Son Yazıları : | Bir Bono vardı; çek -senet oldu! | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi |
İstanbul'u sel aldı
“İstanbul’a son 80 yılın en fazla yağışı düştü.” Kentin Valisi Muammer Güler, bir haber kanalına telefonla bağlandığında, konuşmasına bu sözlerle başladı. “Yağmur yağdı böyle oldu” derler ya, Vali Güler de yağmur bulutlarının, İstanbul üzerindeki çılgın dansına karşı “yapacak bir şey yok” demek istedi.
Kent yönetimi yine bir doğal afet karşısında çaresiz kaldı. Metrekareye düşen yağmur miktarının aşırı olması onlar için bir can simidiydi. Bırakın sağanak yağmuru, çiseleyerek yağan yağmurun bile kentin trafiğini içinden çıkılmaz hale getirdiği bilen İstanbullulara, bir uyarıyı dahi çok gördüler.
Oysa Meteoroloji günler öncesinden uyarısını yapmıştı. Trakya’da Saray ilçesinde yaşanan felaket bile İstanbul kent yönetiminin gözlerini açmadı. Nasıl olsa okullar tatil diye düşündüler, belki de “Ayamama Deresi taşacak TEM Otoyolu kapanacak” uyarısı yüzlerini kızartacaktı. Öyle ya Kültür Başkenti İstanbul’da bir otoyolun tayfun, kasırga değil sadece aşırı yağmurdan kapanması çağdaş dünyayı şaşırtırdı. Türkiye’nin en büyük havalimanına açılan yol kapanacaktı. Rezil olurduk dünyaya. Ama daha beteri oldu. Otoyol üzerinden havalimanına botlarla ve ilkel sallarla seyahat etme imkanı, İstanbul’a nasip oldu.
Dünyada pek çok ülkede yaşanan kasırga, tayfun gibi bir felaketle, İstanbul’un karşılaşmasını, insan aklına dahi getirmek istemiyor.
Ancak her şeyin sorumlusu olarak bugünkü yerel yönetimi görmek bence son derece sakıncalı. Çünkü o zaman tarih yanlış yazılır. Ayamama çevresini sanayileşme ve yapılaşmaya açanları 80’li yılların sayfalarında aramanız gerekiyor. ''Yeni İstanbul Burada Yükselecek'' sloganı dün gibi aklımda. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’ni “Türkiye’nin İkinci Gap’ı” diye pazarlayanlar bugün ortada yok.
İstanbul 234 kilometre uzunluğunda kıyı şeridine sahip. Kente artık çoğu şehir içinde kalmış olan 68 derenin uzunluğu ise 603 kilometreyi buluyor ve bu dereler denize akıyor. Dereler Avrupa ülkelerindeki gibi ıslah edilseydi herhalde İstanbul, Venedik gibi olurdu diye düşünüyor insan.
İstanbul’da bunca yıl içinde ıslah edilen dere uzunluğu 270 kilometreyi buluyor. Dere ıslahı, suların beslediği havza düşünülmeden, yani denize ve yeraltına taşıdığı su miktarı hesaplanmadan yapılırsa hiçbir anlamı yok.
İstediğin kadar ıslah çalışması yap derenin çevresinde yapılaşmaya izin verirsen olacağı budur. (İstanbul ve Karadeniz Bölgesi’nde kuruyan derelerin bile imara açıldığı biliniyor)
Peki ne yapılmalı? Ayamama çevresi için artık çok geç kalındığını söylüyor uzmanlar. Derenin derinleştirilmesi bazı yerlere beton setler yapılması, denize döküldüğü alanın temizlenmesi, yani bazı binaların yıkılması gerekiyor.
Sel felaketi sonrası yağmacıların ortaya çıkması hayli garip karşılandı. Televizyonlar, gazeteler “insanlıktan çıkmış yağmacılar” haberleri yaptı. Ben doğrusu anlayamadım. Zaten yağma edilen kentin göçebe insanlarıydı onlar. Göçebe toplumun kültüründe “yağma” var. Neden şaşırıyorsunuz?
Cengiz Erdil
erdilcengiz@gmail.com
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Bir Bono vardı; çek -senet oldu! 09.09.2010
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































