Son Yazıları : | Bir Bono vardı; çek -senet oldu! | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi |
Gökova İzlenimleri -1-
GÖKOVA İZLENİMLERİ -1-
GÖKOVA’NIN MAVİSİ, PARANIN RENGİ OLMUŞ…
Mavinin yolculuğu onlarla başladı... Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, Azra Erhat ve Eyüpoğlu kardeşler… Gökova Körfezi’ni, Göçek koylarını onların izlenimleriyle tanıdı Türkiye.
Yazar-çizer takımının başlattığı mavi turlar artık çok gerilerde kaldı. Sadece başaltında bir kamarası olan teknelerle başlayan yolculuklar günümüzde dev Gulet ve Ketch tipi ağaç teknelerle, çift yelken direkli birbirinden alımlı yatlarla sürüyor...
Sadece Bodrum’daki koylarda ve yat limanlarında demirleyen irili ufaklı 3 bin tekne var . Tekne sayısı arttıkça koyların rengi de değişiyor. Mavi tura çıkan teknelerin özellikle tanınan koylarda oluştuğu yığılma, marinaları andırıyor.
GÖKOVA’YI TURLAMAK
Bir gurup arkadaşla başladığımız yolculuğun kaptanı Ali Çırak, 35 yıldır denizle içiçe. Küçük yaşta başladığı tayfalıktan kaptanlığa yükselirken, Gökova ve Datça koylarının son 30 yılda geçirdiği evrimi Bodrum şivesiyle bazen neşeli, bazen hüzünlü öykülerle ondan dinledim.
Ali Çırak, annesinin ve kızının adını verdiği “GÜLDENIRMAK” adlı Ketch tipi teknesini 1993 yılında denize indirmiş. 24 metre boyunda ahşap tekne Gökova’nı sert rüzgarıyla mücadelesini hep kazanmış. Bodrumluların “karaağaç” dedikleri sert bir ağaçtan yapılmış tekne. Ama, Ege Bölgesi’nde artık karaağaç tek tük, olanı da tekne yapımına uygun değil. Hem aşırı kesim, hem beş yıl önce görülen bir hastalık bu ağaç türünü neredeyse yok etti. Yüzyılarca teknelere hayat veren Kara ağaç artık yok. Ne yetiştirilmesi, ne de korunması için harcanan özel bir çaba da yok.
Günümüzde koyları gezen, sert demiriyle dibi adeta döven teknelerin çoğu modern imalata dayanıyor. Ama kullanılan hiçbir malzeme Karaağaç’ın yerini tutmuyor… Yıllık periyodik bakımlar uzuyor, tekneler orasından, burasından su sızdırıyor. Tuza, neme dayanamıyor...
Güldenırmak bizim gibi kafasına göre takılan gurupları gezdirdiği gibi acentalar aracılığıyla Bodrum ve Göçek’e gelen turist guruplarına da tur attırıyor.
YABANCI ACENTALAR MALI NASIL GÖTÜRÜYOR?
Türkiye yabancı bayraklı gezinti teknelerine olduğu kadar ticari amaçlı tekneler içinde bir cennet… Vergileri yerli teknelere göre daha az. Acentalar haftalık turları her şey dahil 200-300 Euro arasında satıyorlar. Yerli tekne sahibi bu rekabete dayanamıyor. Onlar da tekneleri zorunlu olarak acentalara kiralıyor. Eğer kafa dengi bir gurup arkadaşınızla ''mavi tura çıkacağım'' diyorsanız bu planı, kış aylarında yapmanızda yarar var. Son dakikacı iseniz tekne bulmanız biraz zor olur.
Uygun bir tekne bulursanız, kaptan da teknenin sahibi ise yaşadınız demektir. Çünkü o zaman kaptan sizi evinde ağırlıyor. Ali Çırak da böyle kaptanlardan. “Zaten bir daha yaptıramam” dediği teknesine gözü gibi bakıyor. Allah nazardan saklasın. Teknede çift terlik kullanacaksınız. Ayakkabı zaten ortada yok. Güvertede çıplak ayakla dolaşacaksın, içeride el yapımı Milas halılara tuzlu, kumlu ayakla, terlikle basmayacaksın, denizden çıkınca sağlam bir duş alacaksın… Kurallar böyle…
Maviyi turladığımız tekne böylesine bakımlı ve temiz de, peki O’nun dolaşıp durduğu koylar nasıl?
KOYLARIN DERDİ KİRLİLİK
Ali kaptan durduğu her koyda elinde büyük bir torbayla yatçıların, turcuların bıraktığı atıkları topluyor. O’nun gibi pek çok çevre gönüllüsü var ama yeterli değil. Bizim demirlediğimiz hiçbir koyda çöp istasyonu yoktu. Teknelerdeki çöp ve atıklar biriktiriliyor, bazı kıyı köylerdeki çöp istasyonlarına atılıyor.
İstanbul’da “denizleri koruyalım, kollayayım” türü toplantılara bakıp da bazı kuruluşların ciddi işler yaptığını sanmayın. Kilometrelerce uzunluktaki sahil şeritlerine sahip ıssız koyları üç beş sürat teknesiyle korumanız mümkün değil. Yerel denizciler ekmeği çıkardıkları koyların öneminin farkında. Onlar hem sahil güvenliğin hem de çevreci kuruluşların denetimlerini artırmasını bekliyorlar. Koylardaki kirlilik ticari teknelerden çok özel teknelerden kaynaklanıyor. Yüzlerce tekneyi takip etmek de çok zor.
KOYLAR ARTIK ÖZEL YATLARA BARINAK OLDU
Halikarnas balıkçısı, Gökova Körfezi’nde bu kadar tekneyi görse acaba ne derdi? Ne yazardı?
Yüzlerce teknenin cirit attığı Körfez’de acaba serin sulara dalan herkes denizin, güneşin, doğal güzelliklerini tadını çıkarmanın keyfinde mi? Bize göre değil. Denizin koyların canına okunuyor. Poşetler, petler, içki şişeleri kıyıları dolduruyor. Denizi sevmeyen, denizi de bilmiyor… Teknesine kıçtan bağlı botunu kaybeden acemi kaptanlar mı ararsın, dümdüz denizde karaya yanaşırken, “halatıma yardım edin” diye ciyak ciyak bağıranını mı ararsın... Hepsi Gökova’da var.
Ve pek çok özel tekne gelişi güzel demir atıyor. Koylarda istediği kadar kalıyor. Ticari teknelerin zaten günü, haftası belli. Fakat özel teknelerden yer bulmak sorun oluyor. Örneğin Kleopatra Plajı olarak bilinen ve kumsalı koruma altında bulunan Sedir Adası. Tekne yoğunluğu yüzünden çok sayıda ziyaretçi kumsala ayak bile basamıyor. Yıllarca mavi tur düzenleyen tekneler ne yazık ki bir gelenek oluşturamamışlar… Kimse kimseye yer vermiyor… Bunun da bir kurala bağlanması lazım.
EGE’DE “YERİM DAR”
Türkiye’de tekne turizminin en büyük ihtiyacı Marina. Gelişigüzel ve hesapsızca yapılan marinalar denizcilere yarar sağlamıyor. Bodrum’un Kuzeyinde kalan Yalıkavak Marina’ya doğru yelken açan gulet sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor ne yazık ki… Turgut Reis Doğuş Marinası ise hem Gökova Hem Güllük Körfezi’ne açılan kapı olarak tanımlanıyor. Kapılarını halka da kapatmayan, çevresiyle bütünleşen bu marina teknecilerin gözdesi… Yine aynı gurup akıllı bir yatırımla Didim’e, Ege’nin en büyük marinasını kondurdu. Tekne kaptanları, ''bize yeni ekmek kapısı açıldı'' diyor. Nedenine gelince, Efes ve Milet gibi tarihi yörelere Didim üzerinden düzenlenen turlar arttı. Didim Marina’nın yararlarını önümüzdeki yıllarda daha bir net göreceğiz.
KOYLARA AÇILAN KARALAR
Gökova’da 10’un üzerinde koyu gezdik, deniz bitip de karanın yükseldiği yerde başlayan orman örtüsünün, çoğu yerde karardığını gördük. Hemen hemen her koyda son 30 yılda mutlaka bir orman yangını çıkmış. Devlet bazı yerlerde ağaçlandırma yapmış, bazı yerleri kaderine terk etmiş. Bu yalnız bırakılan yerlerin de yeşillendiğini görünce umutlanıyor insan.
Bazı koylarda özellikle kıyı köylere yakın koylarda tek tük kaçak yapılar var. Bodrum’un Mazı Yalısı’nda devlet çok sayıda kaçak yapıyı yıkmış. Buralarda sadece bağ ve köy evi büyüklüğünde yapılara izin var. Bunun için hayli büyük bir arazi sahibi olmanız lazım. Ancak, hemen tüm köylüler kıyı alanların yıllar öncesinden satıldığını, artık ellerinde arazi kalmadığını söylüyorlar. ''Peki nerede bu arazi sahipleri'' diye sorduğunuzda aldığımız yanıt bizi şaşırtmıyor: ''İstanbul’da, Ankara’da…''
Yani site canavarları, otel avcıları heryerde pusuya yatmış zamanını bekliyor….
Gökova izlenimlerinim birincisinde koylara denizden baktık... İkincisinde balıkçılar ve kendini doğaya adayan bir süngercinin portresi olacak.
Cengiz Erdil
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Bir Bono vardı; çek -senet oldu! 09.09.2010
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































