım var lütfen bana yardımcı olurmusunuz.Bilgilerinizi benimle paylaşırmısınız ? Şimdiden teşekkür ederim.Tekrardan iyi günler. Volkan Savaş




































