Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Bir Portre: ''Necmettin Bitlis''

Bir Portre: ''Necmettin Bitlis''

 

Necmettin Bitlis’i  Atv-Avrupa Televizyonu’nda ekrana gelecek bir program nedeniyle tanıdım… Soyadından da anlaşılacağı gibi Necmettin Bey Bitlisli bir aileden geliyor, ama kendisini Malatyalı olarak görüyor. 1928 Malatya doğumlu..

14 yaşında İstanbul’a gelen Necmettin Bitlis, Sultanhamam’da ticaretin inceliklerini öğreniyor, esnaf terbiyesini buradan alıyor. Sultanhamam tecrübesi O’nu da ilk önce tekstil tezgahlarına yöneltiyor. Dokuma fabrikası kuruyor.

Kimya Sanayinin duayenlerinden Necmettin Bitlis, 1963 yılında Kağıthane’de kurduğu tutkal ve reçine üretimi ile sektöre giriyor. Daha sonra “gülen Boya” polisan’ı kuran Bitlis Türkiye’de ilk özel liman kurucuları arasında…

NECMETTİN BİTLİS ÖZAL DÖNEMİNİN ETKİLİ İŞADAMLARI ARASINDA İDİ..

Türkiye’ye farklı bir vizyon getiren Turgut Özal’a,  “abi” diye hitap edecek kadar yakındı Necmettin Bitlis. Bitlis ve  Özal’ıın anneleri Malatya’da aynı okulda sıra arkadaşlarıydı…

“Özal beni severdi, çalışmalarımı takdir ederdi ancak O’nun bana yakınlığını asla iş hayatımda kullanmadım, döneminde tek kuruş kredi almadım” diyor Bitlis. Ama Özal sonrasında zorlandığını da itiraf ediyor… Sonra gelen iktidarlar beni 

Özal’ın adamı olarak gördü, önüme engeller çıktı” diyor.

ÇEVRECİ İŞADAMI

Necmettin Bitlis, bizleri önce Bebek’de bir koruda yeralan apartmanın üst katında ağırlıyor, balkona çıktığımızda sanki bir İbrahim Çallı tablosuyla karşı karşıyayız. Bebek koyu gözümüzün önünde… Boğaz'ın akıntısında salınan küçük tekneler, martı çığlıkları ve kuş cıvıltıları tabloyu canlı hale getiriyor…

Mütavazı döşenmiş apartman dairesinin çatı katı ise bir başka alem…

“BOSTANIM VAR BOĞAZA KARŞI”

Evet yanlış duymadınız... Necmettin Bey, çatı katını yemyeşil hale getirmiş. Biber, domates ve salatalık fidelerinin yanısıra karpuz da yetiştiriyor Bitlis… Bağ, bahçe ve kır  özlemini 60 yılı geçen çalışma hayatında yüreğinin bir yerinde taşıyan Bitlis, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın “kentdeki evlerin çatısı bahçelerle donatılsa ne güzel olur” sözünü bir kenara yazmış ve üç yıl önce bu çatı bahçesini  oluşturmuş. 

“Boğaza karşı böyle bir bahçenin ilk kurucusu benim” diyerek övünüyor Bitlis… Söz yeşilden ağaçtan açılınca bizi Dilovası’ndaki  fabrikasına davet ediyor.. Asıl sürpriz orada çünkü.

Bitlis Holding’e ait Poliport Limanı, Türkiye’nin ilk özel limanlarından. Fabrikanın hemen yanında Polisan Boya tesisleri yükseliyor… Yılda 130 bin ton konut boyasının üretebildiği tesislerin orta yerinde ahşap bir yapı gözalıyor..

ÇÖLDE BİR VAHA

Fabrika inşaatı sürerken şantiye binası olarak kullanılan yapı, Necmetin Bey’in o kadar hoşuna gitmiş ki, tesis inşaatı bitince, kıyamamış yıkmaya. Binayı çalışma ofisi haline getirmiş. Kimya ve boya tesislerinin tam ortasında dört bir tarafı ağaçlarla çevrili yapı, çölde bir vaha gibi.     

İNANILMAZ İŞ NASIL BAŞARILDI?

Doğa tutkunu  Necmettin Bitlis, başardığı muhteşem işi gezinin sonuna saklıyor... Kıyısını sanayi kuruluşlarının, sağını, solunu yapıların sardığı Dilovası’nda ciddi çevre sorunları yaşanıyor... İş, aş peşine düşen insanlar 30-40 yılda İzmit Körfezi çevresinde yığılınca sorunlar çığ gibi büyüdü... Yerel yönetimler de çarpık yapılaşmaya çanak tutunca  Dilovası’nda araziler talan edildi, ağaçlar kesildi, korular, ormanlar yok oldu. İşte Dilovası’ndaki son orman parçasını Necmettin Bitlis kurtardı. Öyküsüne gelince, Poliport ve Polisan  tesislerinin su ihtiyacı için orman alanına yakın bir yerde 30 dönüm arazisi bulunan Necmettin Bitlis, yöreye her gelişinde bazı arazilere kaçak yapılar yapıldığını görür duruma içerlermiş. “Biz para veriyoruz bazıları beş kuruş vermeden araziyi kapatıyor, fakir fukaraya satıyor” diye düşünürmüş ve bir gün orman alanının da talan edildiğini, asırlık Çınar ağaçlarının kesildiğini görünce gözyaşlarını tutamamış Bitlis. Hemen Orman Genel Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Kaymakamlığa, Jandarmaya şikayette bulunmuş. Aldığı cevapla daha bir yıkılmış Bitlis: “Koruyamıyoruz efendim” diyormuş, karşıdaki ses: “Maaş verdiğimiz korucular bile ormanı yağmalıyor, yağmalatıyor.'' Ve teklif yapmışlar Bitlis’e 5 bin dönüm orman alanını size verilim siz koruyun demişler. Bitlis, şöyle bir düşünmüş; 5 bin büyük, 2 bin dönümü koruyayım ve cümle aleme ibret olsun, görsünler de ders alsınlar demiş.

HEM DOĞAYI HEM TARİHİ KURTARDI..

Bugün 2 bin dönüm orman alanı  bin 200 kilometrelik demir parmaklılarla çevrili. Talan bu koruma alanının sınırına geldi bile. Bitlis, “keşke daha fazlasını koruyabilseydim, ama benim gücüm buna yetti” diyor.

Koruma alanına 20 yılda yüzlerce ağaç dikildi. Kesilen çınar ağaçlarının boyuna ulaşanları var artık. Çok geniş bir alan çimlendirildi ve küç ük bir dere rehabilite edildi. Necmettin bey’in oğlu Ertuğrul Bitlis de Dünya çöllerinden topladığı kaktüsler için  bir sera kurmuş. Belki de Türkiye’de başka bir örneği yok.

Necmettin Bitlis, 80’lik ihtiyar delikanlı koşar adımlarla gezdiriyor bize koruma alanını. Küçük şelaleye ulaşan taş merdivenleri “Siz mi yaptınız?” diye soruyoruz Bitlis’e: ''Hayır Bizanslılar yaptı, biz bulduk koruduk” diyor gülerek.

Burada Bizans dönemindeki su kanalları da ortaya çıkarılmış ve korunmuş. TEMA bu çabasından dolayı ödüllendirmiş Necmettin Bey’i. Ama O’nun derdi ödül falan değil. Tek dileği var Necmettin Bitlis’in. Karadeniz’in rüzgarını Marmara Denizi’ne taşıyan ve Ballıkaya Vadisi’nin kapısı sayılan koruma alanının sonsuza kadar yaşatılmasını istiyor. Hepsi bu…

 

Cengiz Erdil

 

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Kenan / (14.07.2009 13:48:40)

Özal dönemini lale devri gibi anımsamamıza bir örnekle daha şahit olduk sanki. Elinize sağlık Cengiz Bey.