Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
Gökova İzlenimleri -2-
SEPET AT... HAVANI AL!
“Gökova’da balık kalmadı”…
Balık var mı? diye sorarsanız, yöredeki her balıkçıdan alacağınız yanıt işte bu kadar kısa ve öz olur…
Gökova turunu çıkan teknelerden akşam saatlerinde tavuk ve et ızgara kokuları yayılıyor… ''Tekne ile açılıyoruz, balık tutar yeriz” özlemi eskilerde kaldı.
Ama canavarca yöntemleri kullanmaya “varım” derseniz, tüm canlılar sizin. Tüpü takın dalın engin maviliklere, yuva önlerinde sipere yatın, zıpkınla size doğru gelen balığı vurun gitsin. İşte Gökova’da tüplü dalışlarda balık avcılığının önüne geçilemediği için, balıkçının bin bir zahmetle zaten az avladığı dip balıkları yoklara karıştı.
Elbette cehalet… 10 kilogram ağırlığındaki orkinos yavrusunu vurarak “ne kadar büyük balık avladım” diye fotoğraf çektiren modern tekne sahipleri oldukça Gökova’da ağıyla oltasıyla ava çıkan balıkçının hali zor.
Gökova’daki turumuzda hemen hemen her koyda balıkçıların sepet olarak tanımladığı sualtı kafesi bıraktık. Kafesin içine yerleştirdiniz yeme balıkların gelmesini bekliyorsunuz hepsi bu. Attığımız her sepet sualtında saatlerce kaldı ama ne gelen vardı ne de giden…
Deniz tutkunu olan arkadaşımız Hulki Erdem, balık avlanamamasını, şaka yollu tayfaların beceriksizliğine bağladı ama işin rengi hiç de öyle değil...
Gökova’da küçük teknesiyle denize açılan bir balıkçı, 2-3 kilogram balık avladığı zaman günü kazançlı sayıyor bugünlerde.
Gökova Körfezi’nde tam donanımlı teknelerle yıllarca özel balık avı turları düzenlendi. Zaten bölge dip balıkları yönünden fazla zengin değildi. Yani Karadeniz ve Marmara’daki balık bolluğu bu bölgede hiçbir zaman olmadı geçmiş yıllarda da.
Tüplü dalışlarla avlanan balıklarla utanmadan kameralara poz verildi.
Hem deniz küstü, hem balık...
Zaten çıkan balığa da otel ve lokantaların talebi var, bu da küçük balıkçı için yeterli.
Bugünlerde Ege gezilerinize Ahtapot salatası, güveci yerseniz, mutlaka şunu bilin ahtapotlar buzhaneden çıkmıştır. Çünkü Gökova’da ahtapot bolluğu yağmurlarla başlıyor. Yani Eylül ayını beklemeniz gerekiyor.
Gökova’da balık kadar yoklara karışan başka bir canlı türü var Sünger.
KAMBUR VE PAPAZA GİDER
Küfre koyu Gökova Körfezi’nin sakin ve en sulak koylarından. Denize karışan küçük bir dere, Küfre Koyu sularını daha bir serin yapıyor.
Bu koya yanaşıp patika yoldan Kambur ve Papaz’ın mekanına ulaşmanız mümkün. Sizi sevimli bir av köpeği karşılar. 70 yaşını aşmış eski sünger avcısı Aykan Er’e götürür sizi.
Aykan Er’in mekan bellediği yerde, suyu ve elektriği olmayan küçük bir köy eviyle karşılaşırsınız. Her şeyi kendisi üreten Aykan Er’in yöredeki lakabı “Papaz” dır.
Köy evini ve her türlü sebze yetiştirdiği küçük araziyi yıllarca can dostu Kambur ile paylaştı Papaz Aykan.
Ancak Kambur Kemal 90 yaşındaylı ve hastaydı. Haziran ayında da Marmaris’teki kızının yanında vefat etti. Papaz Aykan, vefalı dostunun mezarına buradan toprak götürdü ve kendi elleriyle toprağa verdi. Şimdi yalnız yaşıyor Aykan Er. Papaz Aykan doğma büyüme Bodrumlu. Hayatında hep 'ilk'ler var.
Bodrum’da 70’li yıllarda ilk turizm acentasını kurmuş. İlk mavi tur’u başlatmış. Ama asıl mesleği süngercilik. Yıllarca süngercilik yapmış. Hemen her koya dalmış, çıkmış. ''Nargile'' tabir edilen usulle, yani tekneden basılan hava ile dipte gezinerek avlamış süngerleri. Hatta sünger avı için Akdeniz’e açılmış. Gezmediği ülke kalmamış. Tunus’da Arap sevgilisi olmuş... Afrika’nın Akdeniz’i kucaklayan bu ülkesindeki kızını 20 yıldır görmüyor... Şimdi içinde O’nun özlemi var...
Bir yaz günü Bodrum sıcağında kalabalık ve gürültü canına tak etmiş Papaz Aykan’ın, yıllar önce arkadaşı Kambur Kemal’in yanına gelmiş. Geliş o geliş… Şimdi arasıra Bodrum’daki oğlunu görmeye gidiyor. Ama kış aylarında. Yaz Bodrum’undan nefret ediyor: “Herkes üzerime üzerime geliyor sanıyorum” diyor.
Ve sözü süngere getiriyor Papaz Aykan:
“Süngeri önce hastalık sonra biz bitirdik. Bir hastalık çıktı tüm Akdeniz’de. Bizim süngerleri de vurdu. Zaten aşırı bir avlanma vardı. Şimdi sünger çok derinlerde. Bizim uzanamayacağımız yerlerde. Ama bu teknolojiyle oraya da ulaşılır, üzülüyorum.”
Papaz Aykan, burada içkiyi azaltmaya da karar vermiş. Kendine göre bir formül geliştirmiş. Ben “nasıl azalıyor anlamadım” ama formül şöyle; sabah 6.30’da bir duble rakı, öğle saatlerinde yine bir duble rakı, akşama doğru bir duble cin veya votka, gece yatarken iki duble rakı! Papaz Aykan'ın bu formülden sonra lakabının yıllarca denizlerde avladığı canllılarla birlikte anılmasında yarar var diye düşünüyoruz.
Biz bu gezimizde portre klasmanına Papaz Aykan’ı koyduk. Güzelim Gökova Körfez’ine karanlık çöktüğünde yıldızların tek tek sayıldığı koyların kıyılarında, kimbilir, kimlerin ne muhteşem öyküleri vardır...
Gökova turunun sonunda kaptanımız Ali Çırak’tan önümüzdeki yıl Göcek koyları için bize bir haftasını ayırmasını istedik. “Napceniz Göcek’te orası çalışmayan deniz. Aha işte size çalışan deniz... Rüzgarı va... Akıntısı va… Gökova gibisi va mı be” dedi.
Gezide beni üzen tek şey, can dostum dalgıç ve kaptan Hulki Erdem’in rahatsızlığı yüzünden denizle fazla haşır neşir olamamasıydı.
Deniz özlemini, sevgisini içinden eksik etmeyen insanların hüznünü gördüm Hulki’nin gözlerinde.
Deniz insanlarından korkmayın diyerek noktayı koyuyorum.
Cengiz Erdil
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009
Yorumlar
hayatımda tanıdığm en iyi balık adam tanıdığım en iyi insan en iyi baba en iyi Beşiktaş taraftarı babam iyi ki varsn Hulki oğlu Umut



































