Ana Sayfa | İletişim
cam ekran haber portalı

Boğaz'ın köprülü öyküsü

Boğaz'ın köprülü öyküsü

      ''İstanbul’un bir Anadolu yakası bir de Avrupa yakası var'' derlerse de inanmayın… Eskiden bir İstanbul vardı... O da bugünkü tarihi yarımada ile karşısındaki Beyoğlu idi. Teyzemin eşi doğma büyüme istanbullu olan rahmetli eniştem, Üsküdar’daki evinden çıkıp karşıya geçeceği zaman “İstanbul’a gidiyorum” derdi, yani İstanbul, Avrupa yakasıydı…

        İstanbul’un adını Anadolu yakasına köprüler taşıdı. İki yaka köprülerle bir araya geldi, İstanbul’u köprüler büyüttü… Ve İstanbul, İstanbul olalı 40 yıldır  köprü zulmü  yaşıyor… İstanbul son 40 yıllık tarihine  üçüncü köprüyü de sığdıracak..
        Üçüncü köprü tartışmaları 1998 yılında alevlendiğinde Arnavutköylüler isyan etti... Semtlerin tarihi bir mekan olduğunu söyleyen Arnavutköylüler 80’li yılların belediye başkanı Bedrettin Dalan’ın boğaza kazık çakarak yaptırdığı sahil yolu için fazla seslerini çıkarmadılar ama üçüncü köprüye şiddetle karşı koydular… Her Pazar günü ellerindeki pankartlarla boğaz kıyısını doldurdular. Ama zaten köprü oraya yapılmayacaktı, plan önceden devreye sokulmuştu. Kentin yeşil alanlarına göz dikilmişti.

      ''Boğaza bir köprü lazımdı ancak köprü kentin kuzeyine yapılmalıydı.'' Yön belirlenmişti, 'Kuzey' sözcüğünün ağızlardan dökülmesi yetti. İstanbul ormanlarını yok edecek Üçüncü Köprü’nün temelleri aslında o tarihlerde atıldı.
       Emlak hareketlerini 90’lı yılların sonundan bugüne dikkatlice takip edin. Kentin neresinde yapılaşmanın arttığını, plazaların yükseldiğini, sitelerin oluştuğunu görürsünüz. İşte Avrupa yakasında Kemerburgaz, işte Anadolu yakasında Beykoz çevresi...
      Beykoz ve Kemerburgaz’daki ormanların nasıl oylum oylum oyulduğunu hava fotoğraflarıyla gazetelerde, muhabir anlatımlarıyla televizyonlarda çok gördük.

KÖPRÜ ÇÖZÜM DEĞİL…

      İstanbul Boğazı’na yapılan her köprü yeni bir köprü ihtiyacını daha ortaya çıkarıyor. Yıllarca metro çalışmalarını pahalı bularak erteleyen kent yöneticilerinin hataları artık tarihte yerini aldı. Metro inşaatları 60 yıl önce başlasaydı İstanbul bugünkü sorunları yaşamayacaktı, bu kesin. 
      İstanbul trafiği artık dur-kalk yerine durup bloke olma dönemine girdi bile. Sabah ve akşam saatlerinde trafik nereyse duruyor.
      Şimdi bu yılın başında yitirdiğimiz Dünyaca ünlü mimarımız Turgut Cansever’e kulak verelim: “3. Köprü fil gibi: Üçüncü köprünün yapılması düşünülen yer çok kıymetli bir şehir dokusu ve oradaki bir köprü tıpkı züccaciye dükkânına giren fil gibi duracak, şehre girip ortalığı yakıp yıkacak. Köprü yapmak trafik sorununa çare olmuyor. İkincisi yapıldığında birincisindeki trafiği azaltmadı, artırdı. Üçüncüsünü yapmak, dördüncü ve sonrasına neden olacaktır. Şimdi Manhattan ve Broklyn arasındaki çok sayıdaki köprü örnek gösteriliyor. Ama orada köprülerin bozacağı bir doğa veya tarih yok, taş yığınından ibaret bir yerleşim. Ve orada köprülerin altında tüp geçit de var. Onları örnek alan bizim karayolcularımız, 'Üçüncü köprü yapılır, medeniyet gelir' diyor. Bence köprü yapmak Bedeviliktir”
      Peki bu tartışmalar arasında Arnavutköy-Kandilli arasında yapılacak üçüncü köprü projesi ne oldu? diye bir soru aklınıza gelebilir. O proje iki köprü arasında kent ulaşımına çözüm getirebilirdi. Projenin uzmanları işi ciddiye almışlar, sanki köprü yapılacakmış gibi günlerini, aylarını harcamışlardı. Köprünün üzerinde öncelikle raylı sistem yeralacaktı. Ayrıca hem Avrupa hem Anadolu yakasındaki geçiş güzergahı büyük ölçüde tünellerden oluşacaktı. Amaç transit araç trafiğinden çok kentiçi trafiği hafifletmekti. Kentin iki yakadaki merkezi semtlerine bağlantılı yollar ve metro hattı planlanmıştı. 
     Üçüncü köprüye karşıyız ama hiç olmazsa bu olsun diyoruz. Ama artık biliyoruz çok geç. Köprü Kuzey’e yapılacak... Yine saf yurttaş olarak dileyelim ki üzerinde raylı sistem olur.

Cengiz Erdil

Yazarın sitede yer alan tüm yazıları


Yorumlar

Bu Yazıya Yorum Eklenmemiştir. İlk yorum yazan siz olun