Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
''G'' Noktası ve daha ilerisi
G noktası, bilenler bilir. Hassas bir yerdir. 80’li yıllarda bir Alman Jinekolog Grafenberg çalışmış çabalamış binlerce yıllık cinsel temasın en hassas noktasını bulmuş ve tarihe geçmiştir.
Grafenber, sürekli cinsel devriminin sonunu hazırlamıştır belki de bulduğu noktayla, çünkü daha ilerisi yok. Ama hayatımızda artık başka G ler var.
3G teknolojisi hayatımıza girdi. Ama bunun ilerisi var. Süperi, artısı, iks iks artısı gelecek… Yani bu teknoloji yerinde durmayacak…
Televizyon haberciliğine 1979 yılında başladım. TRT Mektebinin Trabzon ve Erzurum bürolarında görev yaparken her iki kentin G noktası (yani en yüksek tepesi demek istiyorum efendim) bizim ızdıraplı yolculuğumuzun finaliydi.
Trabzon’da dumanı yani sisi bol Hıdırnebi’den Erzurum’da karlarla kaplı Palandöken’in zirvesinden görüntü geçtiğimiz yıllar dün gibi aklımda. TRT’nin Tv vericileri buralardaydı çünkü, 2 dakikalık haber görüntüsü için kar araçlarıyla dağlara tırmanır, bir işi başarmanın mutluluğu içinde aşağıya inerdik. Geride bir ay orada kalacak teknisyen arkadaşlarımızı bırakarak. Sonra link dediğimiz televizyon hatları kentte indi biraz rahatladık. Televizyon haberciliğinde ulusal teknolojinin yetersiz kaldığını gören kuşaktanım. Mesela Amerika’nın bilmen ne kentindeki orman yangınını, sel felaketini kısa sürede izleyicilere aktarırsın ama burnunun dibinde olan bir felaketi kendi milletine görüntülerle sunamazsın.
Ne kadar acı değil mi?
Neyse yıllar geçti. Artık televizyon haberciliğinde canlı yayının aracın varsa her yerde mikrofonun öter. Olay yerinden bir muhabir, bir kameraman, bir araç teknisyeni, üç kişi yayın yapacak hale gelindi.
Sabah gazetesi’nde Erdal Şafak: “Tüfek icat oldu,mertlik bozulmayacak” diye yazmış. Ben de televizyon habercisi olarak 3G olayına kenarından köşesinden bir bakayım dedim.
Bence Atasözüne can veren kavramlar olmayacak bir defa. Tüfek evlerdeki çevirmeli telefonlarla müzelerde kalacak. Yeni silahlar ortaya çıkacak, ama ne silahlar…
Dinlendim, gözlendim lafları sıradanlaşacak. Görüntü kaydının, canlı ve kanlı yayınla iletildiği inanılmaz mobil aletler ortaya çıkacak... Hiçbir şey gizli kalmayacak... Mesela yaramaz afacan bir çocuk sahibiysen olmadık görüntülerin dünya medyasında yer alabilir. Zaten şimdiden yer alıyor ama artık işlenmiş ve kayda geçirilmiş, taraflardan görüş alınmış, çift kaynaktan doğrulamanın yapıldığı bir ev haberinin kahramanı olabilirsin.
“İcat” günlük sıradan bir gelişmenin adı olacak. Her gün teknoloji duvarına yeni bir tuğla eklenecek.
Bu ortamda nasıl “mert” kalabilirsin bilinmez. Belki de inanılmaz bir ortamda özellikle yaratılan bir görüntü çukurunun içine düşebilirsin.
Herkes haberci olacak.
Bu laf bile eskidi… Geçenlerde Antalya’da bir sanayi tüpünün patlamasıyla ilgili haberi televizyonlarda gördüm, hayret ettim. Ölümlü bu kazada alevlerin yükselmesinden iki üç saniye sonda kameralı cep telefonları kayda girmişti. Yani sıcağın sıcağı görüntüler vardı haber merkezlerinin elinde. 3G ile bu görüntüler daha bir net ve daha bir hızlı haber merkezlerinin elinde olacak. Haber merkezlerine o kadar çok görüntü gelecek ki görevli editörler kafayı yiyecek. Bilgileri, görüntüleri ayıklamak için nasıl bir elek icat edilecek işte o merak konusu.
Özellikle televole meraklısı ülkemizde, magazin muhabirliği ve kameramanlığına iki veya üç yıl daha ömür biçiyorum. Mesleklerinde yüzlerce rakip ortaya çıkacak. Sahil kesimlerinde artık gazetelerin televizyonların yüzlerce gönüllü muhabiri olacak.
Haberin bir saat içinde eskidiği ortamdayız zaten. Gündemi yakalamak isteyen sahil güzelleri daha sık bikini ve sevgili değiştirecekler. Ve sıkı durun, ben 10 yıl diyorum siz daha bir yakın zamana çekebilirsiniz. Televizyonlarda haber diye bir bölüm kalmayacak. Haberin “merkezi” artık cebinizdeki zıngırtılı küçük alet olacak. TÜRK soyadı taşıyan haber kanallarının rakipleri, adı Türk olan GSM şirketleri olacak. Ve sıkı durun... Şimdi internet ortamında nasıl bir site oluşturabiliyorsan, kendi televizyonunu da kuracaksın. Yani kendi medyasının patronu olacak insanlar. Rating ölçen şirketlerin görev alanı genişleyecek. Biraz yaratıcıysan televizyonun reklam alırsa yaşadın demektir.
İnteraktif yayıncılık öyle bir noktaya gelecek ki... İstediğin programa dünyanın neresinde olursa olsun cep telefonundan ulaşabileceksin. TV yayıncılığı inanılmaz şekil ve içerik değiştirecek. Bu yayınlar karşısında dünyanın her yerinde yüce devletlüler çaresiz kalacak. (Çok ileriye gidersen uydular seni yakalar ama)
Haber, bilgi ucuzlayacak. Artık şirketler, kamu kuruluşları basın toplantılarını, bilgilerini canlı yayınlarla cep telefonlarından aktaracaklar. Arada derede kalan halkla ilişkiler şirketleri olacak. Ya yeni formüller geliştirecek, ya da dükkanı kapatacaklar...
Tabii reklamlar... medyanın öte ucundaki “cin fikirli” arkadaşlar şimdiden çalışmaya başlamışlardır. Cep reklamlar devri gelecek. Reklam seni en özel anında bile yakalayacak.
Ve bir gün gelecek insanlar bu ortamdan kaçmak isteyecek. Kafayı sıyıranlar, yabancılaşanlar, ancak telefonla sosyalleşenler için, “İletişimsizlik kampları” kurulacak, “Cebini at da gel” turları düzenlenecek...
İnsanoğlu binlerce yıldır hep bu “G” lerle uğraştı durdu. Sonunda, 3G’sini buldu. İleriki yıllarda başka ne “G” ler bulacak kimbilir.
Artık belası mı olur... Neyse...
Cengiz Erdil
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009
Yorumlar
3G Koca bir yalan.Böyle bir hizmet acıldı ama demo olarak bile değil.1 yılı gecer kullanılmaya baslanması.Rekabet için bir koz gecti ellerine firmalar bunu kullanıyor sadece.3G ülkemizin 3 firması aslında.



































