Son Yazıları : | Büyükada’da bir at öldü | Bir “Issız ada” denemesi | Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri |
UNESCO Türkiye'den ne istiyor ?
Türkiye ile Birleşmiş Milletler’in Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO arasındaki ilişkiler son beş yıldır daha sıkça gündeme geliyor.
Gündemin odağında Türkiye’deki tarihi alanların korunmasıyla ilgili projeler var.
Hemen hatırlatalım Türkiye UNESCO Sözleşmesini’ni imzalayan dünyadaki ilk 20 ülke arasında yeralıyor. İmza tarihi 20 Mayıs 1946.
Yani Türkiye UNESCO’nun neredeyse kurucu üyesi. Bugün sözleşmede imzası bulunan ülke sayısı 191.
Anadolu’nun bir “uygarlıklar müzesi” olduğu düşüncesine sıkı sıkıya bağlı olan UNESCO, tarihi mirasın korunması ilkesinden yola çıkarak hemen her toplantısında Türkiye’ye ayrı bir yer veriyor.
Son beş yıldır bu toplantılarda adı en çok geçen kent ise İstanbul.
İstanbul Dünya Kültür Mirası listesinde olan bir kent.
2006 yılında Litvanya’nın Vilnius kentinde düzenlenen toplantıda İstanbul Raporu ele alındı ve kentin listeden çıkarılarak “Tehdit Altındaki Kültürel Miras” listesine alınması istendi.
Tartışmalar sonunda Türkiye’ye süre verildi. Heyetlerin biri geldi biri gitti. Raporlar hazırlandı.
2008’de Kanada’nın Quebec kentinde yapılan zirvede yine İstanbul masaya yatırıldı. İstanbul’da yerel yönetimin ve Türk hükümetinin üzerine düşeni yapmadığı kentteki koruma planlarında tarihi yapıların yeterince korunmadığı, korunanların da yanlış restorasyona kurban gittiği rapor edildi. Ve yine Türkiye’ye süre verildi.
Geldik bugüne...
UNESCO'nun bu seferki toplantıları İspanya’nın Sevilla kentinde. Gündemde yine İstanbul var. Ve İstanbul bu kez "Tehdit Altındaki Kültürel Miras" listesine alınabilir.
Dünya Kültür Mirası Komitesi’nin "Dünya Kültür Mirası" taslak raporunda; İstanbul’da Osmanlı döneminden kalma ahşap binaların korunması, Sultanahmet’teki otel inşaatı, Haliç’te metro geçişi ve ulaşım master planı gibi uygulamaların İstanbul’un kültür mirasını tehdit ettiği belirtildi.
UNESCO aslında, "doğal ve tarihi ortamı bozmadan yapın işlerinizi" demeye getiriyor. Mesela Sulukule’de soylulaştırma ve yerel topluluğu dağıtmayı amaçlayan kentsel projeye karşı çıkıyor. Yani yüzyıllardır burada oturan çingenelerden ne istiyorsunuz diyor.
"Haliç’ten geçecek metro köprüsü kentin siluetini bozmasın, tarihi dokuyu örtmesin" diyor.
"Ulaşım planlarını mümkün olduğunca yeraltına çekin... Ancak kazarken de çıkan tarihi eserleri koruyun" diyor…
Gördügünüz gibi UNESCO kötü sözler söylemiyor.
UNESCO'nun öngördükleri zaten yapılan çalışmalar üzerine. Mesela Sulukule çalgıcı takımıyla önemli bir turizm merkezi haline getirilebilirdi. Birbirine adeta sırt veren ahşap ve derma çatma konutlar onarılır, küçük lezzet durakları açılır, bir de geleneksel müzik okulu kuruldu mu burası New Orleans’a benzerdi. Ama bu uzman görüşleri hiçbir zaman hayata geçirilmedi.
Gelelim Sultanahmet Meydanı’ndaki otel inşaatına... Four Seasons Oteli’nin ek binasının inşaat ruhsatını mahkeme iptal edince buradaki tarihi alanın korunması için yapılan çalışmalar da durdu. Çöp yığınlarıyla kaplı bir alandı burası… Akşam karanlığı çöktü mü insan geçmeye korkardı… UNESCO işte bu tarihi alanı "otel yapmadan koruyun" diyor…
UNESCO Marmaray’a da karşı değil... Hatta tünel kazıları sırasında çıkarılan ve korunmasında büyük başarı gösterilen antik hazine için övgü dolu ifadeler kullanıyor. Ama UNESCO Harem ve Kumkapı arasında yapılması düşünülen karayolu tüp geçişine karşı çıkıyor.
UNESCO raporuna göre, sözkonusu tünel, Sultanahmet’in hemen batısından geçeceği için tarihi yarımadanın kalbine ve Boğaz’ın doğu yakasına ağır bir trafik yükü getirecek.
Rapora göre, Sultunahmet, Süleymaniye ve Haliç kıyılarındaki pek çok ahşap evin korunmasına yönelik herhangi bütünlüklü bir koruma planı ya da rehabilitasyon programı bulunmuyor.
Evet, şimdi İstanbul’u sevenler ve sevmeye çalışanlar olarak düşünelim. UNESCO bu kentin kötülüğünü mü istiyor? Hayır. UNESCO zaten yürüyen projeler üzerine fikir üretiyor. UNESCO’ya göre yetki karmaşası giderilir ve koordinasyon sağlanırsa bazı projeleri maliyetinin altında bile gerçekleştirmek mümkün. Yeter ki kaldırım belediyeciliği uygulanmasın… Birileri zengin olacak diye kentin her yerini kırıp dökmeye gerek yok… Uğraşacaksanız yedi tepeli kentin altı var… Buyrun kazın yüzlerce kilometrelik metro hatlarının yapımı sizi bekliyor….
Son söz olarak bir kez daha diyorum ki UNESCO’ya kızmayın. Bu kenti bizim kadar tüm dünyanın sevmesi inanın Türkiye’nin ve İstanbulluların çıkarına...
Cengiz Erdil
28.06.2009
Yazarın sitede yer alan tüm yazıları
- Büyükada’da bir at öldü 05.09.2010
- Bir “Issız ada” denemesi 29.08.2010
- Çilesi bitmeyen halk: Ahıska Türkleri 23.08.2010
- İstanbul'da deprem olacak 15.08.2010
- Tuzla tersaneleri kalıcı mı gidici mi? 06.08.2010
- İstanbul Meydanları 03.08.2010
- Güllük Körfezi'nden notlar...(Balık çiftlikleri, yabancıya konut ve organik ürünler üzerine) 27.07.2010
- Darüşşafaka'nın tarihi binası kent müzesi olmalı 20.07.2010
- Öğrenci ödevleri 15.07.2010
- İstanbul bir gün, "çaat diye çatlayacak!" 10.07.2010
- Petrol imparatorları Boğazları ne kadar önemsiyor? 02.07.2010
- Kültür başkentinde havadan görüntüler 26.06.2010
- Yazıklar olsun! 20.06.2010
- Soysuz bir kenti soylulaştırmak! 13.06.2010
- Türkiye'deki Avrupalı göçmenler 11.06.2010
- İstanbul'un iki köyü: Garipçe ve Poyraz... 08.06.2010
- Geleceğin kentleri 05.06.2010
- Kara Afrika'daki kara Türkler 04.06.2010
- Yüzyılın golünü yediniz..“Geçmiş Olsun” 31.05.2010
- DİREN-İŞÇİ… 28.05.2010
- Bir ortak akıl: "Küresel İlkeler Sözleşmesi" 24.05.2010
- Bir Anadolu efsanesi: "Şenol Güneş" 20.05.2010
- Marmara Denizi ağlıyor 12.05.2010
- Kültür Başkenti İstanbul'da Japonya yılı 08.05.2010
- Topkapı Sarayı'nda bir Pazar günü 05.05.2010
- Bu alan 1 Mayıs alanı 02.05.2010
- Türkiye'nin seri katilleri de sınıfta kalıyor! 29.04.2010
- Lüfer için imza kampanyası varmış 22.04.2010
- Saraybosna geleceğini arıyor 15.04.2010
- Bir yazılım ustası: Ali Murat Erkorkmaz 08.04.2010
- KKTC'de yatırım yapmak 03.04.2010
- İstanbul mutfağı 26.03.2010
- Gergin toplum hastalığı: "Kutuplaşma" 20.03.2010
- İkinci Abdülhamit'in fotoğraf albümleri 14.03.2010
- Motosiklet Tutkusu 02.03.2010
- Dedeman ödüllerine farklı bir bakış... 27.02.2010
- Denizleri sevmekle başladı herşey 23.02.2010
- Eğlence sektörü nereye koşuyor? 18.02.2010
- Yıldız Sarayı'nda bir "yıldız" (IRCICA Kütüphanesi) 13.02.2010
- Kazananlar bu Tivi'yi izliyor ya kaybedenler! 06.02.2010
- Türk döneri Amerikan hamburgerine karşı 30.01.2010
- "Üçüncü göz": kameramanlar 23.01.2010
- Sessiz ve derinden, bir "Sedat Abayoğlu" Öyküsü 16.01.2010
- Kültür Başkenti'nin çocukları uyuyor..."Uyandırın" 06.01.2010
- Tüp bebek uygulamasında erkek tarafı 31.12.2009
- Turizmcilerle Kastamonu yollarında.... 21.12.2009
- Karadeniz'de betondan vadiler 07.12.2009
- Salına salına gelen karbon, salına salına gider mi? 26.11.2009
- İki anıt: Halil İnalcık ve Burhan Doğançay 18.11.2009
- Bir Kültür Fotoğrafçısı 13.11.2009
- Gökova Körfezi'nde Orkinos Sürülerinin Peşinde 03.11.2009
- At, Ok-Yay ve Sivas 24.10.2009
- Anuga'ya Türkiye damgası 16.10.2009
- Bu nasıl bir hayat? 12.10.2009
- Didim-Bodrum arası 04.10.2009
- Kitap okuma oranı neden düşük? 27.09.2009
- Sıradan bir bayram yazısı (''Ekip'' üzerine aforizmalar) 18.09.2009
- İstanbul'u sel aldı 11.09.2009
- Albümdeki balıklar 04.09.2009
- İstanbul'da boş yer çok! 29.08.2009
- Türkiye üzerine yazan ilk Amerikalı 22.08.2009
- İşsiz tiryakinin çeşitli kampanyalar eşliğinde İstanbul turu 13.08.2009
- Güllük Körfezi'nde neler oluyor? 07.08.2009
- ''G'' Noktası ve daha ilerisi 30.07.2009
- Gökova İzlenimleri -2- 26.07.2009
- Gökova İzlenimleri -1- 19.07.2009
- ''Boğaziçi'ndeki Almanya'' 15.07.2009
- Bir Portre: ''Necmettin Bitlis'' 13.07.2009
- Dolmuş kuyruğunda 10.07.2009
- Boğaz'ın köprülü öyküsü 05.07.2009
- Derin erkek sessizliği 01.07.2009
- UNESCO Türkiye'den ne istiyor ? 28.06.2009
- Anadolu Yakası'nın da nurtopu gibi bir Gökkafes'i oldu ! 23.06.2009
- İstanbul Boğazı üzerine 17.06.2009
- İstanbul'dan bir yol izlenimi 12.06.2009
- Kıbrıs izlenimleri 08.06.2009



































