Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu

İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu

40 mezenin tarifini ezbere bilen işsiz İşletmeci arkadaşım V.O bir fikir verdi. Bu yazı ortaya çıktı...

 

 

 


 

Şu İstanbul’un taşı toprağı altın derler ya eski laf… Taşı toprağı değerli kılan bizim insanlarımız. 77 milletin örneklerini ve 77 vilayetimden Allah’ın türlü türlü kullarını barındıran bu muhteşem kentin herkes manzarasına bakar, ben insanlarına...

'Sigara Yasağı'nı  başlatan Sağlık Bakanlığı’nın “DUMANSIZ TEMİZ HAVA” kampanyasının sloganı, eksoz dumanının atmosferini kapattığı İstanbul’a doğrusu çok uydu!

Sabahın erken saatlerinde ''Sağlıklı Yaşam'' panolarına baka baka caddeleri ve sokakları arşınlamaya başlayan insanlarımızın bir gününe şimdi bir kalem uzatalım. Ya yaptıkları iş aslanın ağzında, ya da aradıkları iş, yılanın bilmem neresinde...

Diyelim ki onca arama ve taramalardan sonra iş başvurusu için bulduğun bir kapıyı çaldın. Danışma seni, iş dünyamızda 90’lı yılların ürünü olan İnsan Kaynakları’na yönlendiriyor. Bu bölümün görevi öncelikle şirkete ''katma değer'' sağlayacak elemanların bulunmasıdır. ''Katma değer'' mi, yoksa ''Artı-değer'' mi gibi tehlikeli bir ikileme düşersen, sen bunların kapısından kafanı uzatma.

Neyse İnsan Kaynakları denen bölüm çok sevecen insanlardan oluşmuştur (Bir muhabir olarak söylüyorum ''sosyal ilişkiler'' konusunda bu bölümde yüzyüze görüşme yapan kişilerden hakikaten ders almak lazım efendim.) Bu arkadaşlar şirket hakkında ser verip sır vermezler. Bazen onların özel güvenlik soruşturmasıyla  bölüme alındığını düşünürüm.

İnsan Kaynakları önce çalışanın sağlığıyla ilgilenir. Bu nedenle sordukları ilk soru ''Sigara kullanıyor musun?'' Olur.

Soruya, ''evet'' yanıtı verirsen, kaşlar hafif çatılır. Öyle ya dünyada sigaraya büyük bir tepki var. ''SİGARA İÇME, PARA BİRİKTİR, KENDİNE BİSİTLET AL'' kampanyasını hiç mi duymadın, der gibi suratına bakar.

''İşe alın sigarayı vallahi billahi bırakırım'' dedin, inandırıcı olamadın...

Kaybettin canım, güle güle.. Geçmişteki başarılar, eşek gibi çalışmalar, yüzde yüz katma değerler hepsi uçtu gitti.

Hava sıcak mı sıcak. O hırsla gittin bir alışveriş merkezine daldın. Elin ucuz sigara paketine gidemiyor. Görünen her yere; ''Burada Sigara İçilmez. Cezası 62 TL'' afişi asılmış. ''ALIŞVERİŞ YAP. KRİZİ BİRLİKTE ATLATALIM'' kampanyasının afişleriyle donatılan mağazaların vitrinlerine bir süre aval aval baktın. İçin sıkıldı. Kendini bir parka attın. Çevrende çeşitli kampanyaların pankartları ve afişleri var. “SANAYİ ATIKLARI DOĞAYI KİRLETİYOR ENGEL OLALIM” kampanyasının afişi altında, elinde sadece atık olarak boşalmakta olan bir sigara paketinin bulunduğunu düşünerek soluklanıyorsun. Orada senin sigara içeceğini hisseden yaşlı teyze, torununu çekiştirip uzaklaşıyor. Yine de sigaranı yakıyorsun. Parkta çoğu kişi sana, ''sineğe bakar gibi bakıyor''.

Parktan da kızgın çıkıyorsun, hayata dair bilimum küfürleri ederek. ''TRAFİK KURALLARINA UYALIM. UYMAYANLARI UYARALIM'' kampanyasının afişi yolda iki direk arasına asılmış.

Eksoz dumanları, kural tanımayan taksi ve minibüsler arasında yol boyunca yürüyorsun. Bir kadın dondurma isteyen çocuğunu tokatlıyor. ''AİLE İÇİ ŞİDDETE SON” kampanyasının afişi az ileride. Kuytu bir yerde iri yarı bir adam genç bir kadını silkeliyor. ''KADINA UYGULANAN ŞİDDETE HAYIR'' kampanyasının afişi az geride kaldı. Yine bir kadın bedeninin pazarlığını yapıyor. ''KORSAN YAYINLA MÜCADELE EDELİM'' kampanyasının dövizi altında korsan kitap, dvd, cd satan bir tezgahın yanından geçiyorsun.

Akşam oluyor… Çalıştığın günlerde sık sık gittiğin meyhaneye hesabın kabarmış ama yine dayanamıyorsun. Ama orası da artık eskisi gibi değil. Duvarlarda sigara yasağı afişleri var. Dostların bir yer bulmuşlar. Meyhanenin önü tren istasyonu. İstasyonun duvarına çömeliyor birer sigara yakıyorsunuz keyifle... Meyhane arkadaşların duvara bir isim bulmuşlar, gülüyorsunuz...

Ağlama Duvarı önünde sigarayla kurşuna diziliyorsun...

 


 

 

 

POMPACI İSMAİL’İN GÖZYAŞLARI

 

İstanbul’da Kalamış Marina’nın ana kapısından girerseniz, mendireğin sonunda tekne ve yatlara akaryakıt sağlayan istasyonu göreceksiniz. Burada ayrıca, Marina’ya giriş çıkış yapan deniz araçlarına yol gösteren gözetleme Kulesi de var. Marina’nın tek yeşil alanı da mendireğin sonunda... İşte Pompacı İsmail neredeyse 20 yıldır burayı mekan bellemiş. Tekne sahiplerinin, tayfaların dostu İsmail, yıllarca bakımını yaptığı 14 çam ağacıyla da acılarını sevinçlerini paylaşmış. Çam ağaçları minik bir bahçe süslüyor. Rengarenk çicekler var. Şimdi Marina yönetimi bir karar almış, ağaçların kulenin görüşünü engellediği gerekçesiyle kesilmesine karar vermiş. (Oysa kule ağaçların çok üstünde. Duyduğumuza değil, gördüğümüze inanıyoruz.)

İsmail, gelenden gidenden yardım istiyor: ''Bu ağaçlar kesilmesin. Yazıktır, günahtır'' diyor.

Yahya Kemal’in Kalamış’ından zaten eser kalmadı... Her yer beton yığını artık bu semtte. Beton arasından adeta fışkıran 14 çam ağacı, çicek bahçesi mi, buraya çok geliyor?

Pompacı İsmail ağlamasın. Çam ağaçlarının gölgesinden mahrum kalmasın diyorum ve Kalamışlıları İsmail’e desteğe çağırıyorum...

 

 

Cengiz Erdil

erdilcengiz@gmail.com 

 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun