Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Didim-Bodrum arası
Didim; Güllük Körfezi’nin, Bodrum; Gökova Körfezi’nin Ege’yi kucakladığı sularda yazılı tarihin ilk zamanlarından beri ayakta. Didim, Efes, Milet gibi tarihi mekanlara açılan kapıdır. Bodrum ise maviliklere açılan sürgün diyarı.
2 bin yıl önce Didim ve Bodrum hiç şüphesiz politik ve dini kimlikleri de vardı. Deniz ve savaş tanrıları için yükselen tapınaklar sarmıştı dört bir yanı. Günümüzde ise eski antik kentlerin kalıntılarından çok azı duruyor.
Son 40 yılda hem parlayan, hem patlayan turizm olgusu bir türlü bu iki kenti bir araya getiremedi. Didim’e şimdiye kadar yapılan en büyük yatırımın üzerinden henüz iki ay geçti. Didim Yat limanı’na yeni kavuştu. İki kent arasında hala denizden ulaşım yok. Bodrum (Turgut Reis)-Didim arasında, deniz ulaşımı 2 bin yıl sonra yeniden başlayacak deniyor. Kriz sona ererse, potansiyel bulunursa (yani işletmeler para kazanırsa), balık kavağa çıkarsa! iki yarımada arasında feribot seferleri başlayabilir.
Gökova ve Güllük Körfezi’nin iki önemli ve tarihi yerleşim merkezi, ne deniz ne de kara yoluyla birleştirilemedi. Ancak, vizyonsuz ve görgüsüz yerel yöneticilerle inşaatçılar, yıllarca yasa tanımadılar, doğaya inanılmaz ihanet ettiler bu yerleri çirkin sitelerle yapılarla doldurdular. Kurulması gereken altyapı tesisleri önceden yapılmadığından (Türkiye’nin her yerinde kader aynı) olan oldu.
Turizmde çağı yakaladığını iddia edilen Türkiye’de Bodrum ile Didim arasındaki ulaşım halen köy yollarıyla sağlanıyor. Yöre köylüleri yıllardır yol için çalmadık kapı bırakmamışlar. Yıllar içinde bazı kaymakamlar, valiler ciddi projeler hazırlamış. Ama devletin kolu nedense buraya uzanmamış. Köylüler şimdi işi şakaya vuruyor "neden yol yapılmıyor?" dediğimizde, “ Turistler maceralı yolculuğu seviyor. Köy yollarına çıkan araçlarda hoplaya zıplaya seyahat, hoşlarına gidiyor” diyorlar.
Ege’nin bu iki önemli beldesi arasında trafik yaz aylarında artıyor. Hem çevreyi görmeye çıkan günübirlikçi turistler, hem de yazlıkçılar araç trafiğini arttırıyor ve köy yollarında hemen her gün bir kaza meydana geliyor. Bozbük ve Kazıklı gibi köylerin ortasından geçen yol, köylülerin şikayetine neden oluyor. Bazı kendini bilmez sürücülerin hız yapması ve klakson çalması köylerin sakin havasını bozuyor.
Yöre insanları buraya elbette bir otoyol istemiyor. Onların istediği sadece dümdüz iki şeritli bir asfalt yol. Yani mevcut orman yolunun iyileştirilmesi, taş ocağından geçen yolun kaldırılması hepsi bu…
ARADA KAYNAYIP GİDEN TARİHİ MEKAN “İASOS”
İasos, Didim ile Bodrum arasında kalan Anadolu uygarlıklarının en önemli merkezlerinden biri. Geçmişi 3 bin yıl öncesine kadar uzanan bir Kayra şehri. Üzerinde Kıyıkışlacık köyü kurulmuş. Milattan Önce 4.yüzyılda örülen kent surlarının taşları şimdi köy evlerine temel oluşturuyor. Köy evlerinin duvarlarında antik kentin izlerini taşıyan taşlar var.
Karya’nın önemli ticaret merkeziymiş İasos. Yaşlı zeytin ağaçları bir dönem İasos’un zeytinyağı üretiminde önemli bir yer olduğunun kanıtı. Yörede hala ilkel yağhanelerde sıkılmış zeytinyağları satılıyor.
Bugün İasos’a nasıl giderim derseniz, Milas üzerinden de gitseniz, Didim üzerinden de gitseniz karşınıza yedi kilometre uzunluğunda tozlu bir köy yolu çıkacak. Kimbilir Anadolu’da böyle denizle kucaklaşmış ne kadar tarihi mekan var... İasos da tanınmak için yolunun yapılmasını bekliyor.
ÇARPICI BİR İDDİA
(Üzerinde durulmaya değer bir komplo teorisi)
Peki, böylesine iki önemli turizm merkezi arasında neden yol yapılmaz. Hiç düşündünüz mü? Yöreye yerleşen işi gücü okumak araştırmak olan, halkın da nabzını tutan akıllı insanlarımız var çok şükür...
Onlara göre, bu kıyılar şimdi inanılmaz bir yağma ile karşı karşıya. Yüzlerce otel ve yabancılara mülk adı altında apart oteller (aslında apartmanlar) yapılıyor. Şöyle düşünüyor olabilirler: “Önce biz bu yapıları yapalım, yol arkasından gelir, yaptığımız kötülüğü ne kadar az kişi görürse bizim için o kadar hayırlı olur”
İlginç bir ülkeyiz vesselam…
Cengiz Erdil
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































