Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Güllük Körfezi'nde neler oluyor?
GÜLLÜK KÖRFEZİ’NDE NELER OLUYOR?
Güllük Körfezi, Gökova körfezi ve Göcek koyları kadar popüler olmasa da, maviliği oraları aratmaz. Yıllarca balık çiftliklerinden çekmediğini kalmadı Güllük Körfezi’nin. Önce izinsiz, sonra izinli yüzlerce balık çiftliği körfezi perişan etti.
Balık çiftlikleri burada o kadar bilinçsiz ve kontrolsüz kuruldu ki, sonunda kafeslerde beslenen balıklar bile oksijensizlikten ölmeye başladı. Balık çiftliklerine dökülen yemin mermer tozu ve zararlı kimyasal maddeler içerdiği iddia edildi. Bu yemler denizin üstünü jöleye benzer bir madde ile kaplıyor, altında bir tortu oluşturarak koyların dibini batağa dönüştürüyordu.
Güllük Körfezi’nde tura çıkan tekne ve yatlar kafes, bidon ve ağlarla çöplüğe dönen koylara giremeden dönmek zorunda kalıyordu. Güzelim koyları kucaklayan yeşilin her rengiyle bezeli kıyalarda inekler otladı yıllarca.
Yöre halkı ve çevreciler mücadele ettiler, kazandılar... Daha doğrusu kazandıklarını zannettiler. Balık çiftlikleri şimdi taşınıyor. Körfez sularında gözle görülür bir temizlik var. Ancak balık çiftlikleri ne denizin temizliği ne de yöre halkının sağlığı için gidiyor.
ÇİFTLİKLER GİTTİ, BETON YIĞINLARI GELİYOR
Güllük Körfezi’nin acımasızca yağması yıllarca yavaş yavaş çaktırmadan yürütüldü. Kıyıda ormanın, denizde mavinin içine edilirken, katliamı yapanlar “sessiz ve sakin hareket et” sözüne bağlı kalan seri katiller gibiydi. Ama Pina Yarımadası katliamına kadar...
Pina’da “artık bu kadar da olmaz” dedirten görüntüler ortaya çıkınca; gözler, Güllük Körfezi’ndeki yağmaya çevrildi. Pina Yarımadası’nda kiralanan 85 dönüm araziye kurulacak turistik tesis için önce çam ağaçları kesilmiş, ardından da iskele ve mendirek inşası için Çomca Koyu’nun doldurulmasına başlanmıştı.
Burada “acele işe şeytan karıştırılınca” otel yapıcıları iş üstünde yakalandılar. Kamuoyu baskısı sonucu doldurma çalışmaları askıya alındı. Ancak otel inşaatı sürüyor. Güllük Körfezi’nde devletin turizm şirketlerine birçok koyu kiraladığı biliniyor. Çamkoy’da, deniz kıyısında hemen yükselen devre mülk” turizm tesisi altıncı kata ulaştı bile...
Koyu dev cüssesiyle adeta kapatan tesisi inşa edenler ormanı oyarken, kural, hukuk tanımıyor... 15 mayıs’da başlayan inşaat yasağı bile umurlarında değil… Çevre sakinleri, Didim Kaymakamlığı ve Akbük Belediyesi’ne defalarca başvurmalarına rağmen sonuç alınamıyor... Zabıtalar gelince inşaat duruyor, gidince birkaç saat sonra çalışmalar tekrar başlıyor. Her köye jandarma ile giden devlet, garibanın kaçak yapısını yıkan devlet, bir şirketin yasalara uymasını sağlayamıyor.
Bu tesisin bakacağı sularda dev bir balık çiftliği vardı, şimdi taşındı. Anlaşılıyor ki bu çiftlik bu oteldekilerin keyfi için buradan taşınmış. Yöre sakinleri buna inanıyor.
DOĞAYI KORUMAYAN TURİZM, ARTIK TURİZM DEĞİL…
Bizdeki Vahşi Kapitalizm işte bunun farkında değil. Balık çiftliklerini ele alalım. Yapılan iş önemli. Halka ucuz ve kaliteli balık yediriyorsan ne ala... Ama çiftlikleri açık denizde değil işin kolayına kaçarak kıyıya çok yakın yerlere kurdular. Sırf masraftan ve işgücünden tasarruf için.
Şimdi Çiftlikler gidiyor, usta mimarları utandıran turizm tesisleri geliyor. İzini veren bürokratlarla bu şirketleri kollayan yerel yöneticiler, ülke ekonomisine büyük katkıda bulunduklarını sanıyorlar herhalde. Oysa tesisler doğayla uyumlu değil. Özel bir mimari anlayışı barındırmıyor. Bir süre sonra sıradanlaşıp beton yığını haline gelecekler. Satın alan veya gelen yabancı çok değil 10 yıl sonra bıkacak, ya gelmeyecek, ya da satmanın yollarını arayacak.
GÜLLÜK ORMANLARI
Güllük Körfez’nde ormanların kaderine terk edildiğinin herkes farkında. Ormanlarda bakım yok. Zararlılar bir yandan, insan eli bir yandan ormanı kemiriyor. Gelişigüzel ağaç kesimine göz yumuluyor. Bahar aylarında ağaç kesimi yasak. Buna rağmen, kesimin devam ettiğini, kesimi yasak olan bazı ağaçların da tomruk haline getirildiğini söylüyor yörede yaşayanlar.
Güllük Körfezi’nde iyi şeyler olmuyor. “Her körfezi, her koyu korursak turizm gelişmez” diye bir anlayış varsa, bunun terk edilmesi gerekiyor, çünkü çevremiz zincirleme birbirine bağlı. Sular birbirini kucaklaşıyor, ağaçlar birbirini öpüyor. Sevgilileri ayırmamak lazım.
Cengiz Erdil
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009
Yorumlar
Yalnız bahsettiğiniz yerler değil bütün Bodrum yarım adasındaki çarpık yapılaşmalara kim dur diyecek? Torba'dan girip sahilden Yalıkavak-TurgutReis.... devam etseler bu beton yığınlarını,korkunç yapılaşmayı görecekler. Saygılar



































