Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde

Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde

Bodrum, bağırtılı, çağırtılı yüksek desibelli bir turizm sezonunu daha geride bıraktı. Mavi tur tekneleri limana çekildi artık. Şimdi tekneler yıkanıyor, yelkenler sarılıyor.

Yatağı, battaniyesi, oturma grupları, mutfak takımları depolara kaldırılıyor. Çoğu tekne Bodrum ve Körfezdeki irili ufaklı tersanelerde bakıma alınıyor. Mavi tur teknesine yılda veya iki yılda bir bakım gerekiyor. Tekne sahibi bu bakımı tersanede yaptırırsa 15-20 bin lirayı gözden çıkarmak zorunda. Yok “kendim yaparım” derse, 10 bin lirayı bulan bir harcama söz konusu. Mavi turcular artık Mayıs ayını bekliyor.

Gökova ve Göcek koylarına gelecek mavi turcular için önemli bir haberim var. Koylarda tekne bağlama ve konaklamanın gelecek yıldan itibaren ücretli olacağı dedikoduları dolaşıyor Gökova’da. Ve de öncelikle Göcek koylarına her teknenin girişine izin verilmeyecek.

Yat kaptanları, bazı teknelerin koylarda aylarca demirli kaldığını, koyun adeta bir ev’e dönüştüğünü, öyle ki bazı yüzsüz özel yat sahiplerinin karada çanak anten düzeneği bile kurduğunu söylüyorlar.

Devletin koylara demirleyen teknelerden gün başı ücret alması yörede olumlu karşılanıyor. Ancak ödemelerin nasıl yapılacağı koskoca bir soru işareti. Bu arada koylar ücretli olursa mavi tur teknelerinin maliyeti biraz daha artacak bu da elbette tekneyi kiralayan müşteriye yansıyacak. Neyse mavi tur geride kaldı artık Gökova’da şimdi balık zamanı.

GÖKOVA’DA BALIK ZAMANI
 
Bu yıl Gökova ve Güllük Körfezi’nde son üç yıla oranla daha fazla Orkinos ve Ahtapot sürüsüne rastlandığını söylüyor balıkçılar. Karadeniz ve Saroz’dan gelen gırgır ağlarıyla donatılmış büyük balıkçı tekneleri, bol miktarda Orkinos avlayıp, ya Akdeniz’deki Japon ortaklı çiftliklere ya da İstanbul’daki toptancılara satmışlar. Ton balığı olarak bildiğimiz orkinos’un asıl tutkunu Japonlar.(onlar yüzünden Karadeniz’de orkinos kalmadı)
   
GÖKOVA’DA FELAKETİN ADI “TROL”

Bizim balıkçılarımız denizin asıl sahiplerinin kapısını çalarken “orantısız güç” kullanmaktan herhalde asla vazgeçmeyecek.Artık denizlerde balıkların kaçacağı yer kalmadı.Her türlü radarı sonarı balığı tüm ortamlarda  yerini belirliyor. Ondan sonra gelsin makine ağları,çıkrıklar,troller…Hele trol denen soykırım aleti.. Adeta bir sapanı andıran torba ağıyla dibi tarıyor,balığı çoluk çocuk yukarı kaldırıyor..Trol ağlarıyla donatılan tekneler,Ege’de cirit atıyor.devlet bu ağı yasaklayacağı yerde küçük balıkçının misina ağını yasaklamış.. Ama gariban balıkçı devletin yasağın doğru olduğunu kabul ediyor..,misina ağı deniz dibinde adeta bir hayalete benzermiş.balık kaçamazmış bu ağlardan. Tarım Bakanlığı’nın akıllı uzmanları bu ağın zararını keşfetmişler,ama trolün zararını bulamamışlar efendim..
  Neyse bizim konumuz artık Gökova’da olta ile sürek avı..
  DELİKANLI BALIK AVI NASIL OLUR?
  Hemen söyleyeyim.Göz ve el becerisiyle olur..  Delikanlı balık avında radar,sonar yok… gözün var,ellerin var..delikanlı balık avında elektrikli çıkrık yok. Oltalar var.. misinanın sarıldığını basit mantarlar var..
  Efendim,çoğu insan güneş,kum için akar deniz kıyılarına, Ve bu tutku yaz aylarıyla sınırlı kalır. Deniz tutkunları ise 12 ay yaşar mavinin sakinliğini,hiddetini,hırsını ve bereketini..
   İstanbul’dan  deniz sevdalısı bir grup arkadaşımın Gökova’ya gideceğini öğrenince peşlerine takıldım.Hami ve Hulki Erdem kardeşler kendileri alçak gönüllü  davransa da bence artık profesyonel birer olta balıkçısı.. Bir yelken ustası ve oltacı olan Sertaç Gökçek ile Gemi Makine Mühendisi Suat Sönmezgil de ekibin elemanlarından. Belgesel Fotoğrafçısı Alper Çerik de ekipte. Bendeniz ile Finans ve Vergi uzmanı Özcan Tepecik, dışardan gözlemciyiz. Benim niyetim izlenim yazıp bir belgesel hazırlamak...

Bu ekibi Bodrum’da yılların yat kaptanı ve balıkçı Sabri Erdem de katıldı. Dedim ya, sekiz kişilik ekipte dört kişi iyi bir olta balıkçısıydı. Yıllarca İstanbul,Bodrum ve Datça’da olta atmışlardı. Yani efendim bu arkadaşlar “delikanlı balık avının” sayılı temsilcilerindendi.Ekipteki çoğu kişinin tek hobisi deniz ve balık desem abartmış olmam. Hulki ile Sertaç’ın Ekim ayının başında İstanbul adaları önlerinde bir günde 40’ın üzerinde Lüfer avladıklarına şahidim Neyse Bodrum’a ulaştık. Bodrum Limanı’nda “Gülden Irmak” adlı mavi tur teknesi, bizim beş gün süreyle mekanımız olacaktı. Kaptan İbrahim Kerman ile gemiciler Mustafa Kerman ve Ramazan Şahin karşıladı bizim ekibi. Beş günlük kumanya ve yakıt tekneye yüklenmişti. 

İbrahim Kaptan kısa bir yoklama çekti, teknesinin ve kendisinin kurallarını  anlattı Kaptan, Gökova’daki hava durumu konusunda bilgi verdi. Orkinos sürülerinin nerede olabileceği konusunda tahminler yaptı. Sakin ve az konuşan bir denizci olan İbrahim Kaptan, yol almaya hazırdı, biz de hazırdık.
 
BİRİNCİ GÜN

Teknemiz Bodrum’dan öğle saatlerinde demir aldı. Bodrum açıkları dalgalıydı. Geceleyeceğimiz Tavşan Burnu’na ulaştığımızda birkaç olta atıldı. Gökova Körfezi’nde bu mevsim, Orkinos ve Ahtapot’un yanı sıra, yöre balıkçısının Lambuka adını verdiği Kızıldeniz kökenli, Ringa türü bir balık da bol miktar avlanıyor. Körfezde bu mevsim Kalamar da bol. Lagos, Akya, Mercan ve Orfoz avlayan balıkçı ise kendisini çok şanslı sayıyor. 

Demirli olduğumuz ilk gece av boyunca kullanılacak oltalar hazırlandı. Genellikle üç çeşit olta kullandı arkadaşlarım. Sırtı, Yemli olta ve Bırakma oltaları...

Ahtapot içinse Parangula adı verilen oltalar hazırlandı. Yaz aylarında teknelerin uğrak yeri olan Tavşan Burnu’nun, ürkütücü bir sakinliği vardı Güneş kaybolmak üzereyken kıyıda bir Tilki gördük aç olduğu her halinden belliydi. Kıyıya çıkıp Tilkiciğe yiyecek bıraktık.
 
İKİNCİ GÜN

Tavşan Burnu’ndan yol alıyoruz. Rotamız Datça kıyıları. Körmen Limanı’na kadar uzanan 18 millik mesafede denize sırtı oltaları bırakıldı. Körmen’de küçük teknelerindeki ağlarla günlük nafakasını çıkarmaya çalışan balıkçılarla konuştum. Balıkçılar her zaman olduğu gibi yine trolden şikayetçiydi. “Günde 10 kilo balık tutsak şanslıyız” diyorlardı.

Körmen’den öğle saatlerinde ayrıldık. Kaptan teknenin burnunu Gökova’nın yüreğine doğru çevirdi. Kocadağ önlerine geldiğimizde Orkinos sürüsüyle karşılaştık. Bu sırada Bodrum ve Ören’in üzeri simsiyah yağmur bulutlarıyla kaplanmıştı. Rüzgar şiddetini artırıyordu. Denizde ise balıkçıların “Balık oynaşması” dediği manzara vardı. Tekne dalgalarla boğuşurken iki sırtı oltası  denize bırakıldı. (Sırtı tekne yol alırken kullanılan bir olta türü.) Orkinos ve martıların dansı sürerken, Hami Erdem’in oltası birden gerildi. Belli ki iri bir Orkinos vardı oltanın ucunda.Hami bir yandan, Orkinos bir yandan asıldı. Galip gelen balık oldu. Hami üzgündü. “Küçük bir orkinosun peşinde değilim elbette. Büyük balık kaçırdığıma üzülüyorum” diyordu.

Fırtına üzerimize doğru geliyordu Kocadağ önlerinde fazla kalamazdık. Yağmur şiddetini attırıyordu. Tam yol Çatı Koyu’na sığındık. Tekne tam bağlanmıştı ki yağmur bulutları üzerimize boşaldı. Şiddetli yağmur yaklaşık bir saat sürdü. Konakladığımız koyda gece boyunca bazı arkadaşlar Kalamar oltası attı. Burada bol miktarda Kalamar avlandı.

ÜÇÜNCÜ GÜN

Gün ağarmadan tekne yine yol aldı. Gökova’nın mavisi gökyüzüne yansıyordu. Hava pırıl pırıldı. Hedefimiz yine Kocadağ önleriydi. Kahvaltıdan sonra Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık. Bu güzelim yerlerde özgürce dolaşmamızı sağlayan, doğrusuyla yanlışıyla bu güzel ülkeyi bizlere miras bırakan, ATA’larımıza şükranlarımızı sunduk.

Orkinos sürüsüne rastlarız umuduyla yol alıyorduk ama nafile. Dünkü orkinoslardan eser yoktu. Sabri Kaptan, oltasına orkinos takılması için bildiği tüm duaları okudu. Orkinoslar, denizde gümüş balığı sürülerinin peşindeydi hiç oralı olmadılar. Karşımıza sadece Yunuslar çıktı. Selamlarına karşılık verip, Ören önlerine doğru hareket ettik.   

Teknemiz Çökertme’de demir attı. Artık yeni bir plan hazırlamanın vaktiydi. Ya Ören tarafında kalacaktık, ya da yine Kocadağ önlerine gidecektik. Hami Erdem’in içini kayıp oltası ve çekemediği orkinos yakıyordu. İbrahim Kaptan, anlayışlıydı. Zaman zaman şiddetini artıran rüzgara rağmen rotayı Kocadağ’a çevirmeye karar verdi. Hami yenilenen oltasıyla teknenin kıçından oltasını bıraktı. Akşam saatlerinde Kocadağ önlerine yaklaşırken, teknenin sessizliğini misinanın sarılı olduğu mantarın, sağa sola çarpması bozdu. Hami’nin oltasına yine bir iri orkinos takılmıştı. Hami hemen oltayı serbest bıraktı, tekne boşa alındı. İbrahim Kaptan sakince Hami’nin oltasını sarmaya başladı. Orkinos fazla direnmiyordu, Ramazan ile Mustafa hemen yedek botu denize indirdiler, bu sırada, sırtı oltası, boğazının derinliklerine saplanan Orkinos görünmüştü. Deniz yüzeyindeki çırpıntısı, zaten dalgalı olan denizi daha da hareketlendiriyor, bir can daha veren deniz, sanki hiddetten köpürüyordu. Mustafa ve Ramazan birisi kuyruğundan diğeri başından tutarak, ağırlığı 25 kilogramı bulan Orkinosu bota aldılar. Artık teknede büyük bir sevinç vardı. Orkinos teslim olmuştu.

Zafer sarhoşluğu yaşanan teknemiz Limanaçi Koyu’na demir attı. Geceyi burada geçirecektik.

DÖRDÜNCÜ GÜN

Limanaçi’den sabah yine çok erken saatte ayrıldık. Hava sakindi ama ilerleyen saatlerde rüzgar ve yağmur bekleniyordu. Sertaç Gökçek, Meteorolojiyi aradı. Bilgi almaya çalıştı. Meteorolojiye göre teknemiz fırtına denizinin ortasındaydı. Oysa ne fırtına vardı, ne de rüzgar... Sertaç, meteorolojiye tepkiliydi, “Her şeyi İstanbul’a ayarlamışlar. İstanbul’da azıcık yağmur yağsa her dakika bilgi verirler;uyarırlar. Ama buradan haberleri yok” diyordu.

Bu sırada elektrikli çıkrıkla balık avlayan bazı teknelerin denize açıldığı haberini aldık. Yıllardır denizle içli dışlı olan Hulki Erdem, bu işin aslnını bana şöyle anlattı. “Onların yaptığı spor değil.biz balıkla karşı karşıyayız. Ya balık kazanır, ya sen kazanırsın. Oltayı denize elektrikle indir, elektrikle çek. Bu spor olamaz. Zaten Amerika’da Kılıç balığı avında yasaklandı bu yöntem.”

Teknemiz Kocadağ önlerine gelmişti ki Sertaç Gökçek ile Alper Çerik’in çektiği olta sarsıldı bu kez. Alper hızla boşa bıraktı oltayı, sonra yavaş yavaş sarmaya başladı. Mustafa ile Ramazan botu hemen denize indirdiler, Orkinos’u çektiler. Bu kez ağırlığı 15 kilogramı bulan bir orkinos avlanmıştı. 

Akşam saatlerine kadar Melanur, Lambuka ve Palamut aradık. İbrahim Kaptan ahtapot için babadan gördüğü Parangula oltasının nasıl hazırlandığını anlattı. Sabri kaptan’ın dediğine göre, Ahtapot kıyılarda eskiden elle bile avlanabilirmiş. Ama troller ahtapot sürülerini derinlere kaçırmış. “Zaten bu kadar meraklısı, tüketeni çıktı yakında bunlar da biter" diyor Sabri Kaptan.

VE SON GÜN

Teknemiz son gecemizde Mazı yakınlarındaki Yalı Adası Koyu’na demir attı. Balıkçı dostlarım burada botla kıyıları dolaştılar, Melanur ve Ahtapot avlamaya çalıştılar. Öğle saatlerinde Bodrum’da doğru yol aldık. İstanbul’da yine yağmurun yol açtığı hasarların haberini alırken, Gökova üzerinde de hava kararıyordu. Beş gün süren balık avı süresince rüzgara fazla yakalanmadık. Çoğu zaman teknemizi teğet geçti. Artık av bitip dönerken, fırtınanın habercisi yağmur damlacıkları yüzümüzü yalamaya başlamıştı. Ama biz fırtınaya sadece el sallıyorduk. Balıkçılar, bir dahaki avlarında şansın yine kendilerinden yana olması için dua ettiler.

Bodrum limanına iki Orkinosla yaklaşırken, bizi teknenin sahibi Kaptan Ali Çırak karşıladı. Sevgili dostumuz rahatsızlığı ve kızının nişanı nedeniyle bizimle birlikte olamamıştı. Sevgiyle kucaklaştık. Ali Kaptan, “Orkinosa gidenler hep eli boş döndü, kutlarım sizleri“ diyordu.

İşte meraklı okurlar, Gökova’daki izlenimlerim böyle. Bu izlenimlerin görüntüye dökülmesi için yardımcı olan belgesel Fotoğrafçısı dostum Alper Çerik’e de ayrıca teşekkürler. Alper ile birlikte hazırladığımız belgesel, elektrik-mekanik dalında artık Türkiye’nin duayen firmalarından olan EREL Mühendisliğin katkısıyla gerçekleşti. Bu belgesel önümüzdeki günlerde önce ATV-Avrupa kanalında yayınlanacak.   

Cengiz Erdil

erdilcengiz@gmail.com

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Adil / (19.11.2009 16:49:53)

Arkadaşlar çok güzel tarihçesiyle konulara yaklaşılmış fakat bu Sailor ve nıkon d3 nikiyle paylaşımda bulunan arkadaşlara bir lafım var sizin türkçeyle aranız yok mu? ayrıca bu nikonun piyasa değeri nedir. İyi günler...

Oruç kaptan / (18.11.2009 12:02:43)

Ne kadar enteresan bir insan topluluğuyuz biz kendimiz haricinde kim ne yaparsa yapsın, illa ki eleştireceğiz...İnsanlar, bir tur düzenlemişler, bu turda güzel bir avlanma organize etmişler, kısaca da bunu bizlerle paylaşmak isteyip, hayatın bir yerine "pencere" açıp, bilmeyen, merak edenlerin de oradan bir şeyler görmesine imkan vermişler.Onca eleştirenlerin kaçı, hayatlarında böyle şeyleri birebir yaşayabilmişler ki? Oradaki herkese tebrikler.. Ne de güzel yapmışlar da bilmeyenlere bu yaşam kesitinden bir görüntüyü paylaştırmışlar. Ellerinize sağlık...

sailor / (13.11.2009 14:22:52)

Cengiz Bey, Aldığınız keyif yazınıza yansımış ve yazınız gayet hoş olmuş, elinize sağlık. Yazınızın ilk kısmında fikriniz ve birlikte olduğunuz grubun fikrini gayet açık belirtmişsiniz ki aşağıda yorum yapan kişi sanırım sizinle dalga geçiyor. Avlanmaktan keyif alanların yanında almayan ve ayıplayanlar her zaman olacaktır, normaldir. Keşke her profesyonel avcı etik kurallara uygun sizin deyişinizle delikanlı av yapıyor olsalardı. Ah keşke, o zaman tezgahlarda lüfer diye satılan sarı kanata, sarı kanat diye satılan çinekopa muhtaç kalmazdık İstanbulda. Kofana gördünüz mü yakın zamanlarda bilemiyorum. Amatörlerin bilmeden verdikleri zararlar, profesyonellerin bile bile verdikleri zararların yanında ihmal edilebilecek kadar azdır. İster baba parası yiyen zibidiler ister iş adamları kim olursa olsun amatörce tuttukları birkaç balıkla neye ne kadar zarar verebilirler? Önemli olan şahıslar değil nasıl avlıkları. Kıyım yapılmamış, gelecek nesilleri tehdit edecek birşey yok ortada. Tek konu kimin delikanlı balık avı yapmış olduğu olsa gerek. Saygılarımla.

NIKON D3 / (13.11.2009 13:34:28)

Cengiz bey, Bildiğiniz üzere; Tarihöncesi çağlarda balıkçılar, akarsularda, göllerde ve okyanusların kıyısında, kemik iğneli oltalarla ve zıpkınlarla avlanmakla yetiniyorlardı; ağ ile balıkçılık ancak İlkçağda ortaya çıkmış, açık deniz balıkçılığı ise daha sonra gelişmiştir. Yazınızda altını önemle çizdiğiniz ve sizin tabirinizle "delikanlı balık avı" yöntemi yani avcı-el oltası-balık kombinasyonu ile avlanmaktan daha doğru balık avı şekli ne olabilir. Yazınızda bahsettiğiniz gibi tüm denizlerimizde balık popülasyonunun bu denli düşmesi ve bugün geldiğimiz nokta yanlış avlanma sonucudur. Bu konuya dikkat çekerken insan doğasında bulunan avlanma güdüsünü ıskalamadan, avcı-el oltası-balık tarihi tümlemesi üzerinden verdiğiniz mesajınız siz ne kadar açık olarak dile getirmiş olsanız bile bazı okuyucular tarafından yine de anlaşılamayabilecektir. Diğer taraftan yapılan doğru işlerin üzerine yorum yazarak, bilgi ve fikir sahibi olmadan yapılan "yoksul yorum" ların önüne geçmek bizlerin doğa borcumuzdur.

Adını vermek istemeyen bir okuyucu / (12.11.2009 10:08:24)

Adil arkadaş.. Balıktan ve balıkçılıktan anlamadığınız ne kadar da belli. Ayrıca Cengiz Beyin diğer yazılarını da okumadığınızı anlıyorum. Size 2 sorum var,resimde görüntülenen balıklar gerçekten 25 ve 15 kg mıdır? Bence büyük olanı en fazla 16 kg. Kanı aktıktan sonra da 12 kg civarında gelir. 2. sorum ise,Cengiz Beyin daha önceki yazısında belirtdiği gibi 10 kg lık orkinos yavruları ile resimlenen bu arkadaşlar için Cengiz Beye yönelttiğim soru, neden terbiyesizlik ve densizliktir? Zaten bu karede yer alan kişilerden 4 en fazla 5 kişi balıktan anlar gözükmektedir.

adil / (10.11.2009 01:35:56)

Cengiz abi sen terbiyeden nasip almamış ismini bile yazma cesaretine sahip olmayan densizleri boşver. Ellerine sağlık.

Adını vermek istemeyen bir okuyucu / (07.11.2009 10:43:25)

AVLANAN, AVLATAN VE ANLATAN CAHİL OLURSA Show TV Ana Haber bülteni’nde, Bodrum’da açık deniz balıkçılığı için turizm turları düzenlendiği, bu turlara ilginin büyük olduğu şeklinde bir haber yayınlandı. Gökova Körfezi’nde dip balıkları için oltalar sarkıtılıyor. İri yemlerle büyük balık tutmanın keyfi çıkarılıyordu. Daha doğrusu keyif çıkaran sadece oltaya sıkı sıkıya sarılan yerli ve yabancı turistlerdi. Üstelik dip bulunamayınca elektrikli olta ile 500-700 metre derinliğe kadar iniliyordu. Oysa dünyanın pek çok yerinde bu tür oltalar yasak. Ayrıca elektrikle sarılabilen oltalarla kişisel bir keyif nasıl alınır? Şaşırıyor insan... (Gökova izlenimlerinde 10 kilogramlık orkinos yavrusunu vurup, büyük balık vurdum diyerek fotoğraf çektiren baba parası yiyen zibidileri yazmıştım) Balık avının güzelliği işin zahmeti ve çilesidir. Ekip ruhudur. Lütfen bu tür haberler yaparken dikkat edelim. Kaş yapayım derken göz çıkarmayalım... 4909 tarihli Albümdeki Balıklar yazınızın son bölümünü, yukarıda tekrar hatırlatmak istedim. Sizin de yer aldığınız bu karedeki kişiler, baba parası yiyen zibidiler midir?

gerçek avcı / (06.11.2009 18:48:34)

bana biraz atmışsın gibi geldi cengiz bey,siz o balıkları balıkçıdan alıp resim çektirmiş olmayasınız.ben o arkadaşları iyi tanırım en son balıkçıdan hamsi alırken gördüm.

Asiye / (04.11.2009 01:43:51)

Değerli Dostum, Kalemine,diline,yüreğine sağlık...Ne de güzel yaşamış ve anlatmışsın...Belgeseli de merakla bekliyorum... Sevgi ve Saygılar...

tolga / (03.12.2009 16:09:01)

özenilmeyecek gibi değil..